Tazminat istemiyoruz failler bulunsun

Çetiner Çetin
00:003/02/2012, Cuma
G: 3/02/2012, Cuma
Yeni Şafak
Tazminat istemiyoruz failler bulunsun
Tazminat istemiyoruz failler bulunsun

Uludere'de 34 köylünün öldürülmesinin üzerinden 36 gün geçti, ancak yaşananların acısı ilk günkü tazeliğini koruyor. Köylüler, Meclis İnsan Hakları Komisyonu ve Emine Erdoğan'ın yapacağı ziyaretleri sabırsızlıkla beklerken tazminatla ilgili iddialara da tepki gösteriyor. Olayda 2 oğlunu kaybeden Halil Encü, “Tazminat istemiyoruz. Failler bulunsun” şeklinde konuşuyor.

Şırnak'ın Uludere İlçesi'nde 28 Aralık 2011'de meydana gelen hava saldırısında 34 vatandaşın hayatını kaybettiği Gülyazı, Ortabağ ve Ortasu köylerinde, hüzün ilk günkü sıcaklığını koruyor. Köylüler, 'Şefkat köprüsü' adı altında acılarını paylaşmak için gelecek olan Başbakan Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın ve Meclis İnsan Hakları Alt Komisyonu'nun ziyaretlerini sabırsızlıkla bekliyor. Diğer yandan da olayın aydınlığa kavuşturulması için başlatılan soruşturma ile ilgili gelişmeleri ve yakınlarını kaybedenlere ödenecek tazminata dair açıklamaları dikkatle izliyor. Köylüler, sürekli tazminatın gündeme getirilmesine sert tepki gösteriyor. Olayda 2 oğlunu kaybeden Halil Encü, “Emine Erdoğan ile Meclis heyetine, 'Kesinlikle paradan bahsetmeyin, sorumluları yargılayın. Tazminat istemiyoruz failleri bulun diyeceğim” şeklinde konuşuyor. Köyün ileri gelenlerinden Ubeydullah Encü ise, ailelerden para alanların olduğuna dair çıkan haberlerin doğru olmadığını belirterek, “Ben ailelerin paraya ihtiyaçları yok demiyorum ama bu parayı kabul etmezler” diyor.

ANNEM GECELERİ KARDEŞİMİN BATTANİYESİNE SARILIP AĞLIYOR

Yeni Şafak muhabiri Çetiner Çetin, acılarını ilk günkü gibi yaşayan Gülyazı, Ortabağ ve Ortasu köylerinde, kederli ailelerin nabzını tuttu. Yoğun kar yağışı altında köylülerin yolladığı araçla köye girebilen Çetin, acılı alilelerden kaybettikleri evlatlarına duyduğu hasreti dinledi. Olayda yaşamını yitiren gençlerden birinin abisi olan Niçirvan Encü, “Annem her gece kalkıp kardeşimin battaniyesine sarılarak saatlerce ağlıyor. Analarımız çok dertli. Biz olaydan sonra acımızı yüreğimize gömdük ve geçim derdine düştük. Gruplar halinde kaçak mazot ve sigara için yollara düştük. Daha iki gün önce gençlerimiz kaçağa gitti, askerler yolu tuttu. Az kalsın bir facia daha yaşanıyordu. Biz burada bu koşullarda kaçakçılık yapmaya mecburuz” diyor.


EMİNE HANIM ANADIR BİZİ EN İYİ O ANLAR

Acılı anneler, Emine Erdoğan'ın köye yapacağı ziyaretine hazırlanıyor. Emine Hanımın gelmesini büyük bir sabırsızlıkla beklediklerini belirten Azime Encü, “Biz Emine ablaya buralarda nasıl hangi şartlarda yaşadığımızı anlatacağız. Gelsin soframıza. O anadır, bizim acılarımızı en iyi o anlayacak” diyor. Olayda 13 yaşındaki oğlu Erkan, 15 yaşındaki kardeşi Savaş ve 26 yaşındaki kardeşi Hüsnü'yü yitiren, kendisi ise PKK operasyonu sırasında mayına basarak gözlerini kaybeden korucu Mehmet Encü de, “Emine Hanım gelsin, başımızın üstünde yeri var. Size nasıl derdimizi anlatıyorsak ona da anlatırız. Ona anlatacağız ki, eşine yani Başbakana anlatsın halimizi. Katillerin ortaya çıkarılmasını istediğimizi söyleyeceğiz. Herkesin umudu odur ki bir an önce bu vahşeti çocuklarımıza reva görenler, bize bunu reva görenler ortaya çıkarılsın. Emine Hanımı canımızla bedenimizle biz koruyacağız. Güvenliğini biz alacağız. Korkusuzca gelebilir. Başımızın üstünde yeri var” sözleriyle duygularını dile getiriyor.


ÖRGÜT EL FENERİYLE Mİ GİDER

Lezgin Encü ise saldırının bilinçli bir plan doğrultusunda yapıldığına inandıklarını belirterek, “Bu olayı yapan hem millete hem devlete düşman” dedi. Encü, “Bu işi yapanlar derin planlar yaptı. Şimdi bu planları ortaya çıkarmak Başbakanın elinde” diye konuştu. Olaydan sağ kurtulan Servet Encü ise köydeki durumu şöyle anlatı: “Köydekiler çaresiz. Bir babanın bir oğlu askerde, bir oğlu PKK'da, bir oğlu korucu. Şimdi devlet bu durumda ne yapacak. Bu soruna bir çözüm bulunmalı.” Köylüler, olayla ilgili soru işaretlerinin giderilmediğini belirterek, “ Asker diyor ki, 'Uyarı işareti yaptık, aydınlatma mermisi ve havan attık.' Örgüt olsa canını korumak için taşın altına saklanırdı. Ama bunlar hiç dinlemeden yola devam etmişler. Çocukların ellerinde el feneri vardı. Örgüt el feneri ile mi yola devam eder. Eğer bu olayı aydınlatmazlarsa demek ki bizim burada yerimiz yok, biz bu ülkenin insanı değiliz, o zaman göç edip gitmek zorundayız. Irak mı olur, İran mı olur o zaman düşünürüz” ifadelerini kullanıyor.


BİLGİSAYAR ALMAK İÇİN KAÇAĞA GİTTİ

Hayatını kaybeden 13 yaşındaki Orhan ve 23 yaşındaki Zeydan kardeşlerin babası Halil Encü ise iki oğlunun fotoğrafını bir an olsun elinden bırakmıyor. “Başbakan, bizim çocuklarımızın da babası” diyen Encü, “Ne olur çocuklarımın kanları yerde kalmasın” diyor. Encü, küçük oğlu Orhan'la ilgili içinde kalan ukdeyi şöyle anlatıyor: “Çocuğum benden bilgisayar almamı istemişti. Alamadım hala içimde bir acıdır. Ben alamayınca kendisi almak için kaçağa gitti. Sınırın sıfır noktasında 3 grup halinde gelmişler, ilk önce Orhan vurulmuş. Zeydan, kardeşinin elini tutarken yaşamını yitirmiş. 36 gecedir yüreğimdeki acıyla sızıyla geceleri divane gibi geziyorum.” Orhan'ın kardeşleri de kardeş acısını ondan kalan hatıralarla yad ediyor. Öğretmeni, Orhan'ın baştan sona pekiyi ile dolu karnesini olaydan sonra evine götürmüş. Encü kardeşler, Orhan'dan geriye kalan sazı, kendi elleriyle yaptığı darbukayı ve karnesini hatıra olarak saklıyor.