Hayat Sinemamızda 15 Temmuz eksikliği

Sinemamızda 15 Temmuz eksikliği

Dünyanın önemli direniş sembollerinden biri olan 15 Temmuz, önemine rağmen Türk sinemasında yerini bulabilmiş değil. Şu ana kadar vizyona giren 2 filmden (Börü ve 15/7 Şafak Vakti) söz edebiliyoruz. Oysa yakın tarihe baktığımızda Hollywood’dan Sovyet Rusya’ya, İran’dan Avrupa’daki akımlara kadar birçok sanat damarının toplumsal olaylar sonucu ortaya çıktığı görülüyor.

Abone Ol Google News
Abdulhamit Güler Yeni Şafak
Sinemamızda  15 Temmuz eksikliği
Şafak Vakti

Geçtiğmiz yıl bu sayfada 15 Temmuz’un 5. yıl dönümünde vizyona giren 15/7 Şafak Vakti filmini değerlendirmiştik. Darbe girişiminin üzerinden 5 yıl geçmişti ve ikinci kez bu konuyla ilgili bir sinema filmi vizyona girmişti. İlki Börü idi (2018). Sadece ülkemiz için değil dünya tarihinde müstesna bir yere sahip olan direniş ile alakalı 6 yılda sadece 2 film yapılmış olması manidar. Yine bir yıl dönümünde ‘neden’ diye sormadan edemiyoruz.

BİR ASIR ÖNCESİ VE SİNEMA

  • 127 yaşındaki sinema, hayatı boyunca toplumsal ve küresel olaylardan etkilendi. Etkilenmenin tesinde -normal olarak- büyük olaylar sinemada dönüşüme ve değişime yol açtı. Kuramlar, akımlar, yaklaşımlar toplumsal olayların neticesinde neşet etti. Mesela Birinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa’da birçok sanat akımı ortaya çıktı. Milyonlarca insanın ölmesi, şehirlerin yıkılması sanatçıları sorgulamaya itti ve yorumlar çoğaldı, yenilendi. Sürrealizm, Rus Biçimcilik gibi sinema akımları 1920’lerde doğdu. İkinci Dünya Savaşı sırası ve sonrasında da İtalyan Yeni Gerçekçilik ve Fransız Yeni Dalga kendini gösterdi. Alman Dışavurumculuk da bu dönemin yorumlarındandı. 2 dünya savaşında on milyonlarca insanın ölmesi hayatın seyrini değiştirdi. 68 Kuşağı öğrenci olayları bir dönemi etkiledi. 1990’da Soğuk Savaş’ın bitmesi, milenyum dönemi teknolojinin gelişimi, sosyal medyanın etkisi ile de yöntemler çoğaldı. Geldiğimiz noktadaysa hala yorumlar ve yaklaşımlar çeşitleniyor.

Potemkin Zırhlısı
Potemkin Zırhlısı

SOVYET RUSYA’NIN SİNEMA PROPAGANDASI

Dünya tarihine baktığımızda kritik süreçlerin etkilediği yapımların en geç 10 yıl içerisinde beyaz perdeye çıktığını görüyoruz. Bundan bir asır önce Bolşevik İhtilali (1917) yaşandığında Sovyet yönetimi sinemaya önem atfetmiş ve üretimler başlamıştı. 1928’de yapılan Potemkin Zırhlısı filmi sadece Rus Sinemasının değil dünya sinema tarihinin en özel yapımlarından biri olmuştu.

Sürrealizm akımının sinemadaki kurucu filmi olan Bir Endülüs Köpeği de 1929’da yapılmıştı. Resim sanatının dahi ismi Salvador Dali’nin yakın arkadaşı Luis Bunuel’in Dali ile birlikte hayat geçirdiği proje, döneminin en önemli yapıtları arasında yer aldı.

HOLLYWOOD HİÇBİR FIRSATI KAÇIRMADI

ABD’nin 2003’te başlayan Irak işgalinin sinemaya yansımasının gecikmediğini tahmin edersiniz. Zira küresel sistemin desteklediği bir eylemdi ve küresel organizasyonun en önemli araçlarından biri olan Hollywood da üzerine düşeni yaptı. 2005’te vizyona giren Acımasız Hayat, Körfez Savaşı sonrası ABD’li askerin yaşadıklarını anlatsa da Irak İşgalinin hemen sonrasında yapılması maksadını anlatıyor. İranlı yönetmen Bahman Gobadi tarafından 2004’te yapılan Kaplumbağalar da Uçar filmi ise işgal edilmiş Irak’ta çekilen ilk film olma özelliğine sahip. ABD işgal güçlerinin himayesinde yapılan film, Saddam yönetimini eleştiren fekat işgal mantığına hizmet eden bir eserdi. Film dünyada da ciddi karşılık buldu. Berlin Film Festival gibi önemli festivallerden ödülle dönen film İran’ın da 2005’te Oscar adayı olmuştu. Kathryn Bigelow’un yönettiği ve 82. Oscar Ödüllerinde 9 dalda aday gösterilen, en iyi film ve en iyi yönetmen başta olmak üzere 6 dalda ödül alan Ölümcül Tuzak, dünya festivallerinde de taltif edildi. Amerikan propagandası yaptığı yönünde ciddi eleştiriler alan film Bigelow’un Oscar’da en iyi yönetmen seçilen ilk kadın olmasını da sağladı.

