
Diyarbakır''da patlayan bomba 1''i çocuk 5 kişinin canını aldı, 30''u asker yüze yakın insan yaralandı. Kentin göbeğinde, askeri servis aracına yapılan bu saldırı terörün kör, acımasız ve lanet okunası yüzünü bir kez daha ortaya koydu.
Elbet epeydir böyle bir "saldırı endişesi" vardı.
Başta "sıkışan PKK" olmak üzere "türlü odakların harekete geçmesine uygun günler" geçiriyorduk.
Yeni yıl öncesinde büyük kentlerde insanlar tedirginlikle söylentilere kulak kabarttılar, alışveriş merkezlerinden, toplu kalabalıkların olduğu yerlerden uzak durmaya gayret ettiler.
Ölümün soğuk yüzü tekrar Diyarbakır''da ortaya çıktı.
Böyle alçakça bir saldırının hiçbir siyasi anlam taşımadığını tekrarlamaya gerek var mı?
Saldırılan araç bir servis aracı…
Saldırılan yer şehrin merkezi ve bir okulun yanı…
PKK mahreçli kent içi bu tür bombalı saldırı ilk kez olmuyor.
İzmir''de, İstanbul''da daha önce can alan saldırılar oldu.
Eylül 2006 tarihinde yine Diyarbakır''da bir otobüs durağında 10 kişinin ölümüne yol açan bir bomba patlamıştı.
Şehir merkezlerine yönelik bu tür saldırı ihtimalleri, Türkiye''nin şu anda karşı karşıya bulunduğu büyük risklerden birisi...
Bundan bir süre önce yılbaşı öncesi Mecidiyeköy''de metro önünde plastik patlayıcıyla yakalanan sanık, yakın tehlikenin en büyük örneklerinden birisiydi.
Ancak "sorun sadece fiziki tehdit meselesi" değil…
Sorun aynı zamanda "şiddetin siyasete yönelik bir tehdit oluşturması"nda…
Şiddet hem filli olarak hem sembolik olarak korkutur ve susturur…
Şiddet başladığında "siyasetin ve sözün gücü" azalır…
Şiddet karanlığı hareket geçirir…
Daha dün vurguladık: "Sorunların çözümüne doğru açılan yeni yolda tökezlememek için siyasi imkânların, siyasi yolların sürekli ve her sorun için açık kalması gerekiyor. Siyaset ise ancak demokrasinin geniş sınırları içinde mümkün…"
Yaşananlar ortada…
Türkiye yıllarca sorunlarını tabu kıldı ve bu sorunları bırakın çözmeyi, sorun olarak bile görmedi.
Kürt sorunu bir isyan olarak algılandı, asayiş tedbirlerine indirgendi.
Kamusal alanda dini görünürlülük yasak kavramı ve muamelesiyle karşılaştı…
Sonuç belli: Sadece Kürt meselesi açısından bakıldığında acımasız ve sürekli bir çatışma, ülkenin siyasi dengelerinde altüst oluş, demokrasiden ve huzurdan kaybedilmiş yıllar, yüzlerce faili meçhul cinayet ve dağ infazı, yitirilen binlerce can…
İlk kez "yasakçı ve reddiyetçi güzergâh"ın dışına çıktığımız ya da çıkmaya çalıştığımız bir döneme girdik.
Bunda 22 Temmuz Seçimleri''nin, yaşanan sistem zaafiyetlerinin, toplumsal olgunlaşma sürecinin, ifade özgürlüğü ortamının payı var.
Endişemiz bu yoldan çark edilmesi ve bu yolda tökezlenmesidir.
Elbet karamsar değiliz. Terör olaylarının Türkiye''de bu dönemde, mevcut siyasi irade, devlet içi uyum ve toplumsal olgunluk seviyesi açısından yeni karanlık gelişmelere yol açacağını sanmıyoruz.
Bununla birlikte böyle bir ihtimalin sıfır olmadