Hatay Şehrengizi: Tarihe düşülen hazin not

04:0016/05/2023, Salı
G: 16/05/2023, Salı
Yeni Şafak
Hatay Şehrengizi / Kamil Uğurlu-Hilal Uğurlu.
Hatay Şehrengizi / Kamil Uğurlu-Hilal Uğurlu.

Kamil Uğurlu’nun eşi Hilal Uğurlu ile birlikte kaleme aldığı Hatay Şehrengiz kitabı Hatay Vakfı Yayınları arasında okurla buluştuktan çok kısa süre sonra büyük bir deprem yaşadık. Bugün yok olan şehir artık bu önemli kitapta yaşıyor.

İDRİS NEBİ UYSAL

Türkçenin Farsçayla temasının yadigârlarından olan şehrengiz, “şehr” ve “engîz” unsurlarının terkibiyle meydana gelmiş bir kelimedir. Terim olarak; “bir şehrin görülmeye değer yerlerini, doğal güzelliklerini, tarihî mekânlarını, o şehirdeki sanat ve meslek dallarında ün yapmış kişileri işleyen manzume” demektir. Edebiyatımızdaki örnekleri arasında güzelleri veya bir beldenin güzellerini anlatanlar da vardır. Mesîhî’nin Edirne Şehrengizi, Lâmiî Çelebi’nin Bursa Şehrengizi, Enderunlu Fâzıl’ın Çenginâme ve Zenânnâme’si bu bapta sayılabilecek örneklerdir. İstanbul, Edirne ve Bursa haklarında en çok şehrengiz yazılan şehirlerdir. Antakya, Mostar, Manisa, Diyarbakır, Üsküp gibi güzeller de şairlere ilham vererek böyle eserlere konu olmuştur.

XVIII. yüzyılın sonlarından itibaren zatına mahsus hususiyetlerini yitirmeye başlayan ve klasik şekilleri görülmez olan şehrengizler, günümüzde nesir biçiminde varlığını sürdürüyor. Türün bu yeni ve seçkin örneklerine imza atan isimlerden biri de Kâmil Uğurlu. Bilim ve sanat çevrelerinde mimar, şair, şehir planlamacısı gibi hüviyetleriyle tanınan Uğurlu’nun birkaçında eşinin de imzası bulunan şehrengizleri bugün yediye ulaşmış durumda. Bir dönem TOKİ Başkanlığı, Başbakanlık müşavirliği, belediye başkanlığı vb. görevler de yürüten yazarın son şehrengizi Hatay üzerine. 2023 yılının Ocak ayında okurla buluşan kitap (464 s.), Medeniyetler Bahçesi Hatay Şehrengizi adını taşıyor. Zamanın durduğu 6 Şubat 2023 tarihinden kısa bir süre önce çıkan eser, okuyanda -müellifine, vesile olanlara malum olmuş yahut ilahi bir iradeyle yazılmış gibi- kaybolmadan tarihe not düşmek için hazırlanmış hissi uyandırıyor. Bir gecede yerle bir olan kadim şehir Hatay’a dair son kitap.

ÖN SÖZ YERİNE BAŞ TACI

İbrahim Ünal Kahraman’ın editörlüğünü yaptığı kitap, Hatay Vakfının gayretleriyle ortaya çıkmış. Bir “kültür arkeolojisi” niteliğindeki bu çalışmanın mutfağında Vakıf Başkanı Mehmet İhsan Aydeğer başta olmak üzere hepsi Hatay sevdalısı akademisyen, bürokrat, sanatçı, gazeteci, sanayici, yönetici, esnaf pek çok kimse var.

Eser Hataylıların “Hay hay, baş üstüne, aman ne güzel” manalarıyla sıkça kullandığı “Baş Tacı” adlı ön sözle başlıyor ve yazarının bu türdeki yedinci eseri oluşuna işaret edercesine 7 bölümden oluşuyor. Bölümler şehrin tarihine, değerlerine, öne çıkan özelliklerine uygun şekilde isimlendirilmiş: En Uzak Hatıralar, Daha Dün Gibi, Hatay’ın Çınarları... “En Uzak Hatıralar” başlıklı birinci bölümde Hatay’ın tarihi ele alınıyor. Burada şehrin geçmişine ışık tutan her hadise, belgeler ışığında fakat bir hikâyeci edasıyla anlatılıyor. Aslında anlatılanlar yalnızca Hatay’ın değil, Müslüman Türklerin de tarihi. Evliya Çelebi, Gertrude Bell gibi seyyahların notlarıyla renklenen bu kısım bize acı gerçeği bir kez daha haykırıyor: şehrin kaderinin depremlerle örülü kaderini.

İkinci bölümün adı “Daha Dün Gibi”. Derin bir iç geçirişle kalem alınan bu cümlelerde şehrin yakın tarihinde iz bırakmış şahsiyetler, ustalar, sanatkârlar; kentin kahve, hamam, sinema, konak, çarşı, çeşme gibi önemli mekânları; yörenin eşekçi, kuşçu gibi geleneksel meslekleri ile sosyolojik yapısı vs. konular üzerinde duruluyor. Üçüncü bölüm yakın tarihimizin önemli siyasi hadiseleri arasında yer alan Hatay’ın Fransız işgalinden kurtuluşu ve Türkiye Cumhuriyeti’ne katılışı konusuna ayrılmış. Burada Hatay davası tarihî belgeler ışığında dile getiriliyor.

ŞİİRLE AÇILAN SOKAKLAR

“Antakya Sokakları Dar” başlığını taşıyan dördüncü bölüm okuru bir şiirle karşılıyor:

Antakya sokakları dar,

Antakya sokakları bir kişilik.

Sen giderken ben gelemem.

Bir gönlümü bahar almış,

Bir gönlümü yaz.

Antakya sokakları bir kişilik.

Öte git biraz…

-

Antakyalı şair Ali Yüce’nin mısralarıyla çıkılan bu gezide yazar; okuyucuyu dar sokakları, camileri, Asi Nehri, müze oteli, zeytinlikleri, medeniyetler korosu, köyleri, ozanları, cille gecesi, Hatay bağının solmayan gülleri olan meczupları ile keyifli bir şehir turuna çıkarıyor. Yılancı Hacı Murat’la efsunlanan okurlar bu kısımda bir taraftan şehrin renkli simalarını tanıma imkânı bulurken diğer taraftan farklı toplulukların imtizacıyla oluşan sıcak ilişkilerin örneklerine şahit oluyor.

Kitabın beşinci bölümü Hatay’ın ulu çınarlarına tahsis edilmiş. “Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım. Ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim. Kitap benim has bahçemdi.” diyen Cemil Meriç, XVI. asrın önemli hekimlerinden Yusuf el Hekimi ve Davud-ı Antaki, Mısır’da ikamet ettiği yıllarda Antakya’da bir süre kalan Mehmet Akif Ersoy, şehrin ticaret hayatında özel bir yere sahip Kara ailesi bu bölümde zikredilenlerin başında geliyor.

Hatay için kullanılan unvanlar arasında “yemek medeniyeti, gastronomi şehri” sıfatları da vardır. Sofradaki bu bereket ve çeşitlilik, UNESCO eliyle de tescillenmiş ve tüm dünyaya ilan edilmiştir. Künefeyle ün yapan ve 40’tan fazla köfte çeşidini barındıran bu mutfak; 600’ün üzerinde yemek, meze ve ürünle haklı bir onurun sahibidir. Uğurlu kitabın altıncı bölümünü işte bu lezzetlere ayırmış.

Şehrengizin son bölümü “Son Kaldı veya Sona Kaldı” adını taşıyor ve “Bu kitap baştan sona Hatay’ı anlattı. Fakat elbette bitiremedi. Son kaldılar bıraktı. Bunu isteyerek yaptı. Kendisinden sonra geleceklere, bu tarlayı süreceklere, ekini ekeceklere zaman ve fırsat vermek için.” cümleleriyle sona eriyor.

Şehirler meyanında “Doğu’nun Kraliçesi” gibi emsalsiz bir unvanı haiz olan Hatay; bugün enkaz altında kalmış bir yerdir. Ne hazindir ki bu acıyı birkaç kez tatmış bahtsız bir güzeldir. İşte Hatay Şehrengizi; güzellikleri, lezzetleri, değerleriyle yıkıntıların altında kalan hazinelerle dolu bir sandığa benziyor. Güzelleme türünde kaleme alınmış olsa da bir ağıt gibi okunuyor. İnancımız o ki “tapusunu ve anahtarını” Habib-i Neccar’ın kuşağında taşıdığı Hatay, yeniden imar ve ihya edilecektir.

Son söz Türk Dil Kurumu yetkililerine. Dilimizde en az beş asırlık bir geçmişe ve onlarca örneğe sahip şehrengiz kelimesi, Türkçe Sözlük’e alınmayı çoktan hak etmiştir. Sair güncel sözlüklerde temsil edilen kelimenin Kurum sözlüğünde yer almaması büyük bir eksikliktir.

#Edebiyat
#Hatay
#Aktüel