Bankalar krizde hep fırsatçı oldu

Cahit Saraçoğlu
00:0016/12/2009, Çarşamba
G: 15/12/2009, Salı
Yeni Şafak
Bankalar krizde hep fırsatçı oldu
Bankalar krizde hep fırsatçı oldu

Finans sektörü, 2001 krizinde 9 bankanın Merkez Bankası'ndan bir gecede aldığı 4,1 milyar dolarlık döviz ve 21 bankanın fona devredilmesiyle hafızalardan silinmedi. Sektör şimdi ise elindeki fonları reel sektöre kullandırmak yerine Hazine kağıdıyla sağladığı rekor kârlarla hatırlanacak

Türkiye, cumhuriyet tarihi boyunca en büyük ekonomik krizi 2001 yılında yaşadı. Krizde 9 bankanın Merkez Bankası'ndan bir gecede aldığı 4,1 milyar dolarlık döviz ve 21'inin TMSF'ye devredilmesi hafızalardan bir türlü silinmedi. Sektör şimdi ise topladığı mevduatı küresel krizde reel sektöre kredi olarak kullandırmayıp, hazine kağıdına yatırarak bu yılın 10 ayında 17 milyar 392 milyon lira kâr etmesiyle hatırlanacak.

9 BANKAYA 4,1 MİLYAR $

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe görüşmelerinin açılışında yaptığı konuşmada, 2001 yılındaki krizde 9 bankanın 19 Şubat'ı, 20 Şubat'a bağlayan gece, mesai saatleri dışında Merkez Bankası'ndan 4 milyar 163 milyon dolarlık döviz aldığı dönemi şu sözlerle anlattı:

“Bir banka 1 milyar 63 milyon dolar, bir başkası 764 milyon dolar, bir başkası 426 milyon dolar... Liste uzayıp gidiyor. Dolar kuru 685 bin lira. Alımların hemen ardından kriz patlıyor, dolar hızla yükseliyor ve 1 milyon 80 bin liraya çıkıyor. Bu bankaların birkaç saat sonraki kârları: Biri 296 trilyon, diğeri 211 trilyon, bir diğeri 116 trilyon lira. Bu bankaların bir gün sonraki kârı: İlkinin 419 trilyon lira. İkincisininki 300 trilyon lira. Sonrasınınki 166 trilyon lira. O gece, en fazla alım yapan 9 bankanın satın aldığı döviz miktarı 4 milyar 163 milyon dolar. Bu 9 bankanın bir saat sonraki kârı, 1 katrilyon 153 trilyon lira. Bir gün sonraki kârları, 1 katrilyon 635 trilyon lira. Bunu benim milletime kim yaşattı: MHP-DSP-ANAP.”

KRİZDEN 3 GÜN ÖNCE SATIŞ BAŞLADI

TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu raporuna göre, krizin baş gösterdiği 19, 20 ve 21 Şubat günlerinde Merkez Bankası kasasından 21 bankaya yaklaşık 5,4 milyar dolarlık döviz satışı yapıldı. Bu bankalardan 9'u ise siyasilerle olan eş-dost ahbaplığı sayesinde 4,1 milyar dolar alarak krizde olağanüstü kâr etti. Raporda: “Merkez Bankası eski Başkanı Gazi Erçel, T. Halk Bankası Posta Caddesi Şubesi'nde bulunan kendi TL hesaplarından 52 milyar lirasını 19 Şubat 2001 tarihinde dolara çevirmiştir. Bu hesaplardan birinin vadesinin 9 gün önceden bozdurulmak suretiyle dolara çevrilmiş olması dikkat çekicidir” deniliyor.


IMF Başkanı Fischer'in rolü

2001 yılında devalüasyon kararının alınmasında en etkin rol oynayanların başında IMF Birinci Başkan Yardımcısı Stanley Fischer geliyor. Fischer, devalüasyon kararından hemen sonra en çok döviz alımı yapan yabancı bankada göreve başladı. Kur politikaları konusundaki uzmanlığı ile tanınan Fischer, 1999 yılında Türkiye ile imzalanan stand-by düzenlemesinde 'kur çıpası' modelini öneren kişiydi.


