Tek hesap (havuz) sistemi yeniden düşünülmeli

04:0015/12/2017, Cuma
G: 18/09/2019, Çarşamba
Ahmet Ulusoy

1996/63 sayılı genelgesi ile “kamu ortak hesabı” adı altında kamu haznedarlığı uygulamasına başlanmıştı.Havuz sistemi olarak adlandırılan söz konusu uygulamahazinenin kamuya ait nakitleri yönetim etkinliğini artırma, dahasağlıklı bir kamu finansman yapısıoluşturma amacı taşımaktaydı.“Kamu ortak hesabı” sistemi ile nakit fazlası olan kurumlar parayı havuza yatırıyor ve ihtiyacı olan kurumlar ise belirli bir bedel ödeyerek havuzdan kullanıyor.**Kamu kurumları ellerindeki nakit fazlalarını özel bankalarda

1996/63 sayılı genelgesi ile “kamu ortak hesabı” adı altında kamu haznedarlığı uygulamasına başlanmıştı.

Havuz sistemi olarak adlandırılan söz konusu uygulama
hazinenin kamuya ait nakitleri yönetim etkinliğini artırma
, daha
sağlıklı bir kamu finansman yapısı
oluşturma amacı taşımaktaydı.

“Kamu ortak hesabı” sistemi ile nakit fazlası olan kurumlar parayı havuza yatırıyor ve ihtiyacı olan kurumlar ise belirli bir bedel ödeyerek havuzdan kullanıyor.

**


Kamu kurumları ellerindeki nakit fazlalarını özel bankalarda mevduat açarak yüzde 30-40 faiz alıyor, diğer yandan fon ihtiyacı olan başka bir kamu kurumu yüzde 140-150 faizle özel bankalardan borçlanıyordu.

Yani özel bankalar devletin parasını devlet kurumuna satıyor, yüksek kazançlar sağlıyordu. Bazı kaynaklara göre bu yeni sistemle sadece 11 ayda 10 milyar dolara yakın faiz tasarrufu sağlanmıştır.

28 Şubat post modern darbesi sonrası 1997/30 sayılı başbakanlık genelgesiyle “kamu ortak hesabı” uygulanamaz hale getirilmiştir.

Sonraki yıllarda (1998/1 ve 21 Eylül 2004 tarih ve 5234 sayılı kanunla) yayınlanan tebliğlerle sistem devam ettirilmek istense de kamu haznedarlığı müessesesi ilk uygulamadaki etkinliği/başarıyı gösterememiştir.

**

1996 yılındaki “
Havuz sisteminde
” tüm kamu kurum ve kuruluşları nakitlerini döviz ve ulusal para cinsinden açılan iki
vadesiz hesaba
yatırmak zorundaydılar.

Bu hesaplar hazinenin kullanımına açık bir hesaptı.

08 Aralık 2016 tarihinde yayınlanan genel tebliğde; Genel Bütçe kapsamındaki kamu idareleri nakitlerini Merkez Bankası ve Ziraat bankasında açtıkları vadesiz hesaplarda, diğer kamu kuruluşları (Özel bütçeli idareler, Döner sermayeler, Fonlar, Belediyeler, İl özel idareleri, Sosyal güvenlik kurumları, Kamu iktisadi teşebbüsleri, Özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları v.s.) ise kendi bütçeleri veya tasarrufları altında bulunan her türlü mali kaynaklarını kamu sermayeli bankalarda açtıracakları hesaplarda değerlendirebilirler ifadesi yer almaktadır.

Bu genelgeyle genel bütçe dışındaki kamu kurumlarının mali kaynaklarını vadeli/vadesiz mevduat, katılma hesabı, menkul kıymet satın alma ya da repo/ters repo şeklinde değerlendirme imkanları devam etmektedir.

**

Anlattıklarımdan bir noktaya gelmek istiyorum: kamu haznedarlığı yönetmeliği nedeniyle mali kaynaklarını kamu bankalarında tutan genel bütçe dışındaki kamu idarelerinin mevduatlarının toplamı Ekim 2017 itibariyle 110 milyar lira.

128 milyar liralık da menkul kıymet stokları var. Yani,
diğer kamu idarelerinin toplam mali kaynakları 238 milyar lira.
Doğrusu dışardan bakıldığında kamu bankalarının
yüksek karlılığı takdire şayan
olarak kabul edilebilir.
Oysa yasal zorunlulukla
kamu fonları kamu bankalarında toplanarak bunlar değerlendirilip
kar elde edilmektedir
.
Böylesine yüksek fonla
kamu bankaları
faizleri dizginleyip reel sektöre yumuşak (şartları uygun) kredi kullandıracak yerde, piyasa şartlarına ayak uydurulmakta ve kamu yararı bir kenara bırakılıp tamamen karlılık esasına dayalı
yüksek faiz değirmenine su taşınmaktadır
.

**

İşin özeti,
genel bütçe
kapsamındaki kuruluşların hesapları tamamen maliye bakanlığı ve hazine müsteşarlığı işbirliği ile yürütülmekte iken,
diğer kamu
kurumlarına mali kaynaklarını kamu bankalarında
farklı şekillerde değerlendirme özgürlüğü
tanınmıştır.

Bu özgürlük kamu tek hesabı (havuz) sistemini amacından uzaklaştırmıştır.

Ekim 2017 sonu itibariyle 566 milyar liraya ulaşan iç borç stoku içinde kamu bankalarının payı 99.8 milyar liraya ulaşmıştır.

**

Genel bütçe dışındaki kamu kurumlarının mevduatları (110 milyar) ve menkul kıymet stokları (128 milyar) dikkate alındığında hazinenin bankalardan (bir kısmı zaten kamunun parası olan kaynaklardan) borçlanmak yerine 1996 yılında kısa süreli de olsa uygulanan ve başarılı olmuş
havuz sistemine tekrardan geçmeyi düşünmesi yerinde olur.
Böylelikle,
devletin
gereksiz yere borçlanması önlenmiş
, kamunun kendi parasına
faiz ödemesinin
yolu kapanmış ve böylece
kamu israfı bir nebze olsun azaltılabilmiştir
.

Genel bütçe ve diğer kamu kurumları sistem kapsamına alındığında mali kaynakların keyfi kullanımı ve israf edilmesinin önüne geçilecek, faiz yükü azalacak, kamu yatırımlar (kalkınma ve refah artışı) için yeni kaynak imkanı sunacaktır.

Tekrar düşünmeye değer…!

#Kamu
#Havuz Sistemi
#Maliye