Tek tip üniforma eğitimden soğutur

Ufuk Coşkun
00:0012/05/2012, Cumartesi
G: 11/05/2012, Cuma
Yeni Şafak
Tek tip üniforma eğitimden soğutur
Tek tip üniforma eğitimden soğutur

Tek tip kıyafet uygulamasıyla sözüm ona disiplinli ve sorumlu birer vatandaş olmaları bekleniyor çocuklardan. Oysa bu türden uygulamalar çocukları hem derslerinden soğutmakta hem de özgürce seçme iradelerini ortadan kaldırmaktadır.


Uzun zamandır İstanbul'un bazı okullarında kılık kıyafet yönetmeliğine uymadığı gerekçesiyle ilkokul öğrencilerinin okul idarecileri tarafından ceza olarak evlerine geri gönderildiği ya da velilerin okula çağrıldığı haberleri geliyor. Okula kadar gelen bir ilkokul öğrencisinin sırf kot pantolon ya da farklı renkte bir elbise giydi diye arkadaşlarının önünde rencide edilip ceza olarak evlerine geri gönderilmesi bakıldığında ahlaki, vicdan ve evrensel eğitim ilkeleriyle örtüşmeyen vahim bir durumdur. Bu yasakçı ve dışlayıcı tutum aynı zamanda bireyin öğrenim hakkının engellemesi gibi ciddi bir hak ihlalini de beraberinde getirmektedir. Çünkü hiçbir okul idarecisinin okula kadar gelen bir öğrenciyi hangi gerekçeyle olursa olsun üstelik İstanbul gibi bir şehirde evine geri gönderme hakkı bulunmamaktadır.

TEK TİP KİYAFETİN SAKINCALARI

Tek tip kıyafet uygulamasıyla sözüm ona disiplinli ve sorumlu birer vatandaş olmaları bekleniyor çocuklardan. Oysa bu türden uygulamalar çocukları hem derslerinden soğutmakta hem de özgürce seçme iradelerini ortadan kaldırmaktadır. Bilindiği gibi çocukların giyimlerine olan düşkünlüğü ortadadır. Çocuk gelişim uzmanlarının da ifade ettikleri gibi çocuğun dünyası çok zengin ve çeşitlidir. O rengârenk kurguladığı dünyasında mutlu bir yaşam sürdürürken okulda dayatılan tek-tip kıyafet ve bu türden eve geri gönderme gibi cezai yaptırımlar onun bu dünyasına ciddi zararlar vermektedir. Bu durum zamanla çocukta 'okul neden benim sevdiğim ve tercih ettiğim şeylere bu denli karşı' sorgulamasına yol açmaktadır. Ve buda çocukları gittikçe okul ortamından soğumaktadır. Bir bakıma tek parti düşünce tarzının bir ürünü olan bu tür bir üniformacılık anlayışının sorgulanması ve üzerinde durulması gerekmektedir.

Militarist eğitim anlayışının en somut örneklerinden olan bu türden uygulamaların aslında bireye ciddi bir itaat kültürü empoze etmek istediği ortadadır. Bireyin en tabii haklarından biri olan kılık-kıyafetini seçme ve istediği gibi giyinme hakkı bilindiği gibi bir dönem çıkarılan kanunlarla ciddi bir ihlale dönüşmüştür. Örneğin insanlar, şapkasız sokağa çıkmanın yasaklandığı, itiraz edenlerin ise mahkemeler tarafından cezalandırıldığı kısacası bireysel tercihlerine saygı duyulmadığı bir dönemden geçmişler. Bu uygulamaların da laiklik, ilericilik ve çağdaşlık adına yapıldığını söyler tarihçiler. Kuşkusuz eskisi kadar olmasa da benzer bir anlayışın, dünyanın geldiği bu noktada hala eğitim kurumlarında varlığını devam ettirdiğini görüyoruz. Çünkü mevcut milli eğitim sistemi çocukların ve öğretmenlerinin okula hangi kıyafetlerle geleceğini yasa ve yönetmeliklerle belirlemiş durumdadır.

