Set değil nostalji müzesi

Aysel Yaşa
00:007/07/2013, Pazar
G: 6/07/2013, Cumartesi
Yeni Şafak
Set değil nostalji müzesi
Set değil nostalji müzesi

Doksanlar dizisi için Darıca'da inşa edilen mahallede her şey dönemine uygun bir şekilde kuruldu. Binalar yapıldı, ağaçlar dikildi, eskicilerin depolarından telefonlar, atariler, araç telefonları çıkarıldı. Doksanlar'ın dizi seti bu haliyle bizde bir nostalji müzesi havası uyandırdı.

Seksenler'e öykünen 1990 kuşağının baskıları netice verdi ve Birol Güven, bu kez 90'lı yılları anlatmak için yeni bir dizi çekmeye başladı. Doksanlar'ın ikinci bölümü geçtiğimiz çarşamba akşamı yayınlandı. İzleyiciler şimdilik gidişattan memnun. Yüzleri gülümseten ufak ayrıntılar, eskimeyen eski eşyalar, kıyafetler, saçlar, makyajlar herkesi geçmiş günleriyle yüzleştirdi. Biz de bu hafta Doksanlar için özel olarak kurulan Darıca'daki platoya gittik. Sette bir gün geçirdik, 90'lar havasını taa ciğerlerimize kadar soluduk. Sokakları, binaları gezerken kendimizi bir nostaljik müzede hissettik. Birol Güven'in kurduğu platoda tam olarak yaptığı şey bu aslında. Eskicilerin depolarında çürümeye bırakılan sandalyeler, masalar, koltuklar, radyolar, atari makinaları ve dahası yakın tarihimizin birer kültür müzesi gibi. Hakan Pekerler, Yonca Evcimikler, Aşkın Nur Yengiler ise bu müzenin arka fonunda çalan müziklerin sahibi. Duvarlarda konser ilanları, 'Et yeme, ot ye' afişleri, birebir o yılların yaşanmışlıklarını aktarıyor bize. Dizi için kurulan mahallede çeyiz dükkânı, kafe, eskici, fotoğrafçı, kırtasiye ve kıraathane de bulunuyor. Sokaklarda jetonla çalışan telefon kulübeleri, Magirus marka minibüsler, son model arabalar… Bu sette her şey aslına uygun bir şekilde yapılmış.

KAST İÇİN 5 BİN KİŞİYLE GÖRÜŞÜLDÜ

Seksenler izleyicisinin yoğun talebi sonucu çekimine başlanan dizisin sloganı 'Sokakta oynayan son çocukların hikâyesi' Doksanları yaşamış seyircinin kendinden parçalar bulacağı dizi için 5 bin kişiyle kast görüşmesi yapılmış. Arif Erkin, Ümit Erdim, Deniz Oral, Esra Dermancıoğlu ve Derya Şensoy'un rol aldığı dizi sıcak bir mahalle hikâyesi. O dönemin meşhur mesleği müteahhitlik ise başrolde. Dizide o yıllar, moda, giyim kuşam, müzik vs. neredeyse bütün sosyal, ekonomik ve kültürel hayatın büyük bir dönüşüm yaşadığı dönemi iki aile ve onların çocukları üzerinden anlatılıyor. Hikâye, 1990 yılının yaz aylarında başlıyor. İşini bilmeyen memur Bekir ve müteahhit Nuri Tuncay kardeşler, babalarına ait bir arsa yüzünden bir kaç yıl önce birbirlerine küsmüşlerdir. İki ailenin reisleri ve eşleri bu küslükten dolayı birbirleriyle konuşmamaktadırlar. Bekir'in liseye giden Özlem ve ilkokul öğrencisi Zeynep, Nuri'nin ise biri nişanlanmak üzere olan Mustafa, lise öğrencisi Emre ve ilkokula giden Gökhan adında üç oğlu vardır. İmkansız aşklar, ilk gençlik heyecanları, üniversite hayalleri, yırtma mücadeleleri, gelin kaynana çatışmaları, aileler, çocuklar… Bunların hepsi gerçek hayattan alınan kısa notlar gibi aktarılıyor izleyiciye.

