
Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kabine Toplantısı'nın ardından açıklama yaptı. Kurban Bayramı tatiline ilişkin müjde veren Cumhurbaşkanı Erdoğan "Kamu çalışanlarımızın 26 Mayıs Salı günü öğleden sonra başlayacak olan resmi tatillerine 1,5 gün daha eklenmesini kararlaştırdık. Böylece pazartesi tam gün ve salı öğleye kadar olmak üzere bayram öncesi 1,5 günü idari izin kapsamına alarak toplamda 9 günlük bir tatil imkanı vermiş oluyoruz" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi.
Ekonomiden turizme, dış politikadan tarıma oldukça geniş bir yelpazede pek çok konuyu görüştükleri bir kabine toplantısını tamamladıklarını belirten Erdoğan, alınan kararların ülke ve millet için hayırlı olmasını diledi.
Fırtınadan etkilenen Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman başta olmak üzere çeşitli illerdeki vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Erdoğan, "Aşırı yağışların ve fırtınanın da etkisiyle meydana gelen kazalarda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyor, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Tarım ve İçişleri Bakanlarımız sahadaki birimlerimizle durumu yakından takip etmekte, hasar tespit çalışmalarını titizlikle yürütmektedirler." diye konuştu.
Erdoğan, dünyanın ve bölgenin çatışmaların, siyasi ve ekonomik çalkantıların, sosyal gerilimlerin girdabında sağa sola savrulduğu bir dönemde, Türkiye'nin rotasından ayrılmadan emin adımlarla hedeflerine doğru ilerlediğini vurguladı.
Yaşanan her hadisenin, Türkiye'nin dayanıklılığını ortaya koyduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"İhracatçılarımıza destek olarak daha yüksek rakamlara ulaşacağız"
Erdoğan, geçen hafta açıklanan kritik verilerin, Türkiye ekonomisinin küresel krizleri yönetme kapasitesini bir kez daha teyit ve tescil ettiğini söyledi.
Bölgedeki savaşa rağmen ihracatın nisanda güçlü bir performans sergilediğine dikkati çeken Erdoğan, şunları ifade etti:
"Nisan ayında ihracatımız yıllık yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolara ulaştı. Ocak-Nisan dönemi ihracatımız ise 88 milyar 630 milyon doları buldu. 12 aylık ihracat tutarında ilk defa 275,8 milyar dolara çıkarak, Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık. İhracatımızın detaylarına baktığımızda ümitvar bir tabloyla karşılaşıyoruz. 166 ülke ve bölgeye ihracatımız arttı. 26 sektörün tamamında ihracatımız yükseldi. Sektörler sıralamasında 3,9 milyar dolarla otomotiv liderliğini sürdürürken, 3,1 milyar dolarla kimyevi maddeler ikinci, 1,8 milyar dolarla elektrik-elektronik üçüncü, 1 milyar 451 milyon dolarla hazır giyim dördüncü oldu. Savunma ve havacılık ihracatımızın 962 milyon dolara ulaşmasını ayrıca kıymetli buluyoruz. Böylece yılın ilk dört ayında bu alanda yüzde 28 oranında artış kaydederek, önemli bir başarıya imza attık. Bir diğer çarpıcı rakam şudur, 1018 firmamız ilk kez yurt dışına ürün satma başarısı göstermiştir. Ticarette korumacılık eğilimlerinin güçlendiği, talebin daraldığı ve jeopolitik risklerin tırmandığı bir dönemde bu ihracat rakamları takdire şayandır. Şu da bir gerçek ki Türkiye'nin potansiyeli bunun çok çok üzerindedir. İnşallah yeni pazarlara açılarak, ihracatı teşvik ederek, ihracatçılarımıza destek olarak daha yüksek rakamlara ulaşacağız."
Erdoğan, Nisan ayı ihracat verilerinin hayırlı uğurlu olmasını diledi, emeği geçenleri tebrik etti.

"2026'ya çok güçlü bir giriş yaptık"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta bir başka sevindirici haberi turizm cephesinden aldıklarını dile getirdi.
Turizmde 2025'in, 64 milyon ziyaretçi ve 65,2 milyar dolar turizm geliri ile kapandığını anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
Türkiye'nin çok sayıda irili ufaklı organizasyona ev sahipliği yapacağını, dünyanın dört bir yanından üst düzey misafirin ağırlanacağını ifade eden Erdoğan, uluslararası etkinliklerin de Türk turizminin yıldızının parlamasına katkı sunacağına inandığını, sadece ihracat ve turizmde değil, istihdam tarafında da istatistiklerin ümit verici olduğunu söyledi.
