
Ahlak, iyi davranışlarda bulunmak ve kötü davranışlardan uzak olmaktır. İyiden maksat Allah’ın ve Rasulünün hoş göreceği şeyler, kötüden maksat ise zıtlarıdır. Çocukların fıtrat üzere doğması ahlakın en temel işaretidir.
Ahlak, dar ve basit anlamıyla bir insanın söz ve davranışlarının uyumu demektir. Kişinin ne söylerse ona uygun davranması ve ne yaparsa ona uygun sözler sarf etmiş olmasıdır. Yani kişinin ilkeli ve tutarlı olmasıdır. Ahlak ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün prensibini edinmek, kısaca özü sözü bir olmaktır. Bu anlamda ahlak, güzel söz söylemek, söylediğini yapmak, yaptığını söylemektir.
Ahlak, geniş ve derin anlamıyla da daha başka ve öz anlamlar kazanır. Ahlak kelimesinin kökeni Arapça “hulk” kelimesinden gelmedir. Arapça “halak” kelimesi Allah’ın geniş anlamda her şeyi yaratışını, “hulk” kelimesi ise özelde “ruh”u yaratışını ifade eder. Ruhu yani insanın gerçek özünü yaratışını ifade eder.
Ahlak bir açıdan “hulk” kelimesinin çoğuludur ve huylar, seciyeler anlamına gelir. Dolayısıyla gerçek ve derin anlamda ahlak, insanın “hulk” üzere, yaratılış üzere olmasıdır. Başka bir ifade ile geniş anlamda ahlak, kişinin yaratılış üzere fıtrat üzere olması demektir. Gerçek ahlak dediğimiz de budur.
Eğer kişi bir başkasından çekindiği veya bir beklenti içinde olduğu için söz ve davranış üretiyor ve bunların uyumu için çalışıyorsa bu gerçek ahlak sayılmaz. Bu durumda gerçek bir öz ahlaktan bahsedilemez. Olsa olsa korku, çıkar, vb. nedenlerle yozlaşmış veya gösterişe dönüşmüş bir ahlak söz konusu olabilir.
Bir açıdan da ahlak, eşrefi mahlukat olan yani yaratılmışların en şereflisi olan insanın bu şerefi taşımasıdır. Bu şerefi daha yukarılara taşımak yani kamil insan olmak insanı yüksek ahlaka yani “güzel ahlak”a götürür. Yüksek ahlak kişiyi yükseltmekle bırakmaz aynı zamanda olgunlaştırır. Olgunlaşan insan artık her koşul altında hayatın bütününe ve her anına ahlak üzerinden bakar. Ve kişi kendi hayatını ve alanını ahlaki temelde inşa eder.
Bir de insanın yaratılıştan kazandığı şerefini düşünmeden, onu korumadan yaşaması var. Yani söz ve davranışlarının uygunsuzluğu var. Bu ahlaktan çok ahlaksızlıktır. Aslında ahlaksız demek, sadır olan davranışları beyan ettiği sözlere uymayan insan demektir.
Bunun yanında bir de doğuştan kazandığı ve taşıdığı şerefi daha fazla sürdüremeyen, insan onurundan ve insani hasletlerden uzaklaşan düşük ahlaklı insanlar vardır. Bunlar yaratılmışların en sefili olanlar yani esfeli safilin olanlardır. Şüphesiz ahlaksız ve düşük ahlaklı insanlar, en sefil ve hüsran içinde olan insanlardır.
Sonuç olarak Ahlak, yaratılışa uygun davranış geliştirmektir. Ahlak, tüm insan, eşya ve dünya ilişkilerinde yaratılışa uygunluk demektir.
Ahlak, iyi davranışlarda bulunmak ve kötü davranışlardan uzak olmaktır. İyiden maksat Allah’ın ve Resulünün hoş göreceği şeyler, kötüden maksat ise zıtlarıdır. Çocukların fıtrat üzere doğması ahlakın en temel işaretidir. “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” şiarı, aslında bütün peygamberlerin getirdiği davranışların bizim Peygamberimiz tarafından tam ve eksiksiz hale getirilmesidir. “Din güzel ahlaktır”, hadisi çok kapsayıcı, kucaklayıcı ve kuşatıcı bir tariftir. Ahlakın temeli fıtrattır, İslam’dır. Ve hayat “Güzel Ahlak”tır.