90'LI YILLARA İYİ ÇALIŞTILAR

Setteki izlenimlere geçmeden önce platonun nasıl kurulduğuna değinelim. Set bomboş, 7 bin metre kare arazi üzerine kuruldu. Bunun 5 bin metre karesi üzerine dekor inşa edildi. Sadece inşaatın yapımı yüz elli gün sürdü. Binalar birebir aslına uygun olarak yeniden inşa edildi. İnşaatta 100 ton demir, 2 bin 500'den fazla ahşap kaplama panel kullanıldı. Gerçeklik duygusunun verilmesi için platoya 10 tane ağaç dikildi. 350 metre kare asfalt döküldü. Yollar, her ne kadar işi zorlaştırsa da eğimli yapıldı. Kısacası Doksanlar ekibi 90'lı yıllara iyi çalıştılar. İnşaat işleri bittikten sonra ise devreye giren sanat ekibi sayesinde kostüm, aksesuarlar, dönem saçları, makyajları konusunda sıkı bir çalışma yürütüldü. Senaryo hazırlandıktan sonra 3 ay gece gündüz çalışan sanat grubu o dönemin dergi, gazete, film ve dizilerini tek tek gözden geçirdi. Yaklaşık on kişilik ekip sadece dönemin ruhunu yakalayabilmek için çalıştı.

"BİZİMKİLER' İLHAM KAYNAĞI

Ekibe en büyük ilhamı 90'ların meşhur dizisi Bizimkiler vermiş. Saçlar ve makyaj için kare kare izlenen dizi, aksesuar tasarımında da ekibe yol göstermiş. Dizide kullanılan eşyalar sadece İstanbul'dan değil, Türkiye'nin bir çok bölgesinden toplanmış. Örneğin, o yılların vazgeçilmezi atari makinaları Balıkesir'den getirtilmiş. Ahşap masalı langırt ise Kasımpaşa'da bir dükkânın deposundan çıkarılmış. Genellikle eskicilerden toplanan eşyaların birçoğu kullanılmaz durumda olduğundan, yeniden elden geçirilmiş. Bugün hiçbir şekilde bulunmayan bakkal dolapları ise döneme uygun bir şekilde üretilmiş. Sanat yönetmeni Nazan Atar hazırlık sürecini şu cümlelerle özetliyor: 'Sıfırdan kocaman bir Doksanlar mahallesi kurduk. Gerçeklik ve samimiyet çok önemliydi. O dönemin gazeteleri bizim için büyük bir gösterge oldu. Türkiye 90'lı yıllarda tam bir tüketim toplumuna dönüşüyor. Biz sosyal yaşamdaki bu gerçekliği de birebir aktarmak istedik. Bu yüzden ülkenin çeşitli yerlerinden eşyalar getirttik. 45 günde evleri dekore ettik, giydirme işlemini bitirdik.' Dizinin oyuncularından Derya Şensoy da bu işin başarısında sanat ekibinin payının büyük olduğunu söylüyor ve ekliyor 'Sanat ekibi çok iyi ve detaylı çalıştı. Doksanlar çok eğlenceli ve nostaljik geçiyor.'

