
Türkiye, 2026 vizyonunda enerjide tam bağımsızlığa bir adım daha yaklaşırken; doğal gaz, petrol ve madencilikte atılan stratejik hamlelerle küresel enerji denkleminde merkez ülke konumuna yükseliyor. Yenilenebilir enerjide dünya ligine giren kurulu güç ve nükleer enerji yatırımları, yeni dönemin temel taşı olacak.
Enerji, artık yalnızca bir kalkınma unsuru değil, jeopolitiğin, ulusal güvenliğin, sanayileşmenin ve iklim politikalarının kesiştiği stratejik bir güç alanı. Yeni dönemde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının politikası da bu çok boyutlu dönüşümün merkezinde yer alacak. Türkiye’nin enerji dönüşümünün temel taşlarından biri, madencilikte yaşanan paradigma değişimi oldu. Uzun yıllar boyunca yalnızca ham madde çıkarılan yeraltı kaynakları artık yüksek katma değerli ürünlere dönüşüyor.
FELSEFE DEĞİŞTİ
“Önce insan, sonra çevre, sonra katma değerli madencilik” anlayışı çerçevesinde denetim mekanizmaları köklü biçimde güçlendirildi. 2024’te aylık ortalama 774 olan denetim sayısı 2025’te 806’ya yükseldi. Yeni yasal düzenlemeyle birlikte artık maden sahalarında üretimle birlikte rehabilitasyon da eş zamanlı başlıyor. Bugüne kadar 12 bin 962 hektarlık alanda 23,5 milyondan fazla ağaç dikilerek madencilik faaliyetleriyle doğa arasındaki dengenin yeniden kurulması sağlandı.
MADENDE İHRACAT REKORLARI
Madencilik, yalnızca çevresel açıdan değil, ekonomik açıdan da Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri haline geldi. 2002 yılında 116 milyar TL olan sektör büyüklüğü 2024’te 525 milyar TL’ye yükseldi. Maden ihracatı 6 milyar dolara ulaştı. Bor madeninde 2,5 milyon tonluk satış ve 1 milyar 322 milyon dolarlık gelirle tüm zamanların rekoru kırıldı. Bor karbür ve ferrobor üretim tesisleriyle savunma sanayii, çelik ve nükleer sektörlerine yönelik stratejik girdiler artık yerli imkânlarla üretiliyor. Lityum karbonat üretiminde Eskişehir Kırka’daki pilot tesisle ilk ürün alınırken, sanayi ölçekli tesis için geri sayım başladı.
‘NADİR’DE KÜRESEL OYUN
Nadir toprak elementlerinde ise Türkiye küresel dengeleri değiştirecek bir avantaja sahip oldu. Eskişehir Beylikova’da 694 milyon tonluk rezervin tespitiyle Türkiye, dünyada tek sahada en büyük ikinci kaynağa ulaştı. Pilot tesis devreye alındı, endüstriyel üretim için çalışmalar sürüyor. 2018’de kurulan Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü, artık TENMAK çatısı altında cevher zenginleştirmeden geri dönüşüme kadar geniş bir teknoloji üretim üssüne dönüştü. Ocak ayında yayımlanan Kritik ve Stratejik Madenler Raporu ile 37 maden türü özel statü altına alındı ve bu alanda uzun vadeli arz güvenliği politikası oluşturuldu.
SINIR ÖTESİNDE ÜRETİM
Altın madenciliği de Türkiye’nin cari açığını doğrudan etkileyen stratejik başlıklardan biri haline geldi. 2024 yılında yaklaşık 24 milyar dolarlık altın ithalatı gerçekleştirilmesi, yurt içi ve yurt dışı üretimi zorunlu kıldı. Bu kapsamda Türkiye, Afrika açılımının en somut adımlarından birini Nijer’de attı. Nijer’deki altın sahasında yürütülen faaliyetlerin ilk fazı tamamlanırken, üretim tesisi için gerekli ekipman ve altyapı sevkiyatları devam ediyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye, tarihinde ilk kez yurt dışında fiili altın üretimine başlayacak. Bu adım, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeostratejik bir hamle olarak da değerlendiriliyor. Ayrıca Özbekistan’da altın başta olmak üzere farklı maden türlerine yönelik arama faaliyetleri sürdürülürken, Afganistan, Azerbaycan, Fas, Kırgızistan, Libya ve Suriye’de de madencilik projeleri somut yatırım aşamasına taşınmaya hazırlanıyor.
ENERJİ AVCISI FİLO
Petrol ve doğal gaz tarafında ise Türkiye tarihinin en güçlü dönemlerinden birini yaşıyor. Son 10 yılda kurulan milli enerji filosu, Türkiye’yi dünyanın en büyük ilk dört deniz arama filosundan biri haline getirdi. 12 bin metreye kadar sondaj yapabilen yedinci nesil sondaj gemileriyle Karadeniz ve Akdeniz’de arama faaliyetleri aralıksız sürdürülüyor. 2025 yılı içinde yapılan 92,4 milyar metreküplük yeni doğal gaz keşfi, enerji bağımsızlığı yolunda kritik bir eşik oldu. Sakarya Gaz Sahası’nda üretim günlük 9,5 milyon metreküpe çıkarken, 4 milyondan fazla hanenin doğal gaz ihtiyacı yerli kaynakla karşılanmaya başlandı. 2026’da Osman Gazi yüzer üretim platformu devreye girdiğinde üretim iki katına çıkacak, 2028’de ise günlük 45 milyon metreküplük seviyeye ulaşılacak.
GABAR YENİ PETROL ÜSSÜ
Gabar’da petrol üretimi de eş zamanlı olarak tarihi bir ivme yakaladı. Günlük üretim 81 bin varile yükseldi, bu üretim Türkiye’nin cari açığını yılda yaklaşık 2 milyar dolar düşürüyor. Zorlu arazi koşullarında inşa edilen 700 kilometrelik yol ağı, bölgenin hem üretim hem de sosyal yaşam açısından dönüşümünü beraberinde getirdi. Türkiye, yurt içi ve yurt dışında günlük toplam 180 bin varil petrol üretimiyle artık yalnızca tüketen değil, üreten bir enerji ülkesi konumuna yükseldi.

DOĞAL GAZDA ENERJİ MERKEZİ
Doğal gaz altyapısında atılan adımlar, Türkiye’yi bölgesel bir enerji merkezi haline getirdi. LNG terminalleri, FSRU tesisleri ve iletim şebekesiyle günlük gazlaştırma kapasitesi 161 milyon metreküpe, günlük gaz alım kapasitesi ise 495 milyon metreküpe çıkarıldı. Yeraltı depolama kapasitesi 6,3 milyar metreküpe ulaştı. 81 il, 950 yerleşim yeri ve 229 organize sanayi bölgesi doğal gazla buluşturuldu. Nüfusun yüzde 85’ine doğal gaz erişimi sağlanırken, hava kalitesi ve yaşam konforu da ciddi biçimde arttı.
Temiz enerjide dünya ligine
- Elektrik tarafında Türkiye, ‘yenilenebilir’de dünya ligine girdi. Kurulu güç 121 bin MW’ı aşarken bunun yüzde 62’si yenilenebilir kaynaklardan oluştu. Rüzgâr ve güneşte 38 bin MW barajı aşıldı. 2025’in ilk dokuz ayında yenilenebilir üretim sayesinde 11 milyar dolarlık doğal gaz ithalatı ikame edildi. 2035’e kadar 120 bin MW rüzgâr ve güneş hedefiyle her yıl en az 2 bin MW’lık YEKA yarışmaları yapılacak. Elektrik şebekesi için 30 milyar dolarlık yeni iletim yatırımı planlanıyor. Güneş panellerinde yüzde 91, rüzgâr türbinlerinde yüzde 65 yerlilik oranına ulaşıldı ve 50 bin kişilik yeşil istihdam oluşturuldu.
Kömür için yeni destek modeli
- Yerli kömür santrallerine yeni destek modeli devreye alındı. Aynı zamanda nükleer enerji, Türkiye’nin uzun vadeli enerji güvenliğinin temel sac ayaklarından biri haline geldi. Akkuyu Nükleer Güç Santrali tamamlandığında elektrik ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacak, yıllık 7 milyar metreküp doğal gaz ithalatının önüne geçilecek. 2035’te 7.200 MW, 2050’de 20 bin MW nükleer kapasite hedeflenirken, Sinop ve Trakya projeleri ile küçük modüler reaktörler Türkiye’nin nükleer vizyonunu daha da ileri taşıyacak.
Enerji verimliliğe yatırım
- Enerji verimliliği, Türkiye’nin iklim hedeflerinde stratejik rol oynuyor. 2024’te yalnızca verimlilik yatırımlarıyla 1,5 milyon TEP tasarruf sağlandı, milyonlarca ton karbon emisyonu engellendi. Sanayiye verilen destekler artırıldı, LED dönüşümüyle kamu bütçesinde yüz milyonlarca lira tasarruf elde edildi.
Petrol ve gazın geliri vatandaşa
- Vatandaşın enerji maliyetleri ise devlet desteğiyle dengelenmeye devam ediyor. Elektrik ve doğal gazda yüz milyarlarca liralık destek sağlanırken, dar gelirli haneler için ücretsiz elektrik, doğal gaz ve kömür yardımları sürüyor. Şehit aileleri, gaziler ve ibadethaneler için indirimli tarife uygulanıyor. Petrol, doğal gaz ve maden gelirlerinden elde edilen 15,8 milyar TL’lik kaynak Aile ve Gençlik Fonu’na aktarılarak 62 bini aşkın genç çifte doğrudan destek sağlandı.
Komşuların arz güvenliği de Türkiye’den
- Türkiye, yalnızca kendi elektrik arz güvenliğini sağlamakla kalmayıp, komşu ülkelerin enerji güvenliğine de doğrudan katkı sunan bir merkez ülke konumuna yükseldi. Azerbaycan, Gürcistan, Bulgaristan, Yunanistan, Irak ve Suriye ile yürütülen elektrik iletim ve ticaret anlaşmaları kapsamında ithalat ve ihracat kapasiteleri kademeli olarak artırılıyor. Özellikle “Yeşil Elektrik İletimi ve Ticareti Projesi” ile Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye ve Bulgaristan’ın yeni yüksek kapasiteli iletim hatlarıyla birbirine bağlanması hedefleniyor. Bu sayede yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin sınır ötesi ticareti mümkün hale gelecek. Türkiye’nin, Balkanlar ve Orta Doğu arasında elektrik ticaretinde dengeleyici merkez haline gelmesi amaçlanıyor.
Enerji diplomasisinde oyun kurucu
- Enerji diplomasisinde ise Türkiye artık oyun kurucu ülkeler arasında yer alıyor. Türkmenistan, Azerbaycan, Irak, Bulgaristan, Yunanistan, Suriye ve Avrupa ülkeleriyle enerji bağlantıları güçlendirilirken, LNG anlaşmalarıyla uzun vadeli arz güvenliği garanti altına alındı. Somali, Pakistan, Nijer, Libya, Kazakistan ve Venezuela gibi ülkelerde petrol, gaz ve maden arama ve üretim projeleri sahaya indi. Türkiye, artık enerjide yalnızca tüketen değil, ticaret yapan ve ihraç eden merkez ülke olma yolunda kararlı biçimde ilerliyor.






