Keşmir’deki dehşet

00:005/02/2022, Cumartesi
G: 4/02/2022, Cuma
Yeni Şafak
 İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM
İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM

5 Şubat “Keşmir Dayanışma Günü” bizlere, içinde bulunduğumuz bu insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü çağında, Keşmirlilerin halen yabancı bir işgal altında kıvranmaya devam ettiğini, en temel haklarının her gün ihlal edildiğini ve kanunların onları korumak yerine sadece taciz etmek, korkutmak ve baskı altına almak için var olduğunu hatırlatıyor.

Muhammed Sirus Seccad Gazi

Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi

Takvimler; Pakistanlılar, Keşmirliler ve dünyanın dört bir yanında özgürlük seven insanlar tarafından “Keşmir Dayanışma Günü” olarak anılan 5 Şubat’ı gösterdiğinde; Joseph Conrad’ın Karanlığın Kalbi isimli romanının baş karakteri Kurtz’un söylediği “Dehşet, dehşet!” sözcükleri; yeniden kulaklarımda yankılanıyor.

5 Şubat bizlere, içinde bulunduğumuz bu insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü çağında, Keşmirlilerin halen yabancı bir işgal altında kıvranmaya devam ettiğini, en temel haklarının her gün ihlal edildiğini ve kanunların onları korumak yerine sadece taciz etmek, korkutmak ve baskı altına almak için var olduğunu hatırlatıyor.

KEŞMİRLİLER KADERLERİNİ TAYİN ETME HAKKINA SAHİPTİR

Bundan daha ironik ve dehşet verici olansa, onların haklarını ihlal edenin, kendisini dünyanın en büyük demokrasisi olarak tanımlayan Hindistan olmasıdır. Hatta daha da dehşet verici olanı şudur ki, Keşmirliler sadece kendi hakları olan ve kendilerine uluslararası toplum tarafından ve hepsinden öte Hindistan tarafından söz verilmiş olanı; “kendi kaderlerini belirleme haklarını” istiyorlar.

Keşmir Dayanışma Günü, aynı zamanda Hindistan’a, güç ve hile kullanılmasının özgürlük isteğini asla yenemeyeceğine dair bir ders veriyor. Hindistan, sırf dirençlerinin kırıldığını ve davalarının haklılığına olan inançlarının sarsıldığını görmek için; Keşmir halkına karşı tüm hileli yolları denemiş ve güç kullanmıştır. Keşmirliler, Hindistan’ın onlara kendi kaderlerini tayin hakkını tanımak için verdiği sözleri yerine getirmesinden daha azını istemiyorlar ve daha azına da razı olmayacaklar. Bu haklı taleplerinde Pakistan halkı onlarla omuz omuza durmalıdır.

Keşmir anlaşmazlığı, İngiliz dönemi Hindistan’ının Pakistan ve günümüz Hindistan’ı olarak bölünmesinden hemen sonra ortaya çıkmıştır. Bölünme formülüne göre, Müslümanların çoğunlukta olduğu bölgeler coğrafi devamlılığın el verdiği ölçüde Pakistan’a ve Hinduların çoğunlukta olduğu bölgeler de Hindistan’a verilecekti. Keşmir ezici çoğunlukla Müslümandı ve Pakistan’la, Hindistan’la olduğundan çok daha uzun bir sınırı paylaşıyordu. Ne yazık ki, Keşmir’in Mihracesi, Keşmir’in seçimle gelmemiş mutlak yöneticisi, halkının isteklerine karşı geldi ve yasadışı olduğu belgelenmiş ve kaynağı şüpheli bir “katılım belgesi” aracılığıyla Hindistan’a katıldı. Keşmirliler bu kararı protesto ettiler.

Bu krizi çözüme kavuşturmak için BMGK birkaç karar geçirdi; Ocak 1948’de alınan ilk kararda Cammu ve Keşmir’in son durumu Birleşmiş Milletler gözetimi altında yapılacak özgür ve tarafsız bir plebisitle Keşmir halkının isteklerine göre belirlenecekti. Hem Hindistan hem de Pakistan bu çözümü kabul ettiler. Ne yazık ki, Hindistan’ın sözünü tutmaya hiç niyeti yoktu. Dahası, verdiği sözler sadece zaman kazanmak içindi. Kendileri de biliyordu ki, özgür ve tarafsız bir plebisit kendilerine karşı alınmış bir karar olacaktı.

HİNDİSTAN İNSAN HAKLARINI İHLAL EDİYOR

Hindistan, Keşmir’deki yasadışı ve haksız işgalini sürdürmek için, bölgede toplu insan hakları ihlalleri gerçekleştiriyor. Sadece son otuz yıl içerisinde, Hint İşgal Güçleri 96,000’den fazla Keşmirliyi şehit etmiştir. 11,250 kadına tecavüz etmiş, 162,000 kişiyi tutuklamış, işkence etmiş ve 110,000 mülkü tahrip etmiştir. Eylül 2021’de, Yasadışı Hint İşgalindeki Keşmir’in 6 bölgesindeki 89 köyde, dünyanın en büyük demokrasisinin “büyüklüğü”ne ve demokratik normlara bağlılığına acı bir şekilde şahitlik eden binlerce kurşunlanmış cesedin bulunduğu, 8,652 kimliği belirsiz toplu mezar bulunmuştur. Son yetmiş yılı aşkın bir süredir, Keşmir’deki Hint zulmü, 360 derece, 24/7, yılın 365 günü her alanda sürmektedir.

Uluslararası Af Örgütü ve Uluslararası Hukukçular Komisyonu da dahil olmak üzere uluslararası medya ve insan hakları kuruluşları bu korkunç, toplu ve sistematik insan hakları ihlallerini geniş çaplı vurgulamıştır. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, 2018 ve 2019’da iki rapor yayımlamış, Yasadışı Hint İşgali altında bulunan Keşmir’deki korkunç insan hakları durumunu detaylandırmıştır.

5 Ağustos 2019, Keşmirlilere karşı işlenen Hint hileleri ve sahtekarlıkları ile ilgili yeni bir sayfa açtı. Hindistan BJP-RSS Hükümeti, Hint Anayasasının 370 ve 35A sayılı maddelerini tek taraflı olarak yürürlükten kaldırdı. Bu maddeler Keşmirliler için bir nebze koruma sağlıyordu ve Hindistan’a buranın tartışmalı bir bölge olduğunu rahatsız edici bir şekilde hatırlatıyordu. Bu maddeler kaldırılınca, Keşmir Hindistan’dan gelen yerleşimcilere açıldı ve böylece Keşmirlilere karşı kullanılan güce ve hilelere bir de demografik seyreltme eklendi. Buradaki mantık, Keşmirlilerin kendi topraklarında bir azınlık haline getirilmesi idi. Böylece kendi kaderlerini belirleme hakları konusundaki istekleri azaltılacaktı. Dolayısıyla söz verilen plebisit yapılsa bile, sonuç Hindistan lehine olacaktı. Bu olağanüstü derecede hileli bir durumdur.

Bütün bunlar olurken, iletişim yasakları, gece baskınları, işkence, cinsel saldırı, zorla kaybetmeler, kordon altına alma ve arama operasyonları, mülklerin buldozerle ezilmesi gibi korkunç insan hakları ihlalleri sınırsızca devam etmektedir. Son iki yılda, 500’den fazla Keşmirli, Hindistan İşgal Güçleri tarafından kurmaca operasyonlarla ve yargısız infazlarla şehit edilmiştir. Binlercesi daha tutuklanmış ve sevdiklerinin onlara ulaşamayacakları kadar uzak cezaevlerine gönderilmiştir. İşkence artmış, toplu cezalandırmalar kural haline gelmiştir. Hint İşgalindeki Keşmir’in liderleri hapsedilmiş ve basın susturulmuştur. Ölülerin cesetleri bile işgalin onur kırıcılığından kurtulamamıştır.

HAKLI MÜCADELEYE PAKİSTAN VE TÜRKİYE DESTEĞİ

Dahası kendisini dünyanın en büyük demokrasisi ilan edenler, tarihteki en büyük işgal ordularından birini - 900,000 asker veya her 10 Keşmirliye kaşı 1 Hint askeri- göndermek gibi şaibeli bir imtiyaza sahipler. Yine de Keşmir mücadelesi devam etmektedir. Çünkü özünde haklıdır. Mücadele devam ediyor çünkü başta Türk Hükümeti ve halkı olmak üzere dünyada özgürlüğü seven insanların desteğine sahip olduğunu biliyor.

Pakistan, Keşmirli kardeşlerinin haklı ve meşru davalarına mümkün olan tüm siyasi, diplomatik ve manevi desteğini vererek, her zaman yanında olmuştur ve olacaktır.

Conrad’ın Kurtz karakteri, hayali bir yer için “Dehşet, dehşet’ diyen kurgu bir karakterdir. Ancak bizler Keşmir’de gerçek bir dehşete tanık oluyoruz. Oradaki durum yeterince korkunç ama belki de daha dehşet olanı, bizim bu konuda bir şey yapmaktaki gönülsüzlüğümüzdür. O halde, şimdi Keşmirlilere yıllar önce verdiğimiz sözü tutmanın zamanıdır. Bunda bizim için bir kefaret ve Keşmirliler için bir kurtuluş vardır.

#​Keşmir
#Pakistan
#Hindistan
#BMGK