Erdoğan, işsizlik oranının bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 8,1'e gerilediğini hatırlatarak, istihdam sayısının aynı dönemde 226 bin kişi artarak 32 milyon 425 bin kişiye, istihdam oranının ise 0,3 puan artarak yüzde 48,5'e yükseldiğini kaydetti.
İş gücü sayısının mart ayında bir önceki aya göre 129 bin kişi artarak 35 milyon 298 bin kişiye ulaştığını, iş gücüne katılma oranının ise 0,1 puan artışla yüzde 52,8'e çıktığını ifade eden Erdoğan, böylece işsizlik oranının tek haneli seyrini 35'inci ayında da koruduğuna işaret etti.
Erdoğan, bununla birlikte atıl iş gücü oranındaki yükselişi de dikkatle takip ettiklerini dile getirerek, ihracat, istihdam ve turizmdeki bu olumlu tabloya rağmen, savaşın etkilerinin en fazla hissedildiği alanların başında enflasyonun geldiğini vurguladı.
Bugün nisan ayı enflasyon oranının yüzde 4,18 olarak açıklandığını hatırlatan Erdoğan, halen çok yüksek seyreden akaryakıt fiyatlarının dünyada olduğu gibi Türkiye'de de enflasyon üzerinde ağır baskı oluşturduğunu söyledi.

"Türkiye, siyasi saiklerle müzakere masasının dışına itildi"
Son dönemde Türkiye'nin Avrupa'daki konumuna dair yine Avrupalı aktörlerin tetiklediği bazı yıpratıcı tartışmalara şahit olduklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu tartışmaları vesile kılarak ülkemizin Avrupa Birliği yolculuğuyla ilgili bazı temel gerçekleri hatırlatmakta fayda görüyorum. Türkiye o zamanki adı Avrupa Ekonomik Topluluğu olan Avrupa Birliği'ne ortaklık başvurusunu kuruluşundan 19 ay sonra 31 Temmuz 1959'da yaptı. 1963'te de Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin hukuki zeminini oluşturan Ankara Anlaşması imzalandı. Nihai amacı Türkiye'nin topluluğa tam üyeliği olan ortaklık anlaşması, birbirinin devamı niteliğindeki hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve nihai dönem olmak üzere üç ayrı devreyi kapsıyordu. Ankara Anlaşması'nın 1 Aralık 1964'te yürürlüğe girmesiyle ilk devre, yani hazırlık dönemi başlamış oldu."
Erdoğan, 13 Kasım 1970'te Katma Protokolü imzalandığını ve bu belgenin 3 yıl sonra uygulamaya konmasıyla geçiş dönemine ilk adımın atıldığını hatırlattı.
Takip eden süreçte Kıbrıs davasından kaynaklanan anlaşmazlıkların, Avrupa Birliği yolculuğunda Türkiye'nin önünün kesilmesine sebep olduğunu dile getiren Erdoğan, "Şurası oldukça dikkat çekicidir. Bakınız, o dönemde komşumuz Yunanistan, 1975'te üyelik başvurusunda bulunduğu Avrupa Birliği'ne çok kısa bir süre içinde 1981'de kabul edildi. Türkiye ise tamamen siyasi saiklerle müzakere masasının dışına itildi. Demokrasimizin çok ağır yara aldığı 12 Eylül darbesiyle Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz resmen askıya alındı. Sonraki yıllarda sivil iktidarın yeniden tesisi ve merhum Turgut Özal'ın inisiyatifiyle Birlikle olan münasebetlerimiz tekrar ivme kazandı." diye konuştu.
