Kavacık'ta açılan Türvak Sinema, Tiyatro Müzesi ve Sanat Kitaplığı Beyoğlu'na taşındı. Müzenin kurucusu Türker İnanoğlu “Beyoğlu sinemanın doğduğu yerdir. Ben de sinemayı kendi başkentinden daha fazla uzak tutmak istemedim” şeklinde konuşuyor
Türk sinemasının temelini oluşturan Yeşilçam kurulalı tam 96 yıl olmuş. Beğeneni olduğu kadar, eleştireni de çok bu sinema birçok dönemden geçti. Şehzadebaşı'nda Milli Sinema adı verilen ilk Türk sineması açıldığında yapılan filmler de, oyunculuklar da profesyonel değildi. Hatta o dönemde oyuncuların çoğu gayrimüslimdi. Tiyatrodan Yeşilçam'a geçen bu oyuncular sinemayı da beraberlerinde Beyoğlu'na taşıdılar. Bir süre sonra Türk sinema endüstrisinin başkenti olan Beyoğlu bu görevini hala sürdürüyor. Oyuncular, yönetmenler ve yapımcılar hala Beyoğlu'nda buluşup projelerini tartışıyor. Sinemanın kalbi burada atarken adına kurulan tek müze de Beyoğlu'ndan uzak kalamazdı elbette. Yeşilçam'dan bugüne sinema serüvenini belgeleyen ve tek sinema müzesi olma özelliğini taşıyan TÜRVAK senelerce uzak kaldığı Beyoğlu'na geri döndü. Şimdi genç sinemacıları tanıklık ettiği tarihe davet ediyor hem de yeni binasında. Biz de Galatasaray Meydanı'nda bulunan bu önemli müzeyi kurucusu Türker İnanoğlu ile birlikte gezdik. 2001 yılında açılan Türvak Sinema, Tiyatro Müzesi ve Sanat Kitaplığı geniş arşiviyle dikkat çekiyor. İnanoğlu bu müzeyi kurabilmek için senelerce bilgi, belge ve malzeme toparlamış. İnanoğlu bu süreci şöyle özetliyor: “15 sene önce müze yapmaya karar verdim. 53 sene önceden itibaren bütün belgeleri bilgileri topluyordum. Seneler ilerleyince kameralarım, cihazlarım ve afişler bir çığ gibi büyüdü ve bunu Türk sinemasına teşmil etmeye karar verdim. Bütün müzayedeleri takip ettim, oralardan satın aldım. Amatörlerden, profesyonellerden destek geldi, bu işe gönül vermişler hibe ettiler. Böyle böyle müze bu halini almış oldu.”
“Beyoğlu sinemanın doğduğu bir yer. Müzemi buraya getirmeyi çoktandır arzu ediyordum. Sinema başkenti Beyoğlu'na geri dönmüş oldu” diyen İnanoğlu'nun istediği binayı bulması epey zaman almış. Daha sonra şimdiki binayı eski filmcilerden Dar Film'in sahibi Mehmet beyde satın almış. Harap bir halde olan binayı yaklaşık üç yılda bugünkü haline getiren İnanoğlu müzeyi şöyle anlatıyor: “100 binin üzerinde kamera önü ve set arkası fotoğrafları, 5 bin 800 tane sinema afişi var. Türk sinemasında 6 bin küsur film bulunduğunu gözden kaçırmayın. Bunlarla geçmiş Türk sinemasını gelecek nesillere tanıtmak istiyorum. Eee ben öldükten sonra birileri de 'Bir Türker Ağabeyimiz vardı. Türk sinemasına hizmet etmişti' derlerse çok mutlu olurum, bu da yeter bana.” Müzenin şu anda 141 tane bağışçısı bulunuyor. Bunlardan bir kısmı oyuncular ve yazarlardan oluşuyor. Hayatta olmayanların bağışlarını ise aileleri yapıyor. Örneğin müzede Muhsin Ertuğrul Salonu'nda bulunan ve usta tiyatrocuya ait bütün eşyalar ailesi tarafından müzeye bağışlanmış.
Beyoğlu'na taşınan müze 5 katlı. Giriş katında sergi salonu ve cafe bulunuyor. Bu salonda oyuncuların filmlerde canlandırdıkları karakterlerin balmumu heykelleri bulunuyor. Şimdilik Kemal Sunal, Adile Naşit, Ayhan Işık, Yılmaz Güney ve Cilalı İbo'nun balmumu heykelleri sergileniyor. Fakat bu çalışmanın devamı geleceğini söylüyor İnanoğlu. Girişte ayrıca Türkiye'ye ilk gelen 1904 model projeksiyon cihazı karşılıyor. Bir tarafta üç objektifli ahşap Vedat Ar kamerası, diğer tarafta körüklü fotoğraf makinesi bulunuyor. Giriş katından müze katlarına çıkarken merdivenlerde alfabetik sırayla hayatta olan sinema ve tiyatro sanatçılarının portreleri ziyaretçileri karşılıyor. Sinema ve TV müzesi ise ikinci katta bulunuyor. Burada hayatımıza girdiği günden itibaren televizyonun geçirdiği tüm evrimler ve yakın tarihi sergileniyor. 2 inc 1inc Ampex kayıt cihazları, TV kameraları, siyah beyaz dönemi sinyal tabelaları, 70'li yılların stüdyo monitörleri, TRT'nin ilk siyah beyaz ve renkli kamerası, video kaydedicilerle birlikte televizyonla şöhreti yakalayan ünlüleri ziyaretçiler bu salonda görebiliyor.
Müzeyi kurmak için yola çıktığında tiyatroculardan da destek aldığını söyleyen İnanoğlu, “Ben bu işe soyunduktan sonra tiyatrocular da bana çok eşya verdi. Biliyorsunuz Türk sinemasının temeli tiyatroculardan geçiyor. Onlarda önemli belgeler vardı. Bunlar elime gelince bir de tiyatro müzesi yapmak boynumun borcu oldu. Sinema müzesinin içerisine bunu da entegre ettik” diyor. Müzenin üçüncü katı tiyatroya ayrılmış. Muhsin Ertuğrul'un şahsi eşyaları, Dümbüllü'nün balmumu heykeli de yine bu katta. Salonda Jeyan Tözüm'ün oyun kostümünü, Devlet Tiyatroları'nın tarihi oyunlarından padişah kostümünü ya da Altan Erbulak'ın frakını görebilirsiniz. İsmail Dümbüllü ve Küçük Kemal'in büstleri ve vefat eden tiyatro sanatçılarının portreleri de bu salonda sergileniyor.