Dövize yönelik oyunlar

Krizin yaşandığı dönemde Merkez Bankası Başkanı olan Gazi Erçel, 5 yıl sonra, 2005 yılında bir gazetedeki makalesinde, krizin dövize yapılan bir saldırıdan doğduğunu söyledi. Erçel, “Gerek hükümetin durumun ciddiyetini kavrayıp yapısal reformları süratlendirememesi, gerekse 'hırsı kendisini aşan' bankacıların oyunu değişik kurallara göre oynama istekleri ekonomiyi sarstı” ifadeleriyle, geçmişte bankaların dövize yönelik oyun oynadıklarını dile getirdi.


Serdengeçti: 5,2 milyar dolar satıldı

Daha sonraki dönemde Merkez Bankası Başkanı olan Süreyya Serdengeçti ise 26 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu'na verdiği bilgide, 19 Şubat 2001'de yaşanan krizden önceki üç günde, yerli ve yabancı 19 bankanın Merkez Bankası'ndan tam olarak 5 milyar 338 milyon dolar satın aldığını söyledi. O günkü rakamlarla 3.5 katrilyon lira değerinde döviz satışı yapıldığını anlatan Serdengeçti, bazı bankaların da Merkez Bankası'ndan 460 trilyon lira alarak bu parayla döviz aldıkları bilgisini verdi.


Yolsuzluk da olsa 'ticari sır'

Türkiye'de yolsuzluklarla ilgili haberlerde hiçbir kurum gözetilmeden isim yazılabilirken, TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu'na gönderilen ve dalgalı kura geçmeden önce 5 milyar 338 milyon dolar alan bankaların isimleri Bankacılık Kanunu gereği 'ticari sır' diye yazılamıyor. Bankalar isimleri elimizde olmasına karşın, krizin yaşandığı günde Merkez Bankası'ndan çektikleri paraları büyükten küçüğe doğru şöyle: 1 milyar 63 milyon dolar, 764 milyon dolar, 426 milyon dolar, 411 milyon dolar, 385,7 milyon dolar, 332,6 milyon dolar, 269 milyon dolar, 258 milyon dolar, 254 milyon dolar, 227,2 milyon dolar, 199 milyon dolar, 135 milyon dolar, 121 milyon dolar, 95 milyon dolar, 90,9 milyon dolar, 58,3 milyon dolar, 51,7 milyon dolar, 50 milyon dolar, 42,3 milyon dolar, 27 milyon dolar, 25 milyon dolar...


İşte 2001 krizini gören bazı banka yöneticileri

Krizin yaşandığı dönemde bazı bankaların başında bulunan genel müdürler: Citi Bank: Steve Bideshi, Deutsche Bank: F. Dilek Yardım, Koçbank: Halil Ergür, Türk Ekonomi Bankası: Akın Akbaygil, Yapı Kredi Bankası: Naci Sığın, Chase&Manhattan: İsak Antika, Osmanlı Bankası: Aclan Acar, Dışbank: Faik Açıkalın, HSCB Bank: Piraye Antika, WLB: (bulunamadı), Garanti: Sait Ergun Özen, Abn Amro Bank: Albert Meijer, Finansbank: Sinan Şahinbaş, İş Bankası: H. Ersin Özince, Türkbank: Zafer Kültürlü, İktisat Bankası: Doğan Tunalı, Tekstilbank: Pulat Akçin, C. Suisse First Boston Bank: Seyfettin Ata Köseoğlu, İnterbank: Abdullah Soydaş, Akbank: Zafer Kurtul, TAİB Bank: Sanjeev Kathpalia, Vakıfbank: Altan Koçer, Pamukbank: Orhan Emirdağ, Oyakbank: Mehmet Özdeniz, Anadolubank: Ersin Dedekoca, Tekfenbank: Mehmet Nazmi Erten, Şekerbank: Hasan Basri Göktan, Denizbank: Hakan Ateş, Eximbank: H. Ahmet Kılıçoğlu, Habib Bank: Ayşe Şebnem Türkay, Turkish Bank: Abdullah Akbulak.