Kadın kıyımı

00:0017/07/1999, Cumartesi
G: 9/09/2019, Pazartesi
Ahmet Taşgetiren

Büyük temizlik" diye vermiş gazete. "Milli Eğitim''de yaz operasyonu.." 600 öğretmen... Tam sayfalık bir liste... Bakıyorum, kadın, kadın, kadın... Adı var mı kadının? Evet var, Ayşe, Betül, Nuray, Nurhan, Hacer vs... Tasfiye listesi...Suçları başörtülü olmak...Devrim kendi çocuklarını yiyor...Yeni Şafak, bir başka açıdan yaklaşıyor aynı konuya: Onun perspektifinden "başörtüsü yasaklı" Türkiye, "Yaralı ülke..." olarak görülüyor...Star''ın sevinç çığlıkları attığı operasyon, Yeni Şafak''ın penceresine

Büyük temizlik" diye vermiş gazete. "Milli Eğitim''de yaz operasyonu.." 600 öğretmen... Tam sayfalık bir liste... Bakıyorum, kadın, kadın, kadın... Adı var mı kadının? Evet var, Ayşe, Betül, Nuray, Nurhan, Hacer vs... Tasfiye listesi...

Suçları başörtülü olmak...

Devrim kendi çocuklarını yiyor...

Yeni Şafak, bir başka açıdan yaklaşıyor aynı konuya: Onun perspektifinden "başörtüsü yasaklı" Türkiye, "Yaralı ülke..." olarak görülüyor...

Star''ın sevinç çığlıkları attığı operasyon, Yeni Şafak''ın penceresine "Ağlatan rapor" olarak yansıyor.

Abdullah Muradoğlu, "Başörtülüler neler yapabilir, neler yapamaz?" diye bir liste hazırlamış... Dünkü gazetemizde vardı...

Yapabilecekleri listesinden birkaç madde şöyle:

* Evlenebilirler ve boşanabilirler

* Miras haklarını kullanabilirler

* Evde ve sokakta başörtülü dolaşabilirler

* El işi dikiş-nakış ve yemek yapabilirler

* Güneydoğu''da hayatlarını kaybeden çocukları ya da eşlerinin cenaze törenlerine katılabilirler

* Tezhip, minyatür, ebru ve resim yapabilirler. Bu çerçevede özel sergi açabilirler.

* Özel araç kullanabilirler, seyahat edebilirler

* Bazı kamu kurum ve kuruluşlarında hizmetli ve müstahdem olarak çalışabilirler

* Özel çocuk bakıcılığı yapabilirler

* Müsamaha edildiği sürece apartman kapıcılığı yapabilirler

* Tramvay, tren, otobüs ve dolmuşlara binebilirler

* Özel mağaza işletebilirler, tezgahtar ve kasadar olarak çalışabilirler

* Özel kuruluşlara ait fabrikalarda izin verildiği sürece işçi olarak çalışabilirler

* Tarlada, bağda çalışabilirler

* Alım-satım yapabilirler

* Sarı basın kartı almadan gazetecilik yapabilirler

* Kitap yazabilirler

Şunlar da yapamayacakları listesinden...

Özel ya da devlet okullarında öğretmen, öğrenci, yönetici, öğretim üyesi ya da öğretim elemanı olamazlar

* Devlet hastaneleri ya da yarı-resmî sağlık kuruluşlarında doktorluk, hemşirelik, laborantlık, kimyagerlik yapamazlar

* Yargıçlık, hakimlik ve avukatlık ve noterlik yapamazlar

* Milli Kütüphane''ye ve başta İstanbul Üniversitesi olmak üzere üniversite kütüphanelerine giremezler

* Orduevlerine, askeri lojmanlara ve Askeri Müze''ye giremezler

* Üniversite mezunu başörtülü olarak çalışamazlar

* Kendilerine özel olarak ayrılmış plajlarda denize giremezler (Bazı turistik bölgelerde üstsüzler için ayrılmış alanlar olmasına rağmen, tesettürlü kadınların rahatça denize girebilmeleri için yapılan korunakların bazı mülki idare ya da belediye başkanları tarafından yıktırıldığı da görüldü)

* Başörtülüler belediye otobüslerinde şoförlük ya da makam şoförlüğü yapamazlar

* Başörtülüler hangi meslekten olurlarsa olsunlar hiçbir kamu kurum ve kuruluşunda devlet memuru olarak çalışamazlar

* Uluslararası spor müsabakalarına katılamazlar

* Dereceye giren başörtülü mezunlar diploma törenlerinde konuşamazlar ve herkesin önünde ödül alamazlar

* Başörtülüler ulusal ya da uluslararası spor müsabakalarına katılamazlar

Ülkemiz adına tam bir trajedi... Ya da çağdaşlık, demokrasi, insan hakları iddiasındaki bir ülke için kahkahadan öldürecek bir komedi...

Kadınları, kıyafetlerine göre tasnif etmişsiniz ve bir kısmı (yani başörtülüler) için hayat alanını olabildiğince daraltmışsınız.

Sonuçta ortaya tam bir kadın kıyımı çıkmış...

Her il için sayfa sayfa kıyım listeleri...

Cumhuriyet''in en iddialı devrim alanlarından biriydi kadın hakları... Kadın okuyacaktı, kadın ekonomik ve sosyal özgürlüğünü kazanacaktı, kadın kendi kişiliğini inşa imkanına kavuşacaktı... Oysa şimdi, adım başında bir "devrim polisi" kadının yolunu kesiyor ve egemen anlayışın kılık kıyafet disiplinine uymayanları infaz ediyor! Okuyamazsın, çalışamazsın, gazetecilik yapamazsın, birinci olamazsın, milletvekili seçilemezsin... Yasak, yasak, yasak!!! Adım başı bir yargısız infaz görevlisi... Sistemin gelip dayanacağı nokta bu mu olmalıydı?

Adam gazeteci, adam meslekdaşını boğuyor!!! Niye? "Senin başındaki örtü ideolojiktir, oysa gazeteci tarafsız olur!" diye... Hayda!!!

Kendi çizgisi (namı diğer ideolojisi) adına, meslekdaşını boğan adam tarafsızlıktan bahsediyor! Sanki gazetelerde, köşe başlarını tutan adamlar bir fikir sahibi değiller? Yargı devreden çıkmış, yargısız infaz egemen olmuş... Çağırıyor, sandalyeye oturtup, hesaba çekiyor!

Son iki yıl, Türkiye tarihinin en dayanılmaz kadın kıyımına tanık oluyor... Bu dönemin tarihi yazıldığında, pek çok kişinin utançtan yüzünü kapayacağından eminim...