Ekonomi Türkiyenin tavrı Nobellik

Türkiye’nin tavrı Nobellik

Bahçeşehir Üniversitesi Global Başkanı Enver Yücel, Türkiye’nin göçmen akınına rağmen bununla mücadelesinin Nobellik olduğunu söyledi. Avrupa ve ABD’nin özellikle Suriyeli göçmenler konusunda Türkiye’yi yalnız bıraktığını belirten Yücel, “Bugün belki unutulabilir ama gelecekte tarih bunu yazar” dedi.

Mesude Demirhan İbrahim Acar Yeni Şafak
Enver Yücel
Enver Yücel

İnsanoğlunun yeryüzündeki en büyük yer değişimleri savaş, kıtlık ve kuraklık gibi faktörlerden kaynaklı. Bu tarihi gerçeklik, günümüzde değişmiyor maalesef. Stratejik konumu nedeniyle Türkiye göçlerden en çok etkilenen ülkelerin başında geliyor. 8 yıldır 3,5 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapmamız bunun son halkası oldu. Suriye’deki şiddet ortamından kaçarak ülkemize sığınan insanların geleceğine ilişkin tarihi bir sınav veriyoruz.

Kapılarımızı açtığımız bu kadar insanın geleceğiyle ilgili ne yapacağız? Avrupa ve ABD’nin üç maymunu oynadığı göçmenlerle ilgili politikamızı bundan sonra ne belirleyecek? Aklımızda bunlara benzer onlarca soru var. Kritik konunun siyasi, ekonomik ve belki de en önemli yönü olan sosyolojik boyutunu Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Global Başkanı Enver Yücel ile konuştuk. Bu konuda öteden beri kafa yoran Yücel, Türkiye’nin yalnız bırakıldığını ve haksızlığa uğradığını düşünüyor.

Enver Yücel (sol) İbrahim Acar ve Mesude Demirhan

Türkiye'nin daha iyi anlatılması konusunda uzun zamandır uğraş veriyorsunuz. Eğitimin yanında sosyal sorumluluk, girişimcilik, yenilik ve ticaret gibi konularda öğrencilerin networkunun genişlemesine büyük önem veriyorsunuz.

Vatandaş olarak değil de ben öncelikle görevimi yapıyorum. Benim görevim bir üniversitenin mütevelli heyet başkanıyım. Üniversitenin rollerinin ne olması gerektiğini iyi biliyorum. Üniversiteler sadece öğrencilere ders aktaran bir mekan değildir. Hele ki günümüzde hiç değildir. Üniversitelerin topluma karşı sorumlulukları vardır. Karar vericilere karşı yardımcı olabilecek sorumlulukları vardır. Bilim üretilen yerde de toplumun veya dünyanın önünü açabilecek noktalarda destek ve yardımcı olması lazım. Başlangıçta kurulurken iki şeyi çok önemsedik. “Bir; uluslararası olacağız, bir de uygulamanın içerisinde olacağız” dedik.

SADECE AMFİLERDE DERS VERMEK OLMAZ

Sadece amfilerde ders anlatan bir üniversite eğitim ve öğretiminizi sürdüremez. Dünyaya açılmak lazım. Hangi disiplinde hangi alanlarda ne anlatıyorsak, onun bir uygulama alanında bulunmak onu yapmak durumundayız. Bahçeşehir Üniversitesi'nin dünden bugüne izlediği yol bu. Bu çerçevede çok şey yaptık. Yapmaya devam ediyoruz.

TÜRKİYE’NİN 200 ÜNİVERSİTESİ NEREDE?

Dünya ile networkunu sağlamak zorunda. Bakın bugünden örnek verecek olursak, bizim Güney Doğumuzda cereyan eden göç, Suriye ve operasyon meselelerinde Türkiye'nin 200 üniversitesi var. Bunun 20'si birlikte veya ayrı bütün dünya üniversiteleriyle network içinde olup, bu meseleyi bilim dünyasına anlatabilmeliler. Anlatılıyor mu? Kısmen, başarılı değiliz.

Bu eksikliği neye bağlıyorsunuz?