OYUNCULARA BİN KOSTÜM DİKİLDİ

Plato içerisinde, dizide kullanılan kostümler için bir de terzi atölyesi kurulmuş. Burada kumaşçıların depolarından toplanan eski kumaşlar, oyuncuların ölçülerine göre dikiliyor. Dizinin Kostüm Tasarım ve Uygulama Bölümü'nün başında Özlem Çakır bulunuyor. Yaklaşık 3 ay kostümler için araştırma yaptıklarını söyleyen Çakır 'Kumaşlar için İstanbul'un birçok yerini dolaştık. Kumaşçıların depolarına gidip, ellerinde kalan, satamadıkları eski kumaşları topladık. Daha sonra model çıkarmaya başladık' diye belirtiyor. Ellerinde dergilerle dönemin moda haritasını çıkardıklarını söyleyen Çakır, ay ay, gün gün moda dergilerinden arşiv oluşturduklarını anlatıyor. O dönem modasına dairse şu cümleleri kuruyor: '90'larda artık Avrupa özentisi başlıyor. Renk cümbüşü var, insanlar kıyafet konusunda çıldırmış gibi davranıyorlar. Kotlar, rengarenk gömlekler, leopar, deride çılgınlık başlıyor. Biz de bir belgesele çalışır gibi gün gün bu modayı takip etmeye çalışıyoruz. Arada kendi yorumumuzu da katıyoruz elbette.' Kıyafetler dikilirken hiçbir detay gözden kaçırılmıyor. Düğmeler hatta dikiş tarzları bile özenle seçiliyor. Setteki terziye, dizinin oyuncuları da katkı sağlıyor. Annelerine, teyzelerine ait bluzları, etekleri getiren oyuncular, sanat ekibine de yardımcı oluyorlar. Çakır, dizi izleyicilerinin de ellerindeki kıyafetleri gönderdiklerini söylüyor. Ekibin kıyafetlerini terzi Selim Badur dikiyor. Terzide her oyuncuya ait bir gardırop bulunuyor. Gardıroplarda toplam binin üzerinde kıyafet bulunuyor. Sette figürasyon için de ayrı bir kıyafet havuzu oluşturulmuş.

Terzi Selim Badur, gün içerisinde kıyafetleri çekimler için hazırlıyor. Dar gelenleri genişletiyor, deforme olanları yeniden tamir ediyor. Badur, dönemin resmi kıyafetlerini de aslına uygun olarak dikiyor, rozetler yeniden hazırlıyor. Oyuncuların gecelik ve sabahlıkları bile özel olarak dikiliyor. Atölyede işler son sürat devam ediyor, çünkü senaryo geldikçe oyuncuların gardıropları da kalabalıklaşıyor. Sete gittiğimiz gün çekilecek nişan bölümü için hazırlık yapan Badur, bol ışıltılı elbiseleri, dönemin düğünlerinden ilham alarak diktiğini söylüyor.

DOKSANLAR BENİM KISMETİM

Doksanlar'ın Mustafa'sı Ümit Erdim, 90'larda, sokakta oynayan son çocuklardan biri. Bu projede rol almasını büyük bir kısmet olarak görüyor. Doksanlar sizin için ne demek diye sorduğumuzda '90'lar benim. Her bölümü okuduğumda detaylar yüzümde bir tebessüm oluşturuyor' diye belirtiyor. Erdim 'Senaryo ve dekor çok iyi olduğu için sete girer girmez o dönemin moduna geçiş yapıyorum. Bu yüzden role ekstra hazırlanmama gerek kalmıyor. Bu dizi, herkes kendinden bir şey bulduğu için güzel' diyor.

ROL İÇİN ALTI AY ÇALIŞTIM

90'larda profesyonel oyunculuğa geçiş yapan Deniz Oral, o yıllara dair '90'lar benim için Murat 124'le Ankara'dan Gölbaşı'na gitmekti' cümlelerini kuruyor. '90'lar griydi, hiçbir şey net değildi' diyen oyuncu rolü için altı ay çalıştığını söylüyor. Sette ekibin uyumuna da değinen oyuncu, sadece takım elbise giymek zorunda kaldığı için şikâyetçi: 'Hayatımda sadece düğünümde takım elbise giymiştim. Ben takım elbise sevmeyen bir adamım ama rolüm tam tersi. Bakalım alışacağız.'