TRT 6'nın anlamı ne eksiğini ne tamamlar

Salih Akın
00:007/01/2009, Çarşamba
G: 7/01/2009, Çarşamba
Yeni Şafak
TRT 6'nın anlamı ne eksiğini ne tamamlar
TRT 6'nın anlamı ne eksiğini ne tamamlar

TRT-6, Kürtçe'ye resmi bir statü verilmesiyle ve anadilde eğitim imkanının sağlanmasıyla toplumsal bir anlam kazanabilir ancak. Kürtçe'nin statüsü, Kürtlerin siyasi ve sosyal konumlarının yansıması olacaktır

TRT-6 kanalının başladığı Kürtçe yayınlar, basında ve kamuoyunda beklenen ilgiyi görerek işitsel-görsel medyaların bir parçası olma yolunda. Kaliteleri ve içerikleri ne olursa olsun, kesintisiz 24 saat Kürtçe sinema, röpörtaj, çizgi film, belgesel film yayınlayan TRT kurumunun bu açılımını tarihi bir adım olarak nitelemek yersiz değildir. Bu adımın neden tarihsel bir anlam içerdiğini kavramak için, Kürtçe'nin 1980 yıllarındaki durumunu kısaca anımsamak yeterli. Bilindiği gibi, 22 Ekim 1983 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2932 sayılı "Türkçe'den başka dillerde yapılacak yayınlar hakkında Kanunu"nun, 3. maddesi "Türk vatandaşlarının anadili Türkçe'dir" tanımını yaparak, "Türkçe'den başka dillerin anadil olarak kullanılmasına ve yayılmasına yönelik her türlü faaliyette bulunulmasını" yasaklamıştı. Söz konusu kanun, 2 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı "Terörle Mücadele Kanunu" ile yürürlükten kaldırılmasına rağmen, Kürtçe'nin basında ve toplumsal ilişkiler çerçevesinde serbest kullanımı önündeki engeller tamamen kalkmış değildi.

Dün aile ocağında bile kullanılması engellenmek istenen Kürtçe, bugün kesintisiz 24 saat televizyon yayınlarıyla iletişim aracı olarak kullanılıyor. Bu nedenlerle, TRT'nin başlattığı Kürtçe yayınlar, Kürt vatandaşların anadillerinde televizyon yayınları izlemeyebilmelerinin ötesinde, toplumsal bir tabunun yıkılmasının simgesi dir.

RESMİ STATÜ NE OLABİLİR?

Çok kültürlü ve çok dilli ülkelere özellik bu olumlu gelişmeler ve aynı zamanda çağdaş ve demokratik toplumun gerekleri, Kürtçe'nin ülkemizdeki resmi statüsünü ve Kürtçe eğitim sorununu tartışma konusu yapması açısından önem taşır. Zira serbest kullanımını engelleyen yasal mevzuatlar giderek yürürlükten kaldırılırken, milyonlarca vatandaşın anadili olan Kürtçe henüz resmi bir statüye kavuşmuş değil. Diğer yandan, anadillerinde eğitim-öğretim göremeyen, anadillerinde kendilerini rahatça ifade edemeyen Kürt vatandaşlara yönelik televizyon yayınlarının, meşru hakları olan anadil eğitimi sorununa herhangi bir çözüm getireceğini düşünmek zor görünüyor.

Kürtçe'nin, ülkemizin dışında da yaşayan ve sayıları 30 milyonu aşan önemli bir nüfus tarafından konuşulduğu ve dünyada en çok konuşulan diller klasmanında 31. sırayı aldığı bilinmektedir. Böylesine önemli bir konuma sahip Kürtçe'ye resmi bir statü vermeyi hedefleyebilecek siyasi iktidar, dilin diğer ülkelerdeki durumunu ve uluslararası sözleşmeleri dikkatte alarak, coğrafyamıza uygun bir statü üretebilir. Mesela, AK Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartını imzalayan Ermenistan ve Azerbeycan, Kürtçe'yi, koruyacakları diller listesine almıştır.

