Hayat tesadüflerle dolu

Taceddin Ural
00:0012/11/2006, Pazar
G: 12/11/2006, Pazar
Yeni Şafak
Hayat tesadüflerle dolu
Hayat tesadüflerle dolu

Bülent Ecevit, Ankara'daki Devlet Mezarlığı'na defnedildi. Ecevit'in mezarını yaptıran isim, onu 12 Eylül darbesiyle bir dönem siyaset dışına iten Kenan Evren. Mezarlığın mimarı ise Ecevit'in “köylüsü” Özgür Ecevit. Mimar Ecevit, solun tarihi liderinin defnedildiği mezarlık için, “İşlevsiz anıt mezarlardan kaçınıp, Türk-İslâm inancındaki mütevazı mezar anlayışını benimsedim” diyor.

Eski Başbakanlar'dan Mustafa Bülent Ecevit, dün öğle saatlerinden bu yana Devlet Mezarlığı'ndaki ebedî istirahatgâhında… Yeni sakini vesilesiyle Devlet Mezarlığı epeyce bir süre gündemde kalacağa benziyor.

12 Eylül Darbesi'ni yapan Kenan Evren'in isteği üzerine inşa edildi. Mezarlığa; İstiklâl Harbi'nde tümen komutanlığı ve daha üst görevlerde bulunanlar ile cumhurbaşkanlarının defni öngörüldü. Bu amaçla hazırlanan 2549 Sayılı Kanun, 10 Kasım 1981 tarihinde yürürlüğe girdi. Mezarlık için 1982 yılında açılan proje yarışmasını Y. Müh. Mimar Özgür Ecevit ile (peyzajda) Y. Ziraat Müh. Ekrem Gürenli kazandı. Mezarlık alanı içindeki heykeller ise Prof. Dr. Rahmi Aksungur tarafından imal edildi.


Cumhurbaşkanı öldükçe, duvar yükselecek

Mezarlıktaki heykellerde ilginç teknikler uygulandı. “Cumhuriyet Tarih Yolu”ndaki heykel, Atatürk'ün Samsun'a çıkışını ifade eden bir kaya olarak dizayn edildi. Kayanın gölgesi; haritadaki Samsun limanının siluetini ortaya çıkartırken, kayadaki bir delik de, gölgenin içinde bir ışık belirmesine neden oluyor. Bu delik; havanın açık olduğu günlerde 11:00-14:00 saatleri arasında içinden geçen güneş ışığıyla “Atatürk'ün profili”nin belireceği bir tarzda oluşturuldu. Devlet Mezarlığı'nın ana figürü ise “Otağ Çadırı” formundaki büyük anıt ve etrafındaki cumhurbaşkanları ile İstiklal Harbi komutanlarının mezarlarından oluşuyor. Buradaki ”bitmemiş duvar” ise yeni defnedilecek olan cumhurbaşkanlarının isimlerini taşıyan taşlarla yükselecek. Mimarı Özgür Ecevit'in anlatımıyla “Böylece zaman içerisinde Cumhuriyet yükselecek.”

Önce komutanlar geldi

Devlet Mezarlığı'na ilk defin 30 Ağustos 1988 tarihinde gerçekleştirildi. Genelkurmay Başkanlığı tarafından belirlenmiş olan; aralarında Kazım Karabekir, Fahrettin Altay, Kâzım Orbay, Salih Omurtak, Mustafa Muğlalı, Mehmet Nuri Conker gibi isimlerin bulunduğu 61 İstiklâl Harbi komutanı ile Cumhurbaşkanları Cemal Gürsel, Cevdet Sunay ve Fahri Sabit Korutürk'ün cenazeleri buraya nakledildi. Mezarlığa, 24 Ekim 1988 tarihinde ise 14 komutanın daha naşı konuldu. O tarihten bu yana Devlet Mezarlığı'na defnedilen ilk isim ise Ecevit oldu.


Ortanın Solu'ndan Türk-İslâm Sentezi'ne

Devlet Mezarlığı'nın mimarisinde tercih edilen “üslûp” da, Bülent Ecevit bağlamında düşünüldüğünde bir başka ilginçliği gündeme getiriyor. Mezarlığın mimarı Özgür Ecevit, “Projemizin ana fikri; İslam Kültürü'ne uygun olarak, gösterişli mezarlardan kaçınılması, işlevsel olmayan anıtsal formların kullanılmamasıydı. Bakın Kanuni'nin türbesine, mütevazı bir oda kadardır. Biz de burada, 'anıtsal' görünümlerden kaçındık. Proje, Türk-İslâm inanç, kültür haritası dikkate alarak çizildi. Bizim inancımızda anıt mezarlar hoş karşılanmaz. Üstelik bu sadece, İslâm döneminde değil, eski Türk inancında da böyledir. Anıt mezar, işlevsel değildir, onda ihtişam ön plandadır” diyor. Yarışmaya katılan değişik bazı projeler hakkında da bilgi veren Ecevit, 42 proje arasında antik dönemleri çağrıştıran kimi tasarımlar olduğunu, bunlardan birisinin de Eski Yunan'daki stadyumlar gibi düzenlendiğini anlatıyor. Ecevit, “Tabiî, hâkim çizgi dairesel olunca, mezarların Kıble'ye çevrilebilmesi için ek düzenekler yapılması gerekmiş, bu da ortaya karmaşık bir yapı çıkarmıştı” diyor.


Özal, Devlet Mezarlığı'nı istemedi

İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, özel bir kanunla Anıtkabir'in yanına gömüldü. Devlet Mezarlığı yapılınca da, buraya nakledilmesi gündeme gelmedi. Cumhurbaşkanları içerisinde Celal Bayar ile Turgut Özal ise Devlet Mezarlığı'na iltifat etmeyen isimler oldular. Vasiyetleri doğrultusunda; Bayar, doğduğu yer olan Bursa'daki Umurbey Köyü'ne, Özal da, Adnan Menderes ve arkadaşlarının da mezarlarının bulunduğu İstanbul Topkapı'ya defnedildi. Bayar ve Özal'ın sağlıklarında gömülecekleri yeri izhar etmelerine karşılık; halen hayatta olan eski cumhurbaşkanları Kenan Evren ile Süleyman Demirel'in tercihlerinin ne yönde olduğu/olacağı ise bilinmiyor.


“Devlet orada yatıyor”

“Evladım ne iş yapıyorsunuz, sorması ayıp' diye soruyor kadın. 'Efendim' diyorum, 'Devlet Mezarlığında şube müdürüyüm.' Kadın anlamış gibi başını sallıyor. 'Mezarlık mı?' diyor. 'Evet' diyorum. 'Nasıl yani?' diyor. 'Basbayağı mezarlık işte' diyorum. 'Yani' diyor, 'orada ölüler mi yatıyor?' 'Evet' diyorum, 'diriler yatacak değil, mezarlıkta kimler yatar?' 'Ne bileyim evladım' diyor, 'devletin yattığı bir mezarlık gibi anladım da' 'Doğru anlamışsınız' diyorum, 'devlet orada yatıyor' 'Nerede bu mezarlık?' diyor. 'Orada' diyorum sanki gösterecekmiş gibi. Andazit taşıyla kaplanmış bir taç kapı. Sarı kurşundan kocaman bir 'T.C.Devlet Mezarlığı' yazısı okunuyor. Kadın bakıyor ve heceleyerek okuyor : 'Te-ce dev-let me-zar-lı-ğı, aman evladım gerçekten devlet mezarlığı burası, peki burada kimler yatıyor?' diye soruyor. 'Menderes burada mı?' 'Hayır' diyorum, 'o sanırım İstanbul'da.' 'Peki başka kimler var?' 'Kimler yok ki' diyorum, 'bir zamanlar devlette çalışan pek çok devlet büyüğü var.' 'Peki büyük mü mezarları onların?' diyor. 'Boyuna göre' diyorum, 'herkesin boyuna göre mezarı var.' 'Bu kapıdakiler kim evladım?' diyor. 'Nöbetçi onlar' diyorum. İki asker, girişteki taç kapının biri bir sütununun yanında diğeri ötekisinin altında. Tüfekleri elde. Bazen çapraz tutuyorlar. Bazen yerlerini değiştiriyorlar. 'Neyi bekliyor bunlar?' diyor. 'Büyüklerimizin ölüsünü' diyorum. 'Aman evladım' diyor 'ölü de beklenir miymiş.' 'Bekleniyor işte' diyorum. 'Bunlar' diyor 'askerlikleri boyunca, burada ölü mü bekliyorlar?' 'Sanmam' diyorum, 'nöbet sırasına göre bazen bekliyorlardır.' (Sadık Yalsızuçanlar, Bir Göz Mesafesi)


Devletin mezarlığında 57 boş yer var

Devlet Mezarlığı'nın mimarı “Ecevit'in Köylüsü” 70 yaşındaki Özgür Ecevit'le müteveffa Bülent Ecevit'i konuşuyoruz.Ecevit, “Bizzat Ecevit'ten dinledim, ona da babası anlatmış. Ailelerimiz birbirine yakınlarmış. Ecevit Kastamonu Küre Dağı'nda bir köy”diyor. Özgür Ecevit, Devlet Mezarlığı ile ilgili de şunları anlatıyor: “Bu projeyi 1982 yılında dönemin Devlet Başkanı Kenan Evren istedi. Yarışmaya 1982 yılında Peyzaj Mimarı Ekrem Gürenli ile birlikte katıldık. Projemiz 42 proje arasında birinci oldu ve uygulandı. Devlet Mezarlığı 1988 yılında kullanıma açıldı. Bu mezarlığın önemli bir özelliği de, 'park' olarak öngörülmesiydi. Devlet Mezarlığı 'hüzünlü' bir yer değil. Halka açık güzel bir park. Burada bir gezinti yaparak yakın tarihimizi yaşayabilir, doğayla baş başa kalabilir, isterseniz restore edilen Tarihî Karadeniz Havuzu kenarında çay içebilirsiniz.” Cumhurbaşkanları için mezarlıkta 60 kontenjan ayırdığını söyleyen Ecevit, ““Orada daha 57 tane mezar yeri boş. Yeni düzenleme ile artık isterlerse Başbakan ve TBMM Başkanları da buraya defnedilebilecek, vefatlar oldukça yerler dolacak. Tabii, aile istemezse idare başka bir yerde, devlet büyüğüne yakışır bir mezar yaptıracak” diyor. Devlet Mezarlığı'ndaki “askerî hava”dan rahatsız olduğunu da anlatan Özgür Ecevit, şöyle konuşuyor: “Geçen baktım nöbetçi askerlerin yanına bir de kapan bariyer koymuşlar. Vatandaş da zannediyor ki, oraya izinle girilir. Hayır, böyle bir şey yok. Yeni Şafak aracılığıyla sesleniyorum, halkımız oraya gitsin, büyüklerimize dua etsin, sonra da, oradaki parkta, kafeteryada çayını yudumlasın” .