
Lübnan işgali sırasında işgalin, savaşın ve masum insanların ölümünün ne anlama geldiğini bir kez daha hatırladık. Savaş bitti, olanca yıkım ve gözyaşı kaldı geride. 1 aylık savaşın maddi faturası yeni yeni ortaya çıkıyor: Yeniden onarılması için 8 milyar dolarlık bir bütçe gereken harap bir ülke. Ya savaşın onaramayacağı insanlık durumları? Bunun bedelini kim ödeyecek?
Daha doğrusu bu bedeli Ortadoğu daha ne kadardır ödeyecek? Çünkü Lübnan kaçıncı kez aynı işgale, yıkıma, ölüme maruz kaldı. Savaş bitti. Biz de asker gönderdik; sorun çözüldü mü? Artık rahat uyuyabilir miyiz?
Oysa Filistin, benzer ölümleri, yıkımları her gün yaşıyor. Sanki Filistin için doğal, olması gereken bir durummuş gibi algılamaya başladık işgali. Bir tür köle efendi ilişkisinin içselleştirilmesi gibi. Lübnan''ı ateşe veren İsrail''in Filistinlilere çiçek dağıtmadığını tüm dünya unutmuş gibi..
Filistin''e ağıt yakmak değil niyetim. Söylemek istediğim şey şu: Orada hâlâ yaşanmakta olanlar sanılandan daha vahim. Lübnan''da tüm dünyanın tanık olduğu yıkımlar, ölüm ve vahşetin daha sistematik biçimde ve nesiller boyu sürdürülüyor olması. Adeta küçük bir Demirperde ülkesi gibi İsrail''in işgal ettiği topraklarda yaşananlara sağır tüm dünya. Cenin katliamının Birleşmiş Milletler''le yapılan ahlaksız bir pazarlık sonucu örtbas edilmesi bile bazı vicdanları uyandırmaya yetmedi.
İsrail''in yıllarca dünyadan gizlediği nükleer çalışmaları yine bir İsrailli tarafından duyurulmasaydı kimsenin haberi olmayacaktı. Haberi olanlar da kimseye açıklamayacaktı. Buna rağmen Ortadoğu''da nükleer güç sahibi tek ülke olarak yeterince bir tehdit unsuru olmasına rağmen, muhtemel tehdit senaryoları üreterek tehdit olmayı meşrulaştırmayı başarıyor. Son olarak, dünkü The Guardian gazetesinde çıkan bir haber, adeta dünyaya kapatılmış Filistin''de yaşananların boyutunu gözler önüne seriyor. Haberden anlaşıldığı kadarıyla İsrail Filistinli siviller üzerinde yeni silahlar deniyor. Bu denediği silahlar da konvansiyonel savunma silahları değil: İşaretler bunun kimyasal silah olduğunu gösteriyor. Dünyanın gözü önünde bir sivil halka karşı kimyasal silah kullanılıyor.
Geçen hafta İtalyan RAI televizyonunda konuyla ilgili yayınlanan belgeselde, yaralılar üzerindeki bulguların sivillere karşı kimyasal silah kullanıldığı kanaatini doğrular nitelikte olduğunu belirtiyor gazete. Yaralıların dış uzuvlarında çok küçük yaralar olmasına rağmen iç organlarında derin yanıklar ve yara izlerine rastlanıyor. Haziran ayından bu yana İsrail''in yaptığı operasyonlarda ortaya çıkan bu durum doktorlarca tam teşhis edilebilmiş değil. 250'' den fazla Filistinlinin hayatını yitirdiği son saldırılarda bu tür vakalar hayli fazla.
Bu silahın özelliği vücuda giren parçanın çok küçük olmasına rağmen içerde çok büyük patlamaya neden olması. İtalyan RAI televizyonun tespitlerine göre bulgular yoğun metal patlayıcı özelliğindeki Dime (Dense Inert Metal Explosive) türü silah kullanıldığını gösteriyor. Doktorların yaralı Filistinliler üzerinde yaptıkları çalışmalarda kimyasal tungsten maddesini bulmuş olması vücuttaki maddenin sıradan şarapnel parçası olmadığını gösteriyor.
Bu tür silahı Amerika''nın denemekte olduğu biliniyor. Tıpkı nükleer çalışmalar yaptığını inkar ederek tüm dünyadan gizleyen İsrail''in kimyasal silah geliştirdiğini, dahası bunu Filistinlilere karşı kullandığının itiraf etmesini kimse beklemiyor. Kaldı ki bu konuda yaptırım gücü olan devletlerin Irak''ta benzer kimyasal silahlar kullandığı iddiaları karşısındaki sessizlik İsrail için yeterince cesaret vericidir. Kimyasal silah kullanmanın hangi durumda olursa olsun bir insanlık suçu sayıldığı bir uluslararası hukuk sisteminde İsrail''den kim hesap soracak? Kimyasal silah kullandığı için Irak''a saldıran küresel jandarmalığa soyunmuş Amerika''nın engellemesi bir yana legal ya da illegal yollarla teknoloji transferi bile yapması bile çok muhtemeldir. Benzer silahların Irak''ta işgal güçleri tarafından kullanıldığı iddiaları bir yana Birinci Körfez Savaşı''nın sonuçları bile konuşulmadı. Binlerce sivil savaş sonrasında bilinmeyen hastalıklardan dolayı ya hayatını kaybetti ya can verdi.
Bir ay gibi kısa sürede Lübnan''da tüm acımasızlığı ile her türlü yıkımı gerçekleştirebileceğini gösteren İsrail, çok daha sessiz ve sofistike yöntemlerle bir halkı öldürerek, sakat bırakarak, sindirerek işgali sürdürmeye çalışıyor. Tüm dünyayı ayağa kaldırması gereken kimyasal silah kullanımı karşısında özellikle biz, bırakın tarihi, kültürel bağları insan olarak bu bölgede yaşayanlar, insanlık adına sesimizi yükseltmek zorundayız.
Irak''ta yaşananlara sessiz kalanlar, Filistin''i görmezlikten gelenler, birkaç yüz km mesafede füzeler patlayınca bile uyanmadılar. Kimse bizi “gölgelerin gücü adına” diyerek muhtemel tehdit senaryoları, yaşam tarzı tehdidi gibi ideolojik şablonlarla ''insan oluşumuz''u unutturmaya kalkmasın. Bir gücün işgal ettiği topraklarda kendi sorumluluğu altında olan bir halka karşı kimyasal silah kullanılması şüphesi bile bölgemizi saran tehlikenin boyutunu göstermeye yeter. Bölgeye geleceği vaat edilen özgürlük ve insan haklarının bedeli bir kısmımızın kimyasal silahlara maruz kalması ise; ki öyle, orada kalsın.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.