Diğer yandan, BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Uluslararası Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, Ulusal Azınlıkların Dilsel Hakları Hakkında Oslo Önerileri, AK Ulusal Azınlıkların Korunması İçin Çerçeve Sözleşmesi ile çok kültürlü ve çok dilli devlet örnekleri de dikkatte alınarak, Kürtçe'ye resmi bir statü verilebilir. Sözkonusu sözleşmeler, kamu ve kişisel faaliyetlerde, azınlık dillerinde yayın ve ilan, kamu ve özel okullarda, azınlık dilini kullanma, devlet okullarında, azınlık dillerinde eğitim-öğretim görme, devlet dairelerinde, azınlık dillerinde hizmet gibi başlıca hakları kapsar.

ANADİLDE EĞİTİM-ÖĞRETİM

Bilindiği gibi, Başbakan Erdoğan, New York Times ve Frankfurter Allgemeine Zeitung gazeteleriyle geçen yıl yaptığı söyleşilerde, Kürtçe TV kanalını, "Bölge için kültürel hakların sağlanması konusunda en önemli adım" olarak değerlendirmişti. Almanya'daki Türk nüfusuna hitaben yaptığı bir konuşmada ise, Başbakan Erdoğan "Asimilasyon insanlık suçudur" diyerek, Türk göçmen işçlerinin ve ailelerinin, kendi dil ve kültürlerine sahip çıkmalarını ve Alman toplumuna asimile olmamalarını talep etmişti. Asimilasyonu engelemek ve göçmenlerin kendi ülkeriyle ilişkilerini devam ettirebilmelerini sağlamak için, 1978 yılından beri Fransa, Almanya, Belçika, İsviçre, Kanada, İngiltere, Libya, İran, Kuveyt başta olmak üzere toplam 14 ülke ile imzalanan "Anadil ve Kültür Eğitimi" programı çerçevesinde, Türk göçmen çocuklarına Türkçe anadil ve kültür dersleri verilmektedir. Bu program çerçevesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'nın verdiği verilere göre, toplam 1071 Türkçe öğretmeni söz konusu ülkelere gönderilerek, kamu okullarında göçmen çocuklarına haftada 2-3 saat ders vermektedirler.

Kürt vatandaşların, devletimizin yurtdışında yaşayan Türk göçmen ve işçilerine gösterdiği meşru ilgiyi, aynı ülkede yaşayan, askerlik, vergi gibi vecibelerini yerine getiren kendilerine de göstermesini beklemeleri temel haklarıdır. Bu dil siyasetinin vatandaşlar nezdinde çifte standart olarak algılanılmasını önlemenin temel yolu, elbette Kürtçe anadil eğitimi sorununa kapsamlı bir çözüm bulmaktan geçer.

DİLİN KADERİ HALKIN KADERİ

Yurtdışında kamu eğitim sistemi çerçevesinde verilen Kürtçe eğitimine ise katılımın ve ilginin yüksek olduğu biliniyor. Anadil eğitiminde bir model olarak kabul edilen İsveç'te, Kürtçe ve Türkçe'nin de içinde bulunduğu toplam 157 göçmen dilinde eğitim-öğretim veriliyor. 2007 yıllı verilerine göre, İsveç'te yaşayan ve Kürtçe eğitim görme hakkına sahip 9046 öğrenciden, % 64'ü (5745) Kürtçe eğitimine katılıyor. Öğrencilerin çok güçlü bir anadili ve çok güçlü bir çoğunluk diline sahip olmalarını hedefleyen İsveç'te yaşanan bu başarılı deneyimin başlıca nedeni, anadil eğitim ve öğretiminin devlet tarafından sağlanması ve finanse edilmesidir.

Yurtdışındaki bu deneyimden gerekli sonuçlar çıkarılarak, ülkemiz koşullarına uygun bir Kürtçe anadil eğitim-öğretim modeli üretilebilinir. Kürt nüfusunun yoğun olduğu yerleşim birimlerinde, ilkokuldan ünversiteye kadar, iki dilli Türkçe-Kürtçe bir kamu eğitim-öğretim sisteminin inşa edilmesi bu modelin temel taşı sayılabilir.

Çok kültürlü ve çok dilli bir toplum yolunda TRT-6'nın açmış olduğu kulvar, devletin Kürtçe'ye nihayet resmi bir statü vermesiyle toplumsal bir anlam kazanır. Bir Kırgız atasözüne göre, “dilin kaderi halkın kaderidir”. Kürtçe'ye verilecek statünün ülkemizde Kürt vatandaşların siyasi ve sosyal konumlarının yansıması olarak algılanacağı unutulmamalıdır.

* Doç. Dr. Rouen Üniversitesi - Fransa