KILIK KIYAFET YÖNETMELİĞİ

Örneğin Kamu Kurum ve Kuruluşlarda Çalışan Personelin Kılık Kıyafetine Dair Kanun Yönetmeliğe bakıldığında yönetmeliğin en ince ayrıntılara varana kadar değindiğini görmekteyiz. Yönetmelik kadın personel için;

'Elbise, pantolon etek temiz, düzgün, ütülü ve sade, ayakkabılar ve/veya çizmeler sade ve normal topuklu, boyalı, görev mahallinde baş daima açık, saçlar düzgün taranmış veya toplanmış, tırnaklar normal kesilmiş olur. Ancak bazı hizmetler için özel iş kıyafeti varsa görev sırasında kurum amirinin izni ile bu kıyafet kullanılır. Kolsuz ve çok açık yakalı gömlek, bluz veya elbise ile strech, kot ve benzeri pantolonlar giyilmez. Etek boyu dizden yukarı ve yırtmaçlı olamaz. Terlik tipi (sandalet) ayakkabı giyilmez' der.

Erkek memurlar için ise; 'Elbiseler temiz, düzgün, ütülü ve sade; ayakkabılar kapalı, temiz ve boyalı giyilir. Sandalet veya atkılı ayakkabı giyilmez. Bina içinde ve görev mahallinde baş daima açık bulundurulur. ... Kravat takılır, kravatı örtecek şekilde balıkçı yaka veya benzeri süveterler giyilmez. Hizmet gereğine uygun olarak verilmişse tek tip elbise giyilir. Bu Yönetmeliğe aykırı hareket edenlere 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun disiplin cezalarına ilişkin hükümler uygulanır' der.

Bakıldığında yönetmelik birazda dönemin ideolojik kamplaşmalarının da etkisiyle çıkarıldığı izlenimi vermektedir ancak hala geçerliliğini koruyan ve bireyi bir hayli kısıtlayan bir yönetmelik durumundadır.

Öğrenciler için kılık kıyafet yönetmeliğinde son yıllarda eskiye oranla bir esnemenin olduğu muhakkak. Bilindiği gibi eskiden tüm okullarda çocuklar siyah önlük giyer beyaz yakalık takarlardı. Şimdilerde hiç değilse bu uygulamadan vazgeçildi. Ne var ki tek-tip kıyafetten hala vazgeçilmedi. Çünkü yönetmelikte 'bir okulda aynı tip kıyafet olmak kaydı ile' şartı getirilmiştir. Neticede bu yönetmelik yazımın başında da ifade ettiğim gibi okul idarecilerin elinde ciddi bir hak ihlaline dönüşebilmektedir.

KILIK KIYAFET SERBEST OLMALIDIR

Bilinmelidir ki bir insanın giyimine yapılan müdahale aynı zamanda insanlığına yapılmış bir müdahaledir. Bu hakikat doğrultusunda çocukların artık istedikleri kıyafeti giyebilmelerinin önü açılmalıdır. Aksi takdirde yönetmeliklere sarılarak saç kesme ve eve gönderme gibi öğrenciyi rencide edici bir takım suiistimaller sürekli olacaktır. Eğer bireyi ve değerlerini önceleyen bir eğitim anlayışının yerleşmesini arzu ediyorsak eğer öğrenciler için de memurlar için de tek-tip kıyafet dayatmasından vazgeçilmelidir. Bu anlamda kılık kıyafet yönetmeliğin insanın doğasına aykırı bir yönetmelik olduğu bilinmelidir. Türkiye'de gerek eğitimcilerin gerekse öğrencilerin yaratıcılığını ve verimliliğini engelleyen bir uygulamadır bu aynı zamanda. Çünkü gerek öğrencilerin ve gerekse eğitimcilerin en verimli olduğu zaman dilimi kılık kıyafette yaz uygulamasına geçildiği zaman dilimidir.

Eğitimde öncelik kılık kıyafet olmamalıdır mühim olan öğrencilerin ve eğitimcilerin kendilerini özgür hissetmeleri ve bilgiyi özgür ortamlarda paylaşmalarıdır. Bu türden yasaklar ve dayatmalar bireyin kişilik gelişimine olumsuz yönde etkilemektedir. Bireyin kişisel tercih hakkı da yok sayılmaktadır. Bu durum eleştirel bakış açısını zedelediği gibi bireyi tamamen kontrol edilebilir, itaatkâr bir konuma indirgemektedir. Bilindiği gibi demokratik dünyada böyle bir zorlama yok. Artık bizde de bu tür eskiden kalma uygulamaların kaldırılması gerekmektedir.

* Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi Koordinatörü (ufukcoskunn@gmail.com)