"Müzakere sürecinde sorumlulukları yerine getirdik"
Erdoğan, 14 Nisan 1987'de Birliğe tam üyelik başvurusunun yapıldığını ve merhum Özal'ın ifadesiyle "uzun ince bir yola" çıkıldığını anımsatarak, başvuruyu değerlendiren komisyonun, 2,5 yıl sonra verdiği cevapta, "Türkiye'nin topluluğa katılmaya ehil olmakla birlikte, topluluğun kendi iç bütünleşmesini sağlamadan yeni üye kabul etmeyeceğini" ifade ettiğini aktardı.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 1 Ocak 1996'da yürürlüğe giren Gümrük Birliği ile geçiş döneminin tamamlandığını ve nihai döneme geçildiğini anlatan Erdoğan, karşılaşılan sıkıntıların kısa süre sonra tekrar nüksetmeye başladığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
Erdoğan, 2015'ten itibaren Suriye'deki iç savaşın yol açtığı ve Avrupa'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra gördüğü en büyük düzensiz göç dalgasının da etkisiyle Türkiye'nin AB ile ilişkilerinin tekrar yoğunlaştığını hatırlatarak, 253 kişinin şehit olduğu 15 Temmuz darbe girişimi karşısında Türkiye'ye gerekli desteği vermekte geç, yetersiz ve isteksiz kalan Birlikle ilişkilerin yakaladığı tempoyu koruyamadığını belirtti.
Daha sonra yapılan toplantılarda mevcut tıkanıklığı aşacak, Türkiye-Birlik ilişkilerine ivme kazandıracak yüreklendirici bir tabloyla karşılaşmadıklarını dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin maruz kaldığı onca çifte standarda rağmen tam üyelik yolundaki çalışmalarını inatla sürdürdüğünü, bugün de AB kurumlarıyla ve ülkeleriyle karşılıklı temaslarını yoğun bir şekilde devam ettirdiğini söyledi.

"AB, Türkiye'nin yapıcı tavrının kıymetini çok iyi bilmeli"
Türkiye'nin değiştiğini, dönüştüğünü, ekonomisini ve demokrasisini güçlendirdiğini ancak bu çevrelerin ülkeye yönelik çarpık yaklaşımında hiçbir değişim olmadığını dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin diğer aday ülkelerden farklı olarak işte bu zihniyetle ve temsilcileriyle de mücadele etmek zorunda kaldığını anlattı.
Turgut Özal'ın "Sadece uzun ince değil, aynı zamanda suni engeller ve engebelerle dolu bir yolda yürüdük." sözlerini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Teessüfle belirtmeliyim ki bu yolculuk yine aynı zeminde devam ediyor. Türkiye'ye yönelik stratejik şaşılık maalesef Birliğin pek çok kurumunda hem de çok bariz biçimde varlığını muhafaza ediyor. Gelinen noktada bir gerçeği açık açık dile getirmek durumundayım. Dün olduğu gibi bugün de mesele Ankara'nın nerede durduğu değildir, mesele Brüksel'in geleceğin dünyasında nerede olmak istediğidir, kendini nerede gördüğüdür.
"Avrupa'nın Türkiye'ye duyduğu ihtiyaç daha fazladır"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel işbirliklerinin önem kazandığı, yeni aktörlerin boy verdiği, küresel sistemin çok kutupluluğa doğru hızla evrildiği yeni bir dünyanın kurulduğunu, Türkiye'nin yeni sistemin kutup başlarından biri olmaya namzet en güçlü ülkeler arasında yer aldığını vurguladı.
"Bugün Avrupa'nın Türkiye'ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye'nin Avrupa'ya olan ihtiyacından daha fazladır, yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır." diyen Erdoğan, Avrupa'nın bir yol ayrımında olduğunu, ya Türkiye'nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını Birliğin darboğazdan çıkışı için bir fırsat olarak göreceklerini ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa'nın geleceğini karartmasına müsaade edeceklerini söyledi.
Temennilerinin Avrupa'daki karar alıcıların siyasi ve tarihi önyargılarını artık terk ederek Türkiye ile samimi, sahici ve göz hizasında ilişkiler geliştirmeye odaklanmak olduğunu dile getiren Erdoğan, "Böyle bir ilişkinin kazananı Türkiye'nin de ayrılmaz parçası olduğu Avrupa kıtası olacaktır. Biz, milletimizin yüksek menfaatlerini rehber edinerek, bu yolda sabırla, vakarla, alnımız ak, başımız dik bir şekilde yürümeye devam edeceğiz." dedi.
Evlilik kredisi
Aile ve Gençlik Fonu ile yuva kurmak isteyen gençleri 200-250 bin lira arasında bir rakamla desteklediklerini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
BAYRAM TATİLİ 9 GÜN OLDU
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı millete sesleniş konuşmasında, Kurban Bayramı tatiline ilişkin müjde vereceğini ifade etti.
Kurban Bayramı'nın 27-30 Mayıs tarihleri arasında idrak edileceğine işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:









