Hayat İlmek ilmek örülen iyilik

İlmek ilmek örülen iyilik

Kadınların ilmek ilmek ördükleri atkı ve bereler yetim ve öksüz çocukların içini ısıtıyor. Hayır Köprüsü Derneği Başkanı Rıdvan Özkan, teyzelerin, ninelerin, stresten bunalmış iş kadınlarının ve hatta yazarların dahil olduğu projeyi anlatırken, “Biz öyle, uzaktan sadece IBAN’larla yardım edilmesine de karşıyız. Yardım edenlerin bizimle gelip o ortamları görmesini istiyoruz” diyor.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
İlmek ilmek örülen iyilik
Rıdvan Özkan

MÜNEVVER CEVİZOĞLU

Yıllardır türlü hastalıktan muzdarip Üsküdarlı Ayşe Hanım’ın (76) pandemi sonrası sıkıntıları daha da artmıştı. Bir gün torunu, elinde yün dolu bir poşetle çıkageldi. Bu yünlerle yetimlere bere ve boyunluk örmesini istedi. Ayşe Hanım, hastalıklarını, dinmeyen ağrılarını, sızılarını sebep gösterdi, öremeyeceğini söyledi. Torunu yılmadı. Israr etti. Derken torununu üzmek istemediğinden, ahlaya oflaya gönülsüz gönülsüz iki takım örüp torununa teslim etti. Çok geçmedi torununun telefonuna, görüntülü bir mesaj ulaştı. Videoda karlı bir kış günü, sıraya dizilmiş büyüklü küçüklü çocuk grubuna örme bere ve boyunlar giydiriliyordu. Bir, iki, üç derken, Ayşe hanım kendi ördüğü sarılı, kırmızılı örgüleri karşısında görmesin mi? Bir tuhaf oldu içi. Yakın gözlüklerini takıp torunundan görüntüleri tekrar göstermesini istedi. Sonra yeniden istedi. Yeniden yeniden derken, o iki buçuk dakikaya doyamadın bir türlü. Her bir çocuk gülüşü, yorgun vücuduna güç kuvvet oldu. Yıllardır hasretini çektiği bir iyiliği, canlılığı, yorgun kollarında ağrılı bacaklarında hissetmeye başladı. Torunu sormadan o hemen atıldı. Yeni yumakları ne zaman getireceksin diye soruverdi. Ayşe hanımın o kışı, son yıllarda geçirdiği en huzurlu günleri oldu. Canı artık eskisi kadar sıkılmıyordu. O dillere düşmüş müthiş sinirleri bile yumuşamıştı. Çünkü ilmek ilmek örülen bir iyilik hareketinin aktif bir üyesiydi artık o.

Bu güzel çalışmada Ayşe Hanım tek başına değildi. Türlü hastalıklar çeken başka teyzelerin, ninelerin, stresten bunalmış iş kadınlarının, memurların, hatta yazarların dâhil olduğu bir projenin içindeydi o. Hayır Köprüsü Uluslararası Yardım Derneği’nin, kamplarda yaşamak zorunda kalmış yetim çocuklar için hazırladığı bu projeyi ve diğer çalışmalarını, derneğin başkanı Rıdvan Özkan ile konuştuk.

- Rıdvan Bey, Hayır Köprüsü Derneği nasıl kuruldu? Hangi ihtiyaçlar, hangi duygular sizi bu derneği kurmaya sevk etti?

Ben yıllardır vakıflarda dersler veriyorum. Daha o zamanlarda, elimizden geldiğince küçük çaplı da olsa yardım faaliyetlerimiz olurdu. Zamanla baktık ki, durumlar daha kötüleşiyor; özellikle yanımızda Suriye savaşı çıkınca da, arkadaşlarla bu işi büyütmeye niyetlendik. Yardımlarımızı resmileştirmek istedik. Bismillah diyerek işe başladık. Sonra etrafımdaki, birkaç ablayı tanıdığımı davet ettim. Gelin bu iyilikleri birlikte yapalım dedim. Sağ olsun, onlar da davetime icabet ettiler. Dernek kurucu üye ve gönüllülerinin çoğuyla akrabalık ve dostluk ilişkilerimiz zaten vardı. Bu yakınlıklarla birlikte hayır içinde ortak çalışmaya başlamış olduk.

- Derneğin ismine nasıl karar verdiniz?

Adana’da olduğumuz günlerde, meşhur Taş Köprü’nün üzerinde yürürken-tabii o esnada biz derneğe bir isim arıyoruz işte o dönemlerde- içimizden bir arkadaş dedi ki ”Biz neden derneğimizin ismini hayır köprüsü yapmıyoruz ki?” Hepimizin hoşuna gitti. Böylece “Hayır Köprüsü Uluslararası Yardım Derneği”ni kurmuş olduk.

İNSANLARA TEMAS ETMEK İYİLİĞİ KATMERLEŞTİRİYOR

- Derneğin çalışmalarından bahseder misiniz biraz da? Nerelerde çalışıyorsunuz? Şimdiye kadar neler yaptınız?

Öncelikle size Türkiye’deki çalışmalarımızı anlatayım. Yetişebildiğimiz kadarıyla mağdur ailelerin, hastaların ev kiralarını, eşyalarını, bazen nakdi ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Ayrıca okuttuğumuz hafız öğrencilerimiz var. Yetim sponsorluğu adı altında ilgilendiğimiz yetimlerimiz var. Bazı Kur’an kurslarının düzenli olarak aylık erzaklarını alıyoruz. Türkiye’de bulunan muhacirlerle de ilgileniyoruz. Ülkemizin dışına da yardım elimizi uzatmaya gayret ediyoruz. Türkiye dışında da Suriye, Afrika, Arakan ve Yemen’de proje ve kampanyalarımız devam ediyor. Bizim şöyle bir prensibimiz var. Biz yardımları, kendi elimizle veriyoruz. Çünkü o mağdur bölgeleri, insanları görmenin hem bize hem de o kardeşlerimize bir hayır, rahmet ve bereket getireceğine inanıyoruz. Biz öyle, uzaktan sadece IBAN’larla yardım edilmesine de karşıyız. Bağışçılarımıza da sürekli söylüyoruz bunu. “Bizimle birlikte gelin ve yardım ettiğiniz yerleri, kişileri gözlerinizle görün” diyoruz. Gittiğimiz bölgelerde yetimhaneleri mutlaka ziyaret ediyoruz. Muhtaç kişilerin bakkal borçlarını ödüyoruz. Ramazan ayı boyunca her gün Yemen, Arakan, Nijerya, Burkina Faso, Gazze ve Suriye’de iftarlar veriyoruz. Türkiye’de anneleri babaları Çin hapishanelerinde bulunan 350 ye yakın Doğu Türkistanlı öğrenciye iftar veriyoruz.

ELİMİZDEN GELENİ YAPMALIYIZ

İnsanlara yardım ettikten sonra hissedilen mutluk sanki hiç unutulmuyor, eskimiyor Rıdvan Bey. Taptaze hafızalarda kayıtlı kalıyor. Ve ilk andaki o mutluluk aradan yıllar geçse de bile aynı tazelikle yeniden anımsanıyor.

İnanın gerçekten de öyle. İnsan bir kere iyiliğe alıştı mı, bu sefer hep iyiliğin peşinde olmak, sürekli iyilik yapmak ve iyiliği düşünmek istiyor. Hayatı da değişiyor böylece. Yanı başımızdaki topraklarda yangın var. Tahammülü imkânsız olaylar yaşanıyor şu anda Suriye’de. Savaş her evde en az bir ölü ya da sakat bırakmış. İşsizlik yüzde 90’larda. Toprakları mahvolmuş. Ekemiyorlar, biçemiyorlar. Hiçbir şey üretemiyorlar. O yüzden hepimiz iyilik için elimizden geleni yapmalıyız. Kimimiz parasıyla, kimimiz elinin gücüyle, kimimiz sözüyle kimi de kalemiyle… Hiçbir şey yapamam diyenler de sosyal medyada destek verse, bu da bir katkıdır.

Bir de dua edeceğiz tabii…

Türk insanı dünyada en çok yardım yapan millet. Ben yurt dışında çok şahit oldum, Müslüman ülkelerin insanları dahi bazen yardım etmeyi bilemeyebiliyor. Bizim insanımız ise geleneğimizden gelen bir alışkanlıkla gerçekten de yardıma çok önem veriyor. Yeter ki inansınlar, güvensinler.

- Derneğinizin şiar edindiği düşünce nedir?

İyilik etmek ve kötülükten sakınmak hususunda birbirinize yardım edin, ayetini söyleyebilirim. Maide Suresi’nin ikinci ayetini düstur edindik biz dernek olarak.

İYİLİK HALKA HALKA YAYILIR

Rıdvan Bey, günümüzde ne yazık ki kötülerin sesi daha çok duyuluyor, yayılıyor. İyilere ve iyiliğe dair işler ise fazla bilinmiyor. Peygamberimiz(sav) in hadislerinden öğreniyoruz ki, iyiliğin de çok çeşidi var. Mesela tebessüm etmek bir iyilik, bir insana bilmediği bir işi öğretmek de iyilik, hatta hayvanlara su içirmek de iyilik. Hayır Köprüsü Uluslarası Yardım Derneği olarak, siz de buna çok önem veriyorsunuz. Kış çalışmalarında, gönüllerinizin ördüğü ürünleri, ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyorsunuz. Bu örgü projenizde, iyilik her geçen gün katlanarak artıyor gibi. Hem ören hem de örgüleri alanlar çok mutlu oluyorlar.

Örgü projesinin fikri, içimizdeki bir ablamızdan çıktı. Yaşlılığın verdiği sıkıntılara ve gözlerinin iyi görmemesine rağmen bize örgüler ören bir teyzemiz vardı. Başka arkadaşlarımız da örmeye başladı. Sonrasında ördüklerimizi dağıtırken sahadaki görüntüleri paylaşmaya başladık. Böylece bu iyilik de duyulmaya ve halka halka yayılmaya başladı. Böylece ortaya güzel sonuçlar çıkmaya başladı. Gittiğimiz bölgelerde mutlaka yetimhaneleri de ziyaret ediyoruz. İşte bu örgülerin çoğunluğu o yetimlere gidiyor.

İç savaştan yorgun düşen Yemenliler ramazanda artan insani yardımlar sayesinde rahat nefes alıyor
DÜNYA
İç savaştan yorgun düşen Yemenliler ramazanda artan insani yardımlar sayesinde rahat nefes alıyor

Hayır İHH, Kurban'da 65 ülkede 5 milyon kişiye ulaşmayı hedefliyor
DÜNYA
Hayır İHH, Kurban'da 65 ülkede 5 milyon kişiye ulaşmayı hedefliyor

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.