Ölümcül Tuzak
Ölümcül Tuzak

Vietnam Savaşı’nı bilirsiniz. Soğuk Savaş döneminin sıcak çatışma alanlarından olan ve 1955-75 arası süren savaş Hollywood için vazgeçilmez malzeme oldu. Bugüne kadar çok sayıda Vietnam filmi yapıldı. O dönem için zordu film yapmak. Buna rağmen 1980’lerle birlikte filmler yapıma başlandı. En çok bilineni elbette Rambo idi. İlk Kan serisi 1982 ve 1985’te vizyona girmişti. Yani Hollywood, propagandasını yapmak için o dönem sadece 7 yıl beklemişti.

Afganistan da Soğuk Savaş’ın sıcak çatışma sahalarındandı. 1978’de Rusya’nın işgali sırasında ABD, Afgan savaşçıları mücahit olarak görüyordu. Hatta Rambo 3’ün konusu Afganistan’dı ve Rambo mücahitlere yardım ediyordu. 2001’den sonra Afganlar ABD işgaline karşı direnince terörist oldular. 1978’deki rus işgal sonrası elini çabuk tutan Hollywood, 5 yıl geçmeden Rambo 3’ü yapmıştı ve o zamana kadarki en pahalı yapım olan film (60 milyon dolar) dünya çapında 200 milyon dolara yakın hasılat elde etti. Türkiye televizyonlarında da döne döne gösterilen film dünya kamuoyunun Afganistan’daki Rus işgaline karşı motivasyonunu şekillendirdi.

İRAN’DA DA BENZER BİR DURUM

Dünya Sinemasının önemli bir damarını oluşturan İran’da da sinema ciddi propaganda aracı olarak kullanılır. 1980-88 arasında yaşanan İran-Irak Savaşı sırasında ve hemen sonrasında sinema, toplumu motive etmek ve propagandayı diri tutmak için kullanılır. Savaş döneminin anıldığı Kutsak Savunma haftasını tanımlayan Kutsal Savunma Sineması diye de adlandırılan üretimler yıllar içerisinde onlarca yapım olarak karşımıza çıktı. Verilere göre 1985-91 arasında 35, 1991-2001 arasında 110, 2001-2011 arasında 86, 2011-19 arasındaysa 36 film bu bağlamda yapılmıştı. Dünya çapında takdir edilen ve Yeni İran Sineması olarak nitelendirilen damarı ifade eden yapımların dışında kalan, daha çok gişeyi hedefleyen, toplamda 300’e yakın filmi kapsayan bu alan da İran’da toplumu savaş ve sonrası etkilerine karşı resmi ideolojinin tarafında tutmayı hedeflemiş ve başarılı da olmuştur.

Sinemayı propraganda aracı olarak kullanıp pişman olmuş bir ülke olmadığının da altını çizmek gerekir. Hitler’in bile İkinci Dünya Savaşı sırasında sinemayı propaganda aracı olarak kullandığı bilinir.

PEKİ, 15 TEMMUZ!

Yeniden 15 Temmuz’a dönecek olursak...

Önemli olaylardan ortalama 10 yıl sonra hayata geçen filmler, tarih yazımı ve dönem şahitliği açısından mühim. Elbette olayların yorumunu da içeriyor. 15 Temmuz için de 10 yıl beklemek gerektiği sonucu çıkar mı? Çıkmamalı. Zira teknoloji ve zamanın ruhu, eskinin 10 yılını 2-3 yıla indirmiş durumda. Haliyle 2002’ye geldiğimizde, üzerinden 6 yıl geçmiş olan böylesi kritik bir dönemin filmlerinin hala ortaya çıkmaması düşündürücü.

'15/7 Şafak Vakti' filminin fragmanı yayınlandı
OYNAT 01:49
'15/7 Şafak Vakti' filminin fragmanı yayınlandı
İletişim Başkanlığı tarafından da desteklenen, FETÖ terör örgütünün hain darbe girişimine karşı Türk milletinin destansı mücadelesini anlatan film 15 Temmuz'da gösterime girecek.

15 Temmuz ve sinemamız
HAYAT
15 Temmuz ve sinemamız

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.