
Deniz üzerindeki sekizinci, açık denizdeki ilk günümüz... Deniz ne kadar sarsarsa sarsın, biliyoruz ki her fırtına bir limana çıkmak içindir. Bizim limanımız da Gazze. Bu yelkenlinin burnu nasıl dalgaları yarıyorsa, insanlığın birleşmiş vicdanı da o zalim ablukayı bir gün öyle yaracak.
Aklımızın bir köşesinde hep onlar, hep Gazze var. Bu yüzden karşılaştığımız her zorluk, bir anda anlamını yitirip yeni bir manaya bürünüyor. Midemizi bulandıran her dalga, açlıktan ölmek üzere olan bir bebeğin sessiz çığlığını hatırlatıyor. Uykusuz her gece, evleri başlarına yıkılır mı korkusuyla sabahı eden bir ailenin bitmeyen nöbetine bir selam oluyor.
İNSANLIĞIN EN BÜYÜK İMTİHANI
Bizim bu kısıtlılığımız bir tercih, onlarınki ise bir mahkûmiyet. İşte bu yüzden bu yolculuktaki her sarsıntı, her zorluk bir şikâyet değil, daha derinden bir empati kurmak için bir vesileden ötesi değil. Bizler, bu denizde sadece bir teknede değil, insanlık vicdanının en büyük imtihanlarından birinin içinde yol alıyoruz.






