Şarkıcı Alpay 'dergâh'lı çıktı

Yeni Şafak
00:0022/05/2005, Pazar
G: 27/05/2017, Cumartesi
Yeni Şafak
Arşiv
Arşiv

Dedesi Naziki Dergâhı'nın kurucusu olan yılların şarkıcısı Alpay soyadını da bu dergâha borçlu. Eylülde Gel, Maria gibi şarkılarla hafızalara kazınan sanatçı, "Üretmesem yaşlanırım, daha üretecek çok şey var" diyerek gençlere yol çiziyor.

---------------------------------- manset -------------------------------------------
---------------------- manset ---------------------

Dedesi Naziki Dergâhı'nın kurucusu olan yılların şarkıcısı Alpay soyadını da bu dergâha borçlu. Eylülde Gel, Maria gibi şarkılarla hafızalara kazınan sanatçı, "Üretmesem yaşlanırım, daha üretecek çok şey var" diyerek gençlere yol çiziyor.
  • YAKUP BULUT / ANKARA


    'Eylülde Gel, Maria, Fabrika Kızı' gibi 50'den fazla şarkısı listelerde haftalarca kalan yılların şarkıcısı Alpay'ın Naziki Dergahı'na mensup olduğunu pek kimse bilmez. Sahnede kullanmadığı "Nazikoğlu" soyadını da bu dergahtan alan sanatçı ile, soyadının öyküsü başta olmak üzere, sanat, medya ve Eurovision'a kadar birçok konuda Yeni Şafak olarak konuştuk.
    Dedem çok naziktir

    Alpay, "çok nazik bir insan" olarak anlattığı birkaç göbek önceki büyükbabasının, Naziki Dergahı'nın da kurucusu ve padişahın da ona verdiği isimle anılan Naziki Efendi olduğunu kaydetti. Padişah'ın Topkapı Sarayı'nın yanında dedelerine bir yer verdiğini ve dergah faaliyetlerinin burada sürdürüldüğünü söyleyen Alpay, Naziki Dergahı'nın yerinin bugün de belli olduğunu hatta dergahın az sayıdaki üyesinin halen toplantıları sürdürdüğünü belirti. Alpay, Naziki Dergahı üyelerinin kendisini de aylık olarak yaptığı toplantılara çağırdığını ancak kendisinin katılamadığını söyledi. Alpay dergahtan gelen 'Nazikioğlu' soyadını kullanmama nedenini ise şöyle anlattı: "İlkokul yıllarımda son derece şikayetçi idim. Her arkadaşım farklı telaffuz ederdi, kimisi 'nazikli' , kimisi 'nazikoğlu' derdi. Ben de bu durumdan hiç hoşlanmazdım. Sonra, böyle bir işle bağdaşacak bir soyadı değil, fazla uzun. Şarkıcı olarak kullanmadım ama büyüyünce soyadımın son derece köklü bir soyadı olduğunu öğrendim. Durup dururken alınmış bir soyadı değil, bunun bir kökeni, anlamı var. Ve şimdi gurur duyuyorum."

    Sanatçı değil şarkıcıyım

    Kendisine "sanatçı" denilmesini sadece bir iltifat olarak değerlendirdiğini söyleyen Alpay, "Ben sanatçı değilim, bu sanatçı yakıştırması nereden çıkartıldı bilmem. Şarkıcı olmak utanılacak bişey değildir. Film çevirene aktör, dansedene dansöz dendiği gibi bana da lütfen şarkıcı denilsin. Zaten artık mankenler falan da sanatçı oldu" diyerek ince bir sitemde de bulundu. Meslek hayatında 41. yılını geride bırakan Alpay, genç kalmasının sırrını üretmekten bıkmamasına bağladı. Alpay genç kalmanın üretkenlikle ilişkisini şöyle anlattı:"Ne insanlar var ki 20 yaşında üretmiş, 21 yaşında kocamış. Çünkü insan yeni birşeyler ortaya koyamadığı an yaşlanıveriyor. ''Eylül'de Gel, Maria, Fabrika Kızı" gibi 50'den fazla şarkısı listelerde haftalarca bir numara olmuş bir Alpay kabuğuna çekilseydi bugün yaşlanırdı. Ancak daha üretecek çok güzellikleri olan bir Alpay var" diye konuştu. Alpay "Tango &Latin" adlı son albümüne gösterilen ilgiden memnun olduğunu, yeni şarkılarla yeni albüm içinse hazırlıklarının her zamanki gibi yoğun olarak sürdüğünü belirtti.

    Üretmeyen ölüyor

    Hayatının temel anlamını üretmek olarak tanımlayan Alpay, "Kimse ölmek istemiyor. Ama herkes de üretmekten kaçıyor. Herkes hayata dört elle sarılmış ama herkes de üretmediği haliyle sadece ölümü bekliyor. Ben herşeyden önce bir insan olarak üretmediğim zaman, yeni bir şeylere ulaşmadığım zaman, öleceğimi düşünürüm" dedi. Alpay günümüz şarkıcılarını değerlendirirken de üretkenlik ve kalıcılık sorununun öne çıktığını söyledi. 3 aylık ömrü olan şarkıların insanlar tarafından hızla tüketildiğini söyleyen Alpay sözlerini şöyle sürdürdü: "Şarkılar insanlardan uzun ömürlü olmalıdır. Kalıcılığın sınırı burada gizlidir. Oysa günümüzde bir şarkı yapılıyor, 3 ay sonra çöpe atılıyor. Eğer bir şarkı 10 sene, 25 sene, 100 sene, 500 sene sonra dinlenebiyorsa o şarkı kalıcılığı yakalamıştır."

    Varoş kültüründen kurtulalım

    Türk insanının yavaş ya da hızlı ama mutlaka ilerlediğini söyleyen Alpay, "Toplumun önünde durmak mümkün değildir. Ama bu ilerlemeyi yavaşlatan nedenler var. Bugün Türkiye'de televizyonlar yaptıkları yayınlarla sanki bu ilerlemenin önüne set olmaya çalışıyorlar. Bence medya kendine çekidüzen vermeli ve toplumun önünde durmak yerine, toplumdan daha hızlı bir ilerleme kaydetmeli. Yayınlanan diziler, yarışmalar daha bir içerikli olsa, o zaman toplum varoş kültüründen kurtulur ve özlediğimiz toplum olur" dedi.

    Eurovision kavgası gereksiz
    Türkiye'nin Eurovision şarkı yarışmasını bir türlü doğru değerlendiremediğini söyleyen Alpay şöyle anlattı: "Eurovision ülkelerin birbirine yaklaşmaları için düzenlenen ve tamamen kültürel bir olaydır. Avrupa'da amatörlerin katıldığı bir yarışma olarak değerlendirilir. İngiltere mesela, müzikte zirvede olan bir ülke, bu yarışmada sonuncu olur ama orada çok ilgilenmezler. Bizde ise gereksiz yere hassasiyet gösterilip tartışmalar yapılıyor. Bunu büyütmemek ve ciddi üretkenliklere ulaşamamanın nedenlerini tartışmak gerekiyor." Son dönemde en beğendiği şarkıcılara da değinen Alpay, Rafet El Roman'ı beğendiğini ifade ederek, Roman'ın ticari kaygılardan uzak olarak müzik üretmeye çalışmasının son derece güzel bulduğunu söyledi. Alpay, Işın Karaca ve Sertap Erener'i de beğendiği sesler olarak belirtti.


    ----------------- imza------------------

    ----------------- imza------------------



  • #Arşiv
    #Yeni Şafak Arşiv