Müzik ve edebiyat birbirinin kardeşi

Merve Akbaş
04:0030/09/2018, Pazar
G: 29/09/2018, Cumartesi
Yeni Şafak
Isabel Mellado
Isabel Mellado

Şilili müzisyen ve yazar Isabel Mellado, müzik ve yazının birbirinin kardeşi olduğunu ve birbirini etkilediğini söylüyor. Mellado, “İkisi de kulağa, ritme, zaman algısına, dengeye ve yapısal bir iskelete hizmet ediyor. İkisinin de amacı iletişimin en ileri ifade biçimine taşınabilmesi” diyor.

Tüm kainat titreşimlerden ibarettir. Varlıkların tümü kendi sesiyle beraber var olur. Gezegenler, yıldız kümeleri, dünyamız ve biz… Yaydığımız titreşimler aslında birer ses dalgasıdır ve bu dalgalar aslında bizim müziğimizdir. Her an kendi müziğimizi yayarız. Isabel Mellado kendi titreşimini keşfetmiş bir müzisyen ve bunu bize anlatan bir yazar. Ketebe Yayınları’ndan çıkan Titreşim adlı romanında da müzikle iç içe geçmiş bir hayatı anlatıyor.

Şilili sanatçı Mellado uzun zamandır hem müzik üzerine düşünüyor, hem de roman yazıyor. İki sanatın birbirini beslediğini söyleyen Mellado, “Her ikisi de oldukça yakın, kardeş iki sanat dalı. İkisi de kulağa, ritme, zaman algısına, dengeye ve yapısal bir iskelete hizmet ediyor. İkisi de tutku ve aşırı düşkünlük talep edip karşılığında çok daha

fazlasını verirler” diyor.

MÜZİK BİZİM İÇİN
BİR OYUNDU

Mellado’nun müzikle olan hikayesi çocukluk yaşlarında başlamış. Mellado, “başlangıçta her şey bir oyundan ibaretti” diyor ve devam ediyor: “İyi ki de öyle olmuş çünkü bir müzik aleti çalmak birçok dilde “oynamak” anlamına geliyor. Kardeşlerim ve ben, çocukken boş kaplarla iyi bir ritim yakalamaya çalıştığımız küçük bir orkestra kurmuştuk. Bunu gören annem umutla bizleri konservatuara kaydettirdi.”

HER ÖYKÜYE BİR BİSKÜVİ

Mellado’nun aynı yaşlarlada müziğe olan ilgisi devam ederken yazma üzerine denemeler de yapmaya başlamış. Bunu biraz da şair olan babasına borçlu. Mellado, “Babam şairdir ve çocukken ona teslim ettiğimiz her bir öykü ya da şiir karşılığında kardeşlerime ve bana bisküvi hediye ederdi. İşte tam da bu nedenle bisküviler hala kelimelerime eşlik ederler” diyor.

  • “Bir müzisyenin roman yazması nasıl olur?” diye sorarsak bunun güzel bir örneğini Mellado’nun Titreşim’in de gördüğümüzü söyleyebiliriz. Müzikteki kompozisyon oluşturma, sahne yaratma gibi duyguların yükselerek ve alçalarak birbirlerine yol açma yöntemleri yani birbirlerini doğurmaları, benzer şekilde kitaptaki karakterlerin üzerine işlenmiş gibi görünüyor. Kurgunun akıcı olmasını da sağlayan bu durum ayrıca bir zenginlik de katmış anlatıya. Karakterleri içselleştirmek belki de bu nedenle daha çabuk gerçekleşiyor.
TUTKU VE DÜŞKÜNLÜK
TALEP EDİYORLAR

Mellado hayatı boyunca bu iki alanı birbirine yakın tutmuş. Peki “bu iki sanat dalı birbirlerini nasıl besliyor?” diye soruyorum ona. “Her ikisi de oldukça yakın, kardeş iki sanat dalı” diyor. Mellado’ya göre ikisi de kulağa, ritme, zaman algısına, dengeye ve yapısal bir iskelete hizmet ediyor. İkisinin de amacı iletişimin en ileri ifade biçimine taşınabilmesi. İkisi de tutku ve aşırı düşkünlük talep edip karşılığında çok daha fazlasını veriyor.

Mellado’nun Türkiye’deki okurla buluşan romanı Titreşim’de kendi hayatıyla ilgili benzerlikler de var. Mellado bu benzerliği kabul ediyor ancak birbirlerinden çok farklı olduğunun da altını çiziyor: “Clara’yla yani kitabın ana karakteriyle benim aramda benzerlikler bulunuyor. O da ben de Almanya’da keman eğitimi aldık mesela. Ancak özgeçmişlerimiz farklı. Bu romanı yazarken kendimi tanıtmayı asla amaçlamadım, bu ben ve okuyucularım için oldukça sıkıcı olurdu. Yazım aşamasında kendimi şaşırtmaya ve keşfetmeye ihtiyacım vardı. Oldukça iyi bildiğim, önemli bir konu olduğuna inandığım ve birçok açıdan keşfedilmemiş olan klasik müzik dünyasının büyüklüğünü gözler önüne sermek için kurgunun sunduğu tüm özgürlükleri kullandım. Bu, bir partisyonu yorumladığımda yapmama izin verilmeyen bir durum. Kurgu kelimesi uydurmak anlamını da içeriyor ve şanslıyız ki kurguyu hakikatler mahkemesine çıkartmamız gerekmiyor, önemli olan her şeyden de öte onun edebi değeri.”

SANAT İYİLEŞTİRİR

Anadolu’da müziğin iyileştirici bir etkisi olduğu bilinir. Titreşimlerden meydana gelir beden ve ruh, bunların hepsinin bir şarkısı vardır. Mellado, romanında da farklı yönleriyle buna değiniyor. Yani titreşimin insan bedeni üzerindeki etkisine. Ona göre müziğin ve genel anlamda tüm sanat dallarının iyileştirici bir gücü var. “Bundan hiç kuşkum yok” diyor. Mellado, bunu defalarca kendisi de yaşamış: “Birçok kez hasta olarak konserde çalmak durumunda kaldım ve konser bittiğinde, müziğin üzerimde yarattığı o eşsiz kolaylık sayesinde kendimi çok daha iyi hissederdim. Titreşimler birer eylem ve hareketlilik durumudur, bu da zehre dönüşebilecek katılığın tam tersidir.”

Mellado müzikle derin bir bağı olan Türkiye’de kitabının okurla buluşmasından da hayli memnun. “Sonsuz bir memnuniyet duyuyorum. Kitabımın ona değer veren ellerde olması benim için bir armağan” diyor.

#keman