Oyuncaklar, Eyüp'te ruhunu arıyor

Recep Yeter
00:0024/12/2006, Pazar
G: 24/12/2006, Pazar
Yeni Şafak
Oyuncaklar, Eyüp'te ruhunu arıyor
Oyuncaklar, Eyüp'te ruhunu arıyor

Büyüklere huzur veren Eyüp Sultan, semtin adıyla anılan oyuncaklarla yaklaşık üç asırdır çocuklara da tebessüm dağıtıyor. Geçmişte kalan “iyi şeyleri” temsil eden Eyüp Oyuncakları, fabrika ürünü plastik arabalara nispet yaparcasına, eskinin sıcaklığını bugüne taşıyor. İnsan elinin değdiği ahşap arabalar, topaçlar, tüketim çılgınlığıyla kirlenen ruhların pasını silmeye geliyor

Sığınıklarımız vardır, şehir hayatının, modern yaşamın tek düzeliğinden, iyi şeylerden yoksunluğundan sıkılıp, kucağına koştuğumuz. Eyüp Sultan işte o sığınaklardan biridir. Geçmişle geleceğin arasında köprülük yapar Eyüp. Bu yüzden Eyüp'e ait ne varsa güzeldir, iyidir, huzur vericidir kaçıp sığınan için.Neredeyse üç asırdır bu semtin güzelliğinin bir parçası olan, ancak unutulmaya kaybolmaya yüz tutan Eyüp Oyuncakları, yeniden hayata tutunmanın sevincini yaşıyor. Yaşayan ancak mesleği yapamayan son usta Halit Şengöz'den bu kültür mirasını devralan Eyüp'lü birkaç kadın, ahşap arabalar, dönme dolaplar, içine su doldurulup üflenince ses çıkaran testiler üretip, geçmişte kalan iyi şeylerle tüketim kültürünün kollarında boğulan insanlığın bağını yeniden kurmaya çabalıyor.

Kadınların elinde hayat bulan bu kültür mirasının geçmişi ise biraz eskiye, 18. yüzyıl başlarında Rami Kışlası'nda askerliğini yapan Dökmeci Hasan Ağa'ya kadar uzanıyor. Nizam-ı Cedid askeri olarak geldiği Eyüp'ten bir daha ayrılmayan, Hasan Ağa, marifetli elleriyle yaptığı oyuncaklarla bu geleneği başlatıyor. Tükürüklü Oyuncakçı olarak da bilinen Hasan Ağa'dan sonra Gümüşsuyu'lu Darbukacı Halil Efendi ve Küçük İsmail Efendi adlarındaki zanaatkarlar da oyuncak atölyeleri açıp, bu mesleğe hizmet ediyorlar. Eyüp ve Oyuncak birbiriyle öyle bütünleşiyor ki, Eyüp demek, çocuk demek, oyuncak demek, mutluluk demek oluyor. Çocuklar, sünnet zamanı Eyüp'e getirilip, dönüşte istedikleri oyuncağı seçmelerine izin veriliyor. Anadolu'nun çocukları, Eyüp'ten giden oyuncaklarla oynuyor. Seyahatname'de Eyüp'ün 100 oyuncak dükkanı ve 105 oyuncak ustası olduğunu aktaran Evliya Çelebi ise tarihe not düşüyor.


Oyuncak, geçmişle bağımızı kuruyor

Eyüp Oyuncakları, unutulmaya yüz tutmak üzereyken geliştirilen bir proje ve tarihine sahip çıkmak isteyen Eyüp sevgisiyle dolu bir kaç ev hanımı, geçmişin güzelliğini yeniden canlandırıyor. İki yıl önce AB desteğiyle eğitim alan kadınlar, halen Eyüp Belediyesi'nin desteğiyle faaliyetlerini sürdürüyor.


İlk ustanın kabrini arıyoruz

Atölyelerine misafir olduğumuz kadınların oyuncaklarla kurduğu bağ ise oldukça anlamlı. Örgü gibi hobileri olmadığı için buraya gelen kadınlarla oyuncaklar arasında farklı bir bağ oluşmuş. Banka emeklisi Nurhan Coşkun'un “Bu oyuncaklar, geçmişte kalan iyi şeylerle aramızda köprü kuruyor” cümlesi Eyüp Oyuncakları'nın sadece bir obje olmadığını anlatıyor.


Sergileri ağlayarak geziyorlar

Ürettikleri oyuncakları Pierre Loti'de açtıkları sergilerde satan ve yemek paralarını çıkaran kadınlar, zaman zaman duygulu anlar da yaşıyorlar. “Ramazan Çadırı'nda satılan 600 oyuncaktan 500'ünü babalar aldı” diyor Reyhan Kartak ve ekliyor “Standın önünde davullara, arabalara bakıp bakıp ağlayan yaşlı teyzeler oldu” PTT emeklisi Gönül Sekizkardeş, pahalı hobilerden sıkılınca soluğu atölyede almış. Çocukluğu atölyenin bulunduğu külliyede geçen 2 çocuk annesi Şennur Ülker ise “Büyüdük, burada oynamaya devam ediyoruz” diyor. Banka Emeklisi Seher Alpugan da çocukları büyüyünce kendine meşgale ararken oyuncak atölyesinin yolunu tutmuş. Alpugan, bankada geçen yıllarına atıf yaparak “Şu an tekrar başlayacak olsam, gelip burada çalışmayı tercih ederdim” diye özetliyor düşüncesini. Zuhal Solmaz, Gülçin Yılmaz ise “Eyüp'e vefa borcumu ödüyorum” diyenlerden.


Yalçınkaya: Eğitim için ideal

Kadınlara danışmanlık yapan Yard.Doç.Dr. Tosun Yalçınkaya, Eyüp Oyuncakları'nın eğitime olan katkısına dikkat çekiyor ve “Çocuğun ince ve kalın kas gelişimine katkısı, el ve göz kontrol ve koordinasyonunun gelişimini desteklemesi ve ritim duygusunu geliştirmesinden dolayı dolayı eğlendirici olmalarının yanında eğitici oyuncaklardır.” diyor.


Son usta da pes etti

Eyüp'ün oyuncaklara ruh vermesi ise ahşabın, derinin, yani doğal olan her şeyin yerini plastikler, alıncaya kadar sürüp gidiyor. Eyüp oyuncaklarının yaşayan son ustası ve tarihin son şahidi Halit Şengöz de fabrikalar karşısında tutunamadığı için babasından devraldığı mesleği artık yapmıyor. Oyuncakçılığı babası Kadir Şengöz'ün yanında çıraklık yaparken öğrenen Halit bey, babasının 1918 yılınnın teknik imkanlarıyla Eyüp Oyuncakları'nın üretimini seri hale getirdiğini anlatıyor. Eyüp Oyuncakları'na yıllarını veren Halit bey, şimdi ise kültürel mirasın yeniden canlandırılması projesine bilgileriyle katkıda bulunuyor.