Hayat Migren gebelikte daha riskli 24 saatte çözüm

Migren gebelikte daha riskli: 24 saatte çözüm

Şiddetli ağrı ile yaşama kalitesini büyük oranda düşüren migren, gebelikte daha riskli hale geliyor. Gebelikte migrenle birlikte inme, gebelik zehirlenmesi (preeklampsi) ve erken doğum riskinin arttığını söyleyen Dr. Nihat Mustafayev, “Gebeliği planlayan migren hastası kadınların nöroloji doktoruna görünmesinde yarar var” dedi.

Abone Ol Google News
Aybike Eroğlu Yeni Şafak
​Migren gebelikte daha riskli: 24 saatte çözüm
Arşiv

Başta şiddetli ağrı ile yaşam kalitesini büyük oranda düşüren migren, tüm baş ağrısı tipleri içinde hekime en fazla başvuru nedeni olarak öne çıkıyor. Ense, şakak ve göz çevresinden başlayan ağrı dalgaları, hareket ettikçe zonklayıcı hale dönüşüyor. Toplumumuz için oldukça önemli bir sağlık sorunu olan bu hastalığın Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2011 yılında en çok kısıtlılık yapan ilk 20 neden arasında gösterildiğini hatırlatan Özel Çapa Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nihat Mustafayev, bu hastalığın gebeleri doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Gebelikte migrenle birlikte inme, gebelik zehirlenmesi (preeklampsi), auralı migren, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı olan bebek riskinin arttığını belirten Dr. Mustafayev, “Migren önleyici ilaçlar hamilelik sırasında komplikasyona neden olabiliyor. Bu nedenle anne adaylarının migren tedavisi durdurulması gerekiyor. Gebe kalmayı planlayan migren hastası kadınlar nöroloji doktoruna görünmeli” dedi.

Nihat Mustafayev
Nihat Mustafayev

CİDDİ RİSK FAKTÖRÜ

  • Gebelik öncesi baş ağrısı çeken kadınlara işaret eden Mustafayev, “Kadınlar gebe kaldıktan sonra bu baş ağrılarının yaklaşık yüzde 70 oranında azaldığından bahsediyor. Özellikle gebeliğin ilk 3 ayından sonraki dönemde bu ataklar tamamen kaybolabiliyor. Gebelikte genellikle migrenin azaldığı, bazılarında tamamen kaybolduğu, bir kısmında aynen devam ederken, çok daha azında ise arttığı biliniyor. Bu konuda daha nadir olarak karşılaşılan ise gebelik öncesinde hiç olmayan baş ağrısının hamilelikte başlayabildiği şeklinde. Migrenin anne ve fetüs için hiçbir risk içermediğine dair görüş günümüzde geçerli değil. Gebelikte migrenle birlikte; inme, preeklampsi, auralı migren, erken doğum ve prematüre bebek riski artmış durumda. Migren önleyici ilaçlar hamilelik sırasında komplikasyona neden olabilir. Bu nedenle gebe kalmayı planlayan kadınlarda en ideali tedavinin durdurulması ve nöroloji uzmanına muayene olması” diye konuştu.

BLOKAJ ATAĞI ÖNLER

Dr. Mustafayev sözlerini şöyle sürdürdü: “Etken maddesi asetaminofen olan ilaçlar dışında satılan ağrı kesici ilaçları çoğu hamilelik sırasında kullanamazsınız. Bununla birlikte hamilelik sırasında migreni önlemeye ve durdurmaya yardımcı olabilecek güvenli olan belirli prosedürler var. Bunlardan en sık başvurulan yöntemler oksipital ve trigeminal gibi sinir blokları olarak adlandırılıyor. Oksipital sinir blokajı, ağrı bölgesinin anestezik yöntemlerle tedavi edilmesi yöntemidir. Trigeminal sinir blokajı ise yüz bölgesine uygulanan sinir blokajı yöntemi olarak biliniyor. Hamilelik sırasında status migrenozum olarak adlandırılan 3 günden fazla süren migren atakları veya kısa süreli migren atağı için sinir blokajı ile tedavi edilen bir kadın vaka serisinde, ağrılar 24 saat içinde hemen düzelmiştir. Uygulanan yöntemin anne bebek sağlığına herhangi bir yan etkisi ise bildirilmemiştir.”

KADINLARI ETKİLİYOR

  • Kadınların erkeklerden üç kat daha sık migren sorunu yaşadığını belirten Dr. Mustafayev, “Ülkemizde kadınların yüzde 18’i bu şikayetten yakınıyor. Baş ağrısı çekenlerin yüzde 50’si her ay birden fazla ve yüzde 25’i ayda 4 veya daha fazla şiddetli atak geçiriyor” dedi.

AĞRI ÖNCESİ BELİRTİ GÖRÜLEBİLİR

Migrenin tekrarlayıcı bir hastalık olduğu vurgulayan Dr. Mustafayev, “Atağın ilaçsız olarak 4 saatten fazla, tek yanlı ve bazen iki taraflı zonklayıcı, atak sırasında sıklıkla ışıktan ve sesten rahatsızlık, hareketle artmasıdır. Bu hastaların büyük bir kısmında bulantı ve kusma eşlik edebilir. Migrenli hastaların yüzde 10-15’inde ağrıların hemen öncesinde 5–60 dakika arası süren, geçici nörolojik belirtiler görülebilir. Bunlar Aura olarak biliniyor. En sık beyaz ışıklar ya da kırık çizgiler görme gibi görsel şikayetler ve nadiren dilde, yüzde, kolda uyuşma, güçsüzlük, konuşmada bozulma,baş dönmesi gibi auralar da olabilir. Hemen ardından veya 1 saat içinde ağrı ortaya çıkabilir ya da nadiren aurayı başağrısı izlemeyebilir” diye açıkladı.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.