Kılıçdaroğlu'nun CHP'si din ve laiklik

İsmail Özcan
00:005/08/2012, Pazar
G: 4/08/2012, Cumartesi
Yeni Şafak
Kılıçdaroğlu'nun CHP'si din ve laiklik
Kılıçdaroğlu'nun CHP'si din ve laiklik

Cumhuriyet tarihi boyunca din ve dindarlar karşısında oluşmuş çok kötü, olabildiğince negatif imajı bir kitapla, bir iki demeçle değiştirebileceğini sanmak, Türkiye'deki toplumsal gerçeklikten hiç habersiz olmak demektir.

Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığındaki CHP 34. olağan kurultayını gerçekleştirdi. Bu kurultay çok partili demokratik hayata geçilmesinden bu yana CHP'nin barış ve sükûnet içinde ve eski deyimle suhuletle gerçekleştirdiği ender kurultaylardan biriydi. Parti içi hiziplerin, kliklerin birbirine girdiği, kurultay zeminini savaş alanına döndürdüğü, sandalyelerin havada uçuştuğu kurultaylardan sonra gerçekleşen bu kurultay Kılıçdaroğlu'nun başarı hanesine kayıt edilmesi gereken alışılmamış bir gelişmedir. Kılıçdaroğlu ayrıca kurultayın her aşamasındaki çalışmalara ve seçimlere egemenliği ile de liderliğini ve geleceğe yönelik performansını belli ölçülerde kanıtlamıştır.

Medyada bu kurultayla ilgili birçok değerlendirme yapılmış, Kılçdaroğlu ile de çok sayıda görüşme gerçekleştirilmiştir. Bunlardan birini de Milliyet gazetesi yazarları gerçekleştirmiştir. Milliyet gazetesinde yer alan görüşmede doğrusu CHP için geçmişte pek alışılmamış; tekçi değil çoğulcu, değişimci, özgürlükçü, eşitlikçi düşünceler öne sürüyordu.

BİR KİTAP, İKİ AÇIKLAMA İLE SORUN ÇÖZÜLMEZ

Bunlardan biri de CHP'nin dine ve dindarlara bakışı ve yaklaşımı ile ilgiliydi. İlgili soru ve cevap şöyleydi:

'Soru: Kurultay konuşmanızda muhafazakâr kesime hiç seslenmediniz. AKP'nin oturduğu bir muhafazakâr İslamcı alan var. Oraya dönük bir projeniz olacak mı?

Cevap: Toplumun bizim mütedeyyin dediğimiz kesimine hep saygı duyduk. İhsan Özkes 'Atatürk, CHP ve Din' adlı bir kitap yazdı. Bu kitabı binlerce bastık, dağıttık; CHP'yi bilsinler diye...'

İşte Kılıçdaroğlu'nun ve dolayısıyla yeni CHP'nin bütün sorunu burada. Cumhuriyet tarihi boyunca din ve dindarlar karşısında oluşmuş çok kötü, olabildiğince negatif imajı bir kitapla, bir iki demeçle değiştirebileceğini sanmak, Türkiye'deki toplumsal gerçeklikten hiç habersiz olmak demektir. Türkiye'de en zor şeylerden biri Kemal Kılçdaroğlu'nun deyimiyle 'mütedeyyin' kesimi CHP'nin dine ve dindarlara saygı göstereceğine inandırabilmektir. Laikliği en katı en radikal adeta din karşıtlığı gibi uygulamakla tanınmış, dindarlığı dört duvar arasına hapsetmeye çalışmış, kamusal alanda hiçbir dini görünürlüğe tahammül etmemiş bir partinin ve zihniyetin 'ben artık değiştim' demekle kamuoyundan kolayca onay alamayacağı çok açık değil midir? Uzun yılların deney ve gözlemlerine dayanan olumsuz kanaatleri bir kitapla, bir demeçle olumluya çevirmek hiçbir yerde kolay olmamıştır. Bundan da önemlisi CHP'nin kendisinin Kılıçdaroğlu'nun temenni ettiği istikamette değişmesi kolay olmayacaktır. Çünkü bu partinin genetik yapısına dönüşmüş olan dayatmacı, otoriter laiklik anlayışı; dine karşı önyargı; dindarlara potansiyel şeriatçı ve cumhuriyet düşmanı olarak yaklaşımı kolayca terk edebileceği alışkanlıklar değildir.

Böyle bir CHP'yi içine girerek test etmiş olan Yaşar Nuri Öztürk'ün yazdıkları ve programlarına çıktığı TV kanallarında söyledikleri ne yazık ki Türkiye'de layık olduğu oranda dikkati çekmemiştir.

CHP'NİN DİNE BAKIŞI

Yaşar Nuri Öztürk CHP içinde politika yapmaya başlayıp bir dönemi bile tamamlamadan bu partiden istifa ederek ayrılmasından sonra yazı yazdığı gazetelerde ve katıldığı TV programlarında CHP'nin dinle ilgili sorununun dinin doğru anlaşılması, sömürü aracı yapılmaması, laikliğin de bunu sağlayacak şekilde uygulanması olmayıp dinin ve inancın bizzat kendisiyle olduğunu birçok defa ifade etmiştir. Kamuoyunda laik, modern, çağdaş bir ilahiyatçı-akademisyen olarak çok iyi tanınmasına rağmen bu CHP'nin kendisini bile dışladığını; Allah'a, Kur'an'a, inandığı için kendisine molla, hoca efendi diye baktığını bir şikâyet olarak gerekli zeminlerde dile getirmiştir. Sıradan bir vatandaşın bunları söylemesi doğal olarak o kadar önemsenmeyebilir, ama Yaşar Nuri Öztürk'ün söylemesi yeni CHP'yi ve onun imaj değişikliği peşindeki lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu mutlaka düşündürmelidir. Çünkü tecrübeler liderlerin başarılarının haklı eleştirilerden doğru dürüst yararlanmalarıyla, geçmişteki yanlışları tekrarlamamalarıyla sıkı sıkıya bağlantılı olduğunu göstermektedir.

* Eğitimci