Üniversitenin 21. yüzyıldaki rolünün çok iyi kavranamamasına bağlıyorum. Dünya ile network içinde olmaları şart.

SADECE DEVLETİN ANLATMASI YETMEZ

Milli duruş olarak üniversitelerin birçoğu, güneyimizdeki harekat için “Ne gerek vardı” gibi bakış açısıyla hareket ediyor.

Üniversitedir, eleştirebilir. Eleştiren hocalarımız da çıkabilir. Ama aslolan bu meseleyi ortaya getirmek, dünya gündemine birlikte taşımak, araştırmaktır. Yoksa mesele ortada. Dünyanın gözü önünde, ama buna rağmen halen batıdan farklı farklı sesler geliyor. Demekki ya konuyu iyi kavrayamıyorlar ya da işlerine gelmiyor. Ama bıkmadan tükenmeden anlatmamız lazım. Sadece devletin hükümetin anlatması yetmez. Öncelikle medya, STK'lar, üniversiteler bu işe daha fazla sahip çıkması lazım. Şu anda Türkiye'nin en büyük ihtiyacı silahtan da önce bizim uluslararası diplomasidir.

Anlatmakta geç kaldık.

Tabiki geç kaldık. Göç başlayalı 8 yıl oldu. Biz de bir ay önce Newyork'ta göç meselesini gündeme getirdik. Özellikle Berlin'de sokakta Türkiye aleyhtarı kesimler var. Ama biz oradaki üniversitemiz aracılığıyla bu konferansı yapabildik. Hem teknik olarak göç idaresinden bir arkadaşımız vardı. Hem de siyasetçiler ve gazeteciler vardı. Biz bunu Alman kamuoyuna anlattık. New York'takini de Yeğin Üniversitesi’nde bilim insanlarına anlattık.

SOKAKTA BİRLİKTE OYNAMALILAR

Bilim dünyasından ve araştırmacılardan öğrendiğime göre göç meselesi Türkiye'nin en önemli meselesidir. Göç eğer iyi yönetebilirsek, avantajları da olabilir. Ama göçü iyi yönetemezsek, bize gelecekte büyük sıkıntılarda çıkarabilir. Biz Suriye kökenli Türk vatandaşları yapmamız lazım. Bu insanlar bilim dünyası maksimum yüzde 50'si geri döner diyor. 400 bin çocuk Türkiye'de doğmuş. Bunlar sokakta akranlarıyla oynayamazsa, biz kendimize bu işi iyi anlatamazsak yarın sıkıntılar çıkar. Göç konusu sabahtan akşama çözülecek bir konu değildir. Tarihimizde göçü iyi biliyoruz.

Güvenli bölgenin içini nasıl dolduracağız?

Güvenli bölgenin sınırımızda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenliğini sağlamak için bunu istiyoruz. Türkiye'nin önceliği o bölgede bir terör devletini kurdurmamaktır. Önce biz bunu sağlamalıyız. Bize gelmiş olanları gönüllü olarak eğer o bölgeye giderse orada barınma, eğitim öğretim, yaşam koşullarını yapıyor olmamız lazım. O zaman da dünyaya; “ey dünya gelin bakın buraya insanlık adına sahip çıkın” deriz.

Bizim merhametimiz, yardımseverliğimiz bizi ilerde nereye taşıyacak?

Taşıyabileceği kadar bizi taşımış. Biz Türkiye Cumhuriyeti Devletiyiz. Güzel bir devletimiz var. Güzel bir ülkemiz var. Geleneğimizden, göreneğimizden kopmadan ilerlememiz lazım.

TARİH BUNU YAZAR

Bu Avrupa için ciddi bir tehdit değil mi?

Türkiye'de bugün 3,6 milyon Suriyeli var. Yarın daha fazlası gelirse Türkiye'nin yapabileceği bir şey kalmaz. O zaman Avrupa ne yapacak? AB sınırları yükseltiyor. Böyle AB olur mu? Bu kadar vefasızlık olmaz. Göç meselesinde Berlin'de bir eski devlet bakanı “Eğer mülteci konusunda nobel verilse Türkiye'ye verilir” demişti. Evet Türkiye bunu hakkediyor. Her şey dünyanın gözü önünde cereyan ederken, bugün maalesef dünya Türkiye'yi yalnız bırakmıştır. Bu bugün belki unutulabilir ama gelecekte tarih bunu yazar. O ülkelerin çocukları kendi ülkesindeki liderleriyle gurur duymazlar.

BÜYÜK BİR HAKSIZLIK YAPILIYOR

BM'nin bu konuda motivasyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeterli mi?

Yeterli değil tabii. Yeterli olsa zaten BM'de söyledikleri dışında ortaya bir ihracat koyabilirlerdi. O da olmadı. Ama öncelikle gelişmiş ülkelerin bu noktada Türkiye'ye bakışı, maalesef hiç hoş değil. Türkiye'ye büyük haksızlık yapılıyor.

Göç merkeziyle ilgili neler söylersiniz?

Göç meselesi başladığı andan itibaren Suriye meselesi ile ilgili dünyada ilk araştırmayı New York Üniversitesi ile birlikte yaptık. Böyle araştırmaları fazla yapmamız lazım. Ardından göç merkezini kurduk. Şu anda araştırmaları dünya kamuoyuna anlatıyoruz. Çünkü göç bitmeyecektir. 2030 yılında dünyada 350 milyon göçmen olacak.

ÇOCUKLARINIZA İYİ EĞİTİM VEREBİLİYORSANIZ KORKMAYIN

BM'de yaptığınız etkinlikler çok dikkat çekti. Yapmayı planladığınız başka etkinlikler var mı?

Girişimlerimiz var. Birleşmiş Milletleri İstanbul Eğitim Kültür Enstitüsü'nün başkanıyım. BM'nin 2030 hedefleri var. 2030 hedeflerine bütün ülkeler dahil olmuş durumda. İstanbul’dan Türkiye’den başlayarak, bölgeyi anlatma görevim var. 2030 hedeflerindeki başlıklar ne ise biz bunu, anlatabiliyor olmamız lazım. Türkiye'nin esas önemli olan gençleri. Türkiye'nin stratejik önemi çok fazla var. Dünyada şu anda geldiğimiz noktada teknolojiyi de coğrafyayı da stratejik olarak görüyorum ama, artık insan daha önemli. Ülke çocuklarına iyi eğitim veriyor olması lazım. Siz bugün 18 milyon çocuğunuza iyi eğitim verebiliyorsanız korkmayın zaten. Benim teknolojimi de bunlar üretecek. Göç meselesinde AB'nin Kanada'nın yaptığına bakın. Göçü almam demiyor; kalifiye eleman alıyor.

İLK GÜVENLİ BÖLGE HARİTASINI BİZ ÇIKARDIK

  • Şu an da Türkiye'nin hatta dünyanın, gündemi göç ise, bununla ilgili kendi durumumuzu dünyaya iyi anlatıyor olmamız lazım. Amerikan senatosunda Temsilciler Meclisi'nde iki sefer toplantı yaptık. Hatta ilk güvenli bölge haritasını biz çıkardık. Milletvekilleri, senatörlere ve oradaki STK'lara güvenli bölge olması gerektiğini söyledik.
  • 35 kilometre fikri sizden mi?
  • Hayır bizden değil ama biz güvenli bölge olsun istedik. Hatta Trump'ın seçim dönemindeki danışmanlarından birisi, vasıtasıyla ( o zamanlar bizim hocamızdı) haritamızı oraya kadar gönderdik. Bu olması lazım. Trump, güvenli bölgeyi hep destekliyordu. Ama bir türlü de adım atılmadı. Hatta Merkel'inde güvenli bölge ile ilgili olumlu yaklaşımları vardı. Şimdi yine Washington'da bu meseleyle ilgili, sayın Cumhurbaşkanımızın da orada olduğu bir dönemde yine bir etkinlik, yine bir faaliyet yapmak istiyoruz. Özellikle Amerika'daki dostlarımıza ve dünyaya anlatmak lazım.

BAU Global’in Berlin’de mezuniyet heyecanı
GÜNDEM
BAU Global’in Berlin’de mezuniyet heyecanı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.