Hayat Sessiz kalırsan yanlışın sesi istila eder

Sessiz kalırsan yanlışın sesi istila eder!

Ülke gündemi yine bir sosyal medya operasyonu ile değişti. “Sessiz İstila” isimli yapım destek ve tepki topladı. Tam olarak film diyemesek de bu manzara sinemanın ve filmlerin etkisini yeniden gündeme getirdi. Hitler ve Sovyetler bunu yaptı, Hollywood da yapıyor. Peki, mülteci meselesinde doğruyu kim, nasıl anlatacak?

Abone Ol Google News
Abdulhamit Güler Yeni Şafak
Sessiz kalırsan yanlışın sesi istila eder!
“Sessizİstila” filminden.

Sinemanın sadece sinema olmadığı, bir filmin bir filmden çok fazlası olduğu hakikati dönem dönem yaşanan tecrübelerle kendini yeniden gösteriyor. Son olarak Sessiz İstila isimli bir yapım (belgesel, kısa film, video, klip gibi çok çeşitli türde nitelemeler var) sosyal medyada gündem oldu. Ülke kamuoyunun (sosyal medyadan haber kanallarına kadar) desteğini de aldı, tepkisini de çekti. Yapımcısı gözaltına alındı, sonra serbest bırakıldı. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, yapımı kendisinin sipariş ettiğini söyledi. Provokasyon tehlikesi sebebiyle Emniyet devreye girdi. Daha çok su götürür bu mesele.

ESERDEN ÇOK MECRANIN DİLİ ETKİLİ OLDU

  • Sosyal medyanın gündemimize soktuğu hemen her konuda olduğu gibi Sessiz İstila yapımı ve paylaşım ağında da şovenizm ve hamaset belirleyici unsur oldu. Yapımın, hükümet politikalarını eleştirmek için hayata geçtiği açık. Buna herkesin hakkı var. Yapımda adli işlem gerektirecek bir şey de göremedim. Herkes, her hususta film yapıp fikrini beyan edebilir. Bir film olmaktan uzak olsa da Sessiz İstila’ya da bu gözle bakmak gerekir. Durumu tehlikeli hale getiren ise muhalefetin hamasi tutumu ve tahrik edici söylemiydi. Hep bir elden yüklenip ülke gündemine sokunca, yapım olduğundan fazla kıymete bindi. Karşı çıkanlar da kısmen aynı dili kullanınca durum içinden çıkılamaz bir hal aldı. Film olarak ortaya çıkan şeyin (bence kamu spotundan hallice bir video, film demek sinemaya haksızlık) insanları etkilemesi güzel bir gerçeği hatırlattı. Mühim olan da bu. Bir fim, sadece film değildir ve geniş kitleleri etkileyebilir.

Sessiz İstila yapımı 2043 İstanbul’unda geçiyor.
Sessiz İstila yapımı 2043 İstanbul’unda geçiyor.

PEKİ, SİZ NE YAPIYORSUNZ?

Bu tarz yapımlar bir mücadele alanıdır. Ve karşı mücadele sözle olmaz. Soru şu; düzensiz göçmen meselesinde kamuoyunu doğru yönlendirmek için sinema adına siz ne yaptınız? Resmi kurumların hazırladığı reklam ya da kamu spotu çalışmaları kapsam dışıdır. Sosyal medyada gündem olabilecek filmi kim yaptı? Kimler yapmalı? Yapılmalı mı? Nasıl yapılmalı?

FİLMLER PROPAGANDA ARACI OLARAK KULLANILDI

Sinema tarihine baktığımızda filmlerin her daim kitleleri ikna etme aracı olarak kullanıldığını görüyoruz. Hitler, savaş esnasında filmler yaptırarak destekçilerini motive etti. Bolşevik Devrimi sonrası Sovyet Rusya çok sayıda film yaptırarak halkın devrim desteğini sürdürmek, motivasyonu yüksek tutmak içn sinemayı kullandı. Hollywood her daim tam olarak bunu yapıyor (iddiam odur ki; Hollywood, ABD’yi aklama alanıdır). Vietnam, Afganistan, Irak, Rusya, Suriye ve daha birçok konuda ABD’nin günahlarının aklanması bol yıldızlı Hollywood yapımlarının oluşturduğu algı sayesinde olmadı mı?

  • Filmlerin etkisine dair böylesi net bir manzara ortadayken kullanmamak ilginç bir durum. Muhalefet edecek kişilerin her türlü malzemeyi abartılı kullanması ve etki uyandırması normal. Mevcut sistemi ve yapılanları, politikaları savunmak ise daha zordur. Sorunları gösterip büyütmek kolay iken, hem savunma yapıp hem gerçekleri işaret etmek zordur. Bu da uzun vadeli politikalar gerektirir. Geç kalındığı malum olsa da daha kötü olmaması için bu alanda üretimler çoğaltılmalı. Hedef kitleler doğru analiz edilmeli ve sosyal medyanın etkisi kullanılarak işlem yapılmalı.

BİRİLERİ GEREKENİ YAPMALI AMA KİMLER?

Mesele, insanlara doğruyu etkili biçimde anlatmak ise filmler bunun en doğru alanlarından biri. Sanatın gücünün birleştirmesi ya da ayrıştırması değil mesele. Eseri kimin, hangi bağlamda kullandığıdır... Haliyle, Ümit Özdağ’ın becerebildiğini başka partilerin ya da STK’ların yapamaması da üzüntü vericidir. Bahsedilen etkinin kamu spotu ile sağlanamayacağını bilmek gerekir. Reklam, tanıtım, kamu spotu, belgesel, televizyon içerikleri gibi yapımlar kendi alanlarında zaten kullanılmalı. Ancak burada kurmacanın da devrede olduğu sinema etkisidir. Farkında olan hep kazandı. Şimdi kazanmak isteyenin yapması gereken de belli...

Araplara sokak ortasında dayak: 'Bunu hak etmedik'
GÜNDEM
Araplara sokak ortasında dayak: 'Bunu hak etmedik'

'Sessiz İstila' provokasyonunun arkasından Ümit Özdağ çıktı: Parasını ben verdim
GÜNDEM
'Sessiz İstila' provokasyonunun arkasından Ümit Özdağ çıktı: Parasını ben verdim

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.