En iyi uyarlama senaryo dalında CIA Maduro ve gişede çakılan rejim

04:007/01/2026, Çarşamba
G: 7/01/2026, Çarşamba
Yeni Şafak
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.

Maduro’nun kaçırılması kolektif hafızamızda yer eden onlarca filmin, dizinin ve romanın bir sentezidir. Bu olay bize, Hollywood’un sadece bir eğlence endüstrisi olmadığını, aynı zamanda jeopolitik gerçekliğin en güçlü anlatıcısı ve belki de hazırlayıcısı olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.

Mehmet Kırtorun / Yazar

3 Ocak 2026 sabahının erken saatlerinde, Karakas semalarını yaran 160. Özel Harekat Havacılık Alayı’na (Night Stalkers) ait helikopterlerin sesi, sadece bir askeri operasyonun değil, aynı zamanda yıllardır ekranlarımızda izlediğimiz bir senaryonun hayata geçişinin habercisiydi. Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun, kod adı “Mutlak Kararlılık” (Operation Absolute Resolve) olan bir Amerikan operasyonuyla, Miraflores Sarayı’nın kalbinden, “La Roca” sığınağından çekip alınması, jeopolitik bir depremden farksızdı. Ancak bu olayı sadece askeri ve siyasi bir mercekle incelemek eksik kalacaktır. Çünkü yaşananlar, Hollywood senaristlerinin daktilosundan çıkmışçasına tanıdık, ürkütücü derecede sinematik ve tarihsel bir deja vu niteliğindedir.   

Amacımız, Maduro’nun kaçırılışını bir “film karesi” olarak dondurmak ve bu kadraja; Jack Ryan’ın kehanetlerini, Noriega’nın hayaletini ve Rendition’ın karanlık koridorlarını düşürerek, tarihin tekerrür eden o sarsıcı sahnesini yeniden kurgulamaktır.

BİR KEHANETİN ANATOMİSİ

Eğer sanat hayatı taklit ediyorsa, 2019 yılında yayınlanan Tom Clancy’s Jack Ryan dizisinin ikinci sezonu, hayatı taklit etmekle kalmamış, adeta ona yön vermiştir. Diziyi izleyenler için 3 Ocak sabahı yaşananlar bir "son dakika haberi"nden ziyade, yıllar önce izlenmiş bir bölümün tekrarı gibiydi.

Dizideki kurgusal Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Reyes, ismiyle, cismiyle ve kaderiyle Nicolás Maduro’nun bir yansımasıydı. Reyes ülkesini ekonomik darboğaza sürüklemiş, iktidarını korumak için seçimlere hile karıştırmış ve halkının öfkesiyle yüzleşmiş bir lider portresi çiziyordu.   

Ancak benzerlikler karakter analizinin ötesine geçerek operasyonel detaylara iniyordu. 2019 yılında izleyicilerin “fazla fantastik” bulduğu, bir Black Hawk helikopterinin doğrudan Başkanlık Sarayı’nın çatısına inmesi sahnesi, 2026 yılında Amerikan Delta Force timleri tarafından harfiyen uygulandı. Dizideki Reyes’in seçim hilesi yaparak iktidara tutunma çabası ile gerçekte ABD’nin Maduro’yu 2024 seçimlerini çalmakla suçlaması arasındaki paralellik, kurgu ile gerçeklik arasındaki duvarın ne kadar inceldiğinin kanıtıydı. Sosyal medyada yankılanan “Jack Ryan bunu biliyordu” çığlıkları, modern çağın kahinlerinin artık kristal küreler yerine senaryo taslaklarına baktığını düşündürtüyor.   

NORİEGA’DAN MADURO’YA 36 YILLIK DÖNGÜ

Tarih, bazen ironik bir mizah anlayışıyla kendini tekrar eder. Maduro’nun yakalandığı 3 Ocak tarihi, Panama diktatörü Manuel Noriega’nın 1990 yılında Amerikan güçlerine teslim olduğu tarihle birebir aynıdır. Bu 36 yıllık döngü, Hollywood’un “istenmeyen adam” ilan edilen liderleri nasıl ele aldığını anlamak için kusursuz bir laboratuvar sunar.   

2000 yapımı Noriega: God’s Favorite filmi, bu tarihsel döngüyü anlamak için bir başyapıttır. Bob Hoskins’in canlandırdığı Noriega, bir zamanlar CIA’in “gözdesi” iken, kontrolden çıkan bir “narko-diktatör”e dönüşür. Tıpkı Maduro’nun “narko-terör” suçlamasıyla, uyuşturucu kaçakçılığı iddianameleriyle köşeye sıkıştırılması gibi, Noriega da aynı senaryonun kurbanı olmuştur. Filmdeki kuşatma sahneleri, Maduro’nun Fort Tiuna’daki son saatleriyle birleştiğinde, Latin Amerika’daki Amerikan müdahaleciliğinin değişmeyen şablonunu gözler önüne serer.   

Öte yandan, Oscar ödüllü belgesel The Panama Deception (1992), madalyonun diğer yüzünü çevirir. Belgesel, “demokrasi götürme” ve “uyuşturucuyla mücadele” söylemlerinin ardındaki stratejik çıkarları (Panama Kanalı veya Venezuela petrolü) sorgular. Bugün Maduro operasyonunu alkışlayan aksiyon filmleri (örneğin 2022 yapımı Panama), olayın sadece “kahramanlık” boyutunu gösterirken, bu belgeseller izleyiciyi perde arkasındaki gri alanlara davet eder.   

HUKUKUN GRİ BÖLGESİ VE RENDITION GERÇEĞİ

Maduro’nun bir gece yarısı operasyonuyla yatağından alınıp New York’a götürülmesi, uluslararası hukukun en tartışmalı alanlarından biri olan “olağanüstü nakil” (extraordinary rendition) kavramını devlet başkanı düzeyine taşımıştır. Bu durum, 2007 yapımı Rendition (Yargısız İnfaz) filminin senaryosunu, diplomatik bir kriz ölçeğinde yeniden kurgulamaktadır.

Jake Gyllenhaal ve Reese Witherspoon’un başrollerini paylaştığı film, “ulusal güvenlik” gerekçesiyle bireylerin nasıl birer paket gibi ülkeden ülkeye taşındığını, hukukun nasıl askıya alındığını ve “Ker-Frisbie Doktrini”nin soğuk mantığını işler. Maduro’nun Manhattan federal mahkemesinde hakim karşısına çıkarılması, filmdeki karakterin yaşadığı hukuksuzluğun, egemenlik zırhına bürünmüş bir versiyonudur. BM Genel Sekreteri’nin “tehlikeli emsal” uyarısı, filmin “bir gün herkesin başına gelebilir” alt metniyle ürkütücü bir uyum içindedir.   

BİR HİCİV OLARAK SUİKAST: THE INTERVIEW

Olayın ciddiyetinin yanında, popüler kültürün liderleri nasıl birer karikatüre dönüştürdüğünü de unutmamak gerekir. Seth Rogen’ın 2014 yapımı The Interview filmi, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’u hedef alan kurgusal bir suikast planını konu alırken, aslında Batı medyasının “diktatör” algısını hicvediyordu.   

Maduro’nun da yıllarca süren salsa dansları, absürt açıklamaları ve medya önündeki renkli halleri, onu Batı gözünde hem tehlikeli bir düşman hem de The Interview filmindeki gibi karikatürize edilebilir bir figür haline getirmişti. Filmdeki tankla kaçış ve abartılı aksiyon sahneleri, “Mutlak Kararlılık Operasyonu”nun Hollywoodvari doğasıyla örtüşmekte; bir liderin ortadan kaldırılmasının nasıl bir eğlence malzemesine dönüştürülebileceğini göstermektedir.

SENARYO KİMİN KALEMİNDEN ÇIKAR?

Nicolás Maduro’nun 3 Ocak 2026’da kaçırılması, sadece bir askeri operasyon değil, aynı zamanda kolektif hafızamızda yer eden onlarca filmin, dizinin ve romanın bir sentezidir. Jack Ryan, operasyonun teknik provasını yapmış; Noriega: God’s Favorite , tarihsel arka planı hazırlamış; Rendition, hukuki ve etik tartışmaları masaya yatırmış; Wasp Network, olayın Latin Amerika cephesindeki egemenlik mücadelesini (veya algısını) hatırlatmıştır.   

Sonuç olarak, 2026 yılında dünya, ekranlarda izlediği kurgusal senaryoların gerçeğe dönüştüğü, sınırların bulanıklaştığı bir ana tanıklık etmiştir. Bu olay bize, Hollywood’un sadece bir eğlence endüstrisi olmadığını, aynı zamanda jeopolitik gerçekliğin en güçlü anlatıcısı ve belki de hazırlayıcısı olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.



#Maduro
#CIA
#ABD