Kadınlara özel plajların sayısının azlığı nedeniyle kadınlara özgürce denize girme imkanı veren tesettür mayo henüz icad edilmeden önce İstanbullu kadınların kaçamak yerlerinden biri de Heybeliada'daki rahibeler plajıymış. Bugün sadece adı kalan plaja rahibelerin girmesi 1920'den bu yana yasak...
Osmanlı orduları ve İstanbul'un eski hanımefendilerinin çocuklarına aktardıkları bir efsane Rahibeler Plajı… Bugün, mayo ya da bikiniyle denize giren her kadın gibi, denizin ve güneşin tüm imkanlarından yararlanma fırsatı sunan tesettür mayolar icat edilmeden önce özellikle İstanbul'un muhafazakar insanları arasında ismi sıkça tellaffuz edilen yerlerden biriymiş. Yaz sıcağının herkesi kavurduğu şu günlerde, babaannesinden denize girme hikayeleri dinleyen bir işadamı dostumuz, Rahibeler Plajı'ndan bahsedince dümeni Heybeliada'ya kırıp bu efsaneyi yerinde görelim dedik. Elbette Rahibeler Plajı'na ilişkin ilk kapısını çaldığımız yerlerden biri ünlü Ruhban Okulu'ydu. Ancak bizi misafirperver bir şekilde karşılayan hatta içeri buyur eden görevliler, bilgi verme konusunda aynı comertliği göstermeyince iş başa düştü. Ada sahillerine çıkan sokaklarda turlayıp, ada sakinlerininin bu konuda neler bildiğini öğrenmeye çalıştık.
Rahibeler Plajı olarak adlandırılan kumsal, Heybeliada'da bugün Çamlık Limanı olarak bilinen bölgenin güney tarafında kalıyor. Rahibeler plajının burada olmasının sebebi ise bu kumsalın hemen üst tarafında bulunan Terk-i Dünya Manastırı… Heybeliada merkezinden faytonculara adres verdiğinizde sizi Terk-i Dünya Manastırı'nın kapısına kadar ulaştırıyor.
Bu plaj aynı zamanda Hıristiyanlık tarihinin ilk resmi plajı olarak da biliniyor. Ancak rahibelerin denize girmesinin yasak olması nedeniyle, öncelikle gizli olarak kullanılan bu kumsalı, rahibeler için serinleme fırsatına dönüştüren ise Bizans İmparatoru Kantakuzenos'un kız kardeşi Anastasya olmuş. Aynı zamanda bir rahibe olan Anastasya, gizlice denize girerek bu kumsalın plaj hüviyetine bürünmesini sağlamış. Terk-i Dünya manastırındaki rahibeler, 1498 yılında Fener Rum Patrikhanesi'nden aldıkları bir nevi fetva niteliğindeki “şart” izniyle bu koyda izinli olarak denize girmeye başlamışlar. 1888 yılında buradan denize girmek tekrar yasaklanmış, ancak 1900 yılından itibaren yeniden kullanıma açılan bu plaj Katolik kilisesinin rahip ve rahibelerinde büyük merak uyandırmış. Ta ki, 1920 yılında ailesinin zoruyla rahibe yapılmak istenen ve manastırın ağır şartlarına dayanamadığı iddia edilen rahibe Barbarossa'nın intiharına kadar…
Bu intiharla birlikte adı her taraftan duyulan Rahibeler Plajı, farklı manastırdaki rahibelerin de ilgisiyle karşılaşmış. 1919 yılında Sümela Manastırı'ndaki rahibelerin denize girmeye izin verilmesi nedeniyle Terk-i Dünya Manastırı'na gelmek için çaba gösterdikleri de yine dillendirilenler arasında… Plajda denize girmek için buraya gelmek istediklerini ancak manastırdaki rahiplerin bunu önledikleri de belirtiliyor. Hatta Heybeliada'ya gitmelerine izin verilmeyen rahibeler, 1919 yılının Mart ayında Sümela Manastırı'ndaki katı kurallar nedeniyle isyan etmiş. Bu isyan üzerine 1920 yılında Fener Rum Patrikhanesi rahibelerin denize girmeleri konusunda verdiği izni iptal etmiş. Hatta rahip ve rahibelerin kilise dışına çıkmaları da yasaklanmış.
Günümüzde ada halkının bir çoğunun bu tarihi ve eski plajdan haberleri yok… Ancak adanın Rum sakinleri bu plaj hakkında bildiklerini cömertçe aktarıyorlar bize. Ada halkından öğrendiklerimizden biri de 'boş beşik' efsanesi. Bizans tarihinin ünlü “tasvir kırıcılığı” döneminde rahibelerin içinde bulundukları ortamdan çok da hoşnut olmadıkları aktarılıyor. Ada'nın Rum sakinleri, Terk-i Dünya Manastırı'ndaki rahibelerin, rahibelikten çıkarak evlenmek için boş beşik oyarak bu plaja bıraktıklarını ifade ediyor. Bu nedenle, bu plaja bir dönem 'rahibeler plajı'nın yanı sıra, boş beşikler plajı olarak da anılmış. Ada sakinleri, manastırın problemli günler geçirdiği söz konusu dönemde, yaşanan olaylara ait resmi evrakların rahipler tarafından yakıldığını da dile getiriyor. Hatta anlatılan ilginç anekdotlardan biri de mektuplar. Rahibelerin ada halkının kendilerini kurtarmaları için devamlı mektup gönderdiklerini de dile getiren ada sakinleri, zengin tüccarlara gönderilen istek mektuplarının Fener Rum patrikhanesinde saklandığını da iddia ediyor.






