|

Kahveyi dünyaya Türkler tattırdı

Osmanlı topraklarına 16. yüzyılda gelen ve kokusu tüm dünyaya İstanbul’dan yayılan Türk kahvesi, bugün de akla gelen ilk temsilcilerinden Kurukahveci Mehmet Efendi eşliğinde dünyaya yayılmaya devam ediyor. Türk misafirperverliğinin sembollerinden Türk kahvesini ve hikâyesini anlatan “Kahve Aşkına” sergisi, İstanbul Havalimanı İGA ART Dış Hatlar Terminali’nde yolcuları uğurluyor.

Dilber Dural
04:00 - 1/10/2023 Pazar
Güncelleme: 23:39 - 30/09/2023 Cumartesi
Yeni Şafak
“Kahve Aşkına” başlıklı sergi.
“Kahve Aşkına” başlıklı sergi.

Kahvenizi nasıl alırdınız? Türk kahvesi söylediğinizde mutlaka “Kahvenizi nasıl alırdınız? Sade, orta, şekerli?” sorusuyla karşılaşırsınız. Gün onunla başlar, yemekler onunla sonlanır. Mis kokulu, bol köpüklü bir Türk kahvesi, konukseverliğin ince bir sembolü, dostluk, sohbet ve paylaşıma davettir. Belki de kahve keyfinin en saf halidir. Hemen kırk yıllık hatır için en güzelinden hem kendimize hem de misafirimize bol köpüklü bir kahve yaparız. İkrama itirazı asla kabul etmeyiz. Türk kahvesi bizim için bir içecekten ötedir. Yorgunluk alır, ruha dinginlik verir. Yeri gelir mutlu, hüzünlü bir anın eşlikçisi olur yeri gelir sevdiklerimizle bir araya gelerek keyifli anlar geçirdiğimiz anın eşlikçisi olur. Geçtiğimiz hafta İGA ART ile dünyanın yaşayan en eski kahve markalarından biri olan Kurukahveci Mehmet Efendi, Türk kahvesi kültürünün tanıtımı için bir araya geldi. Kurukahveci Mehmet Efendi’nin hazırladığı For the Love of Coffee–Kahve Aşkına” başlıklı sergi İGA ART dış hatlar terminalinde giden yolcuları uğurluyor. “Türk misafirperverliği”nin, sembollerinden olan Türk kahvesi ve hikâyesini anlatan sergi 15 Ocak 2024 tarihine kadar yerli ve yabancı misafirlerle buluşacak. Sergide kahve tarımı ve üretiminin yanı sıra, kahve kültürünün tarihî gelişimi; metinler, fotoğraflar ve videoların yanı sıra, tüm dünyadan kahve fincanları gibi objeler eşliğinde izleyiciye sunuluyor.

İlk kahve kütüphanemiz Eminönü’nde

152 yıllık geçmişiyle Türk kahvesi kültürünün yaşatılmasında ve dünyaya tanıtılmasına daima özen gösterdiklerini belirten Kurukahveci Mehmet Efendi CEO’su Tuncer Akgün, geçtiğimiz yıl, Kurukahveci Mehmet Efendi’nin hikâyesinin başladığı Eminönü Tahmis Sokak’ta açılan yeni Tahmis Binası’nın orta katında Türkiye’nin ilk kahve kütüphanesini açtıklarını belirtiyor ve şu bilgileri veriyor: “Kütüphanede Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca ve İspanyolca eserler, kahve meraklılarının ve kahve konusunda araştırma yapan herkesin ücretsiz kullanımına açıldı. Tahmis Binası’nın üst katında ise, kurum ve ailemizin tarihçesini ele alan kalıcı bir sergi düzenledik. 152 yıldır bizi ayakta tutan kahveye borcumuzu ödememiz için çalışmaya devam edeceğiz.” 

Osmanlı’dan dünyaya

Yavuz Sultan Selim’in Ortadoğu topraklarına yaptığı seferlerle birlikte Türk kahvesi de İstanbul’da saraya gelmiş. Ardından da saraydan İstanbul sokaklarına yayılan kahvenin yolculuğu Türk topraklarında bir kültüre dönüşmesi kahvehanelerin açılmasıyla oluşmuş. Osmanlı topraklarına yolu düşen Batılı gezginlerin ilgisini çeken bu “Türk içeceği” 1700’lerin başına gelindiğinde Avrupa’nın birçok kentinde peş peşe açılan ve İstanbul’daki muadillerine benzeyen kahvehanelerde sunulmaya başlamış. Türk kahvesiyle atılan bu ilk tohumlar zaman içerisinde gelişmiş, çeşitlenmiş ve olağanüstü zengin bir dünya ikram kültürüne evrilerek kahveyi milyarlarca insanın vazgeçilmezi yapmış. İlk Avrupa kahvehanelerinin erken tarihiyle ilgili somut bilgi ve belge az olsa da İstanbul veya Batı’da bilindiği üzere Konstantinopolis ile bağlantılarına dair birçok ipucu bulunuyormuş. İlk kahvehane sahiplerinin birçoğu, kahvenin ticari potansiyelini öngören ve Avrupalı tüccarlar ile bağlantıları olan Hristiyan veya Yahudi kökenli Osmanlı tebaasıymış veya Osmanlı ile bir şekilde ilişkisi olan Avrupalılarmış. Arabistan ve Şark Akdenizi’nde iş yapan Hollandalı, Venedikli ve İngiliz tüccarları da “Türklerin kahvehane âdetinin” Avrupa’ya taşınmasında önemli bir rol oynamışlar. Viyana’da, Avusturya’da, Londra’da kahve o kadar çok insanların kültürlerinin içerisine girmiş ki üzerinde kahve işareti olan Osmanlı işareti olan ufak kahve jetonları yapılmış. Üstelik bu jetonları sergide görmeniz mümkün.

Osmanlı elçisi sayesinde Parisli sosyeteler kahveyle tanışmış

Osmanlı elçisi Süleyman Ağa’nın 1669’da Güneş Kralı 14’ncü Louis’nin sarayına davet edilmesiyle Parisli sosyete kahveyle tanışmış. Daha sonra kahve içme adeti ileri gelenler arasında ünlenmiş. Kahve fincanları ve ibrikleri Avrupa sanatındaki Turquerie (Türk Modası) ve Oryantalizm akımında sıkça boy gösterdiği gibi kahve, erken modern dönem sanatta ve ötesinde önemli bir rol oynamaya devam etmiş. Süleyman Ağa’nın Pascal ismindeki bir hizmetkârı, efendisinin konakladığı malikhanenin karşısındaki sokakta halka kahve satmaya başladığı ve böylece Paris kahvehanelerinin önünü açtığı anlatılır. Kahvehaneler; felsefeye, sanata ve siyasete, para ve ticaret bağlantılarına, en önemlisi de, yeni haberlerin, hikâyelerin ve fikirlerin değiş tokuş edilmesine, toplumun farklı kesimlerinin buluşmasına mekân oldu. Kahvehanelerin sunduğu rahat ortam ile kahvenin canlandırıcı etkisi tarihin akışını değiştiren son derece etkin bir bileşime dönüştü. 2013 yılında Türk kahve kültürü, UNESCO tarafından İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası olarak kabul edildi.

Saraydan halka dağılan kahve kokusu

Osmanlı döneminde kahve ticaretinin kalbi Eminönü’nde atardı: Haliç’e limana ve Mısır Çarşısı’na yakınlığı nedeniyle kahve ticareti ilk burada başlamış, ilk tahmishaneler burada kurulmuş ve İstanbul’un ilk kahvehaneleri de 1554 yılında Şamlı Şems ve Halepli Hekim tarafından yine burada açıldı. Kahve kısa süre içerinde saraya yakın çevrelere, oradan da halka yayılmış.

Kahvenin belgeseli de çekildi

Kurukahveci Mehmet Efendi tarafından hazırlanan “Bir Fincan Kahve İçin” isimli belgesel de sergi kapsamında gösteriliyor. “Bir Fincan Kahve İçin”, dünyanın en büyük çiğ kahve üreticisi olan ülkelerde yolculuğa çıkarırken kahve bitkisini ve kahve için çalışan insanların hiç bilinmeyen hikâyelerine ile küresel iklim değişikliğinin kahve tarımı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. Çekimleri Brezilya ve Kolombiya’da yapılan belgesel, kahveyi; kahve çiftçilerinden işçilere, tadımcılardan, kavuruculara kadar kahvenin bardaklara ulaşmasında rolü olanların gözünden ve dilinden anlatıyor.

Unesco kültürel mirası

152 yıllık geçmişiyle Türk kahvesi kültürünün yaşatılmasında ve dünyaya tanıtılmasına daima özen gösterdiklerini belirten Kurukahveci Mehmet Efendi CEO’su Tuncer Akgün, “Kurukahveci Mehmet Efendi olarak Türk kahvesi kültürünün dünyaya anlatılması için pek çok çalışma yaptık. 2013 yılında Türk kahvesi kültürünün UNESCO tarafından ‘İnsanlığın somut olmayan kültürel mirası’ listesine alınması için gayret gösterdik ve başarıya ulaştık. Her yıl yurtdışında düzenlenen pek çok fuar ve festivalde Türk kahvesi sunumu, tanıtımı ve ikramı gerçekleştiriyoruz” diyor.

Türk kahvesinin özelliği pişmesi

Serginin küratörlüğünü üstlenen Suna Altan Türk kahvesinin diğer kahvelerle farkının pişilmesi olduğunu söylüyor ve şu bilgileri veriyor: “Bütün kahve pişirme yöntemleri Türk kahvesinden türeyip zenginleşmiştir. Tarihi gelişimine baktığımızda kahve kültürünün Osmanlı topraklarından, özellikle de İstanbul’dan Avrupa ülkelerine yayıldığını görüyoruz. Venedik, Londra, Paris ve Viyana gibi önemli Avrupa kentlerinde 17. ve 18. yüzyılda Türk kahvesiyle başlayan kahve ve kahvehane kültürü, farklı demleme ve sunum yöntemleriyle ortak bir ikram kültürüne evrilmiş durumda.”



#Tarih
#Kahve
#Osmanlı
#Aktüel
#Sergi
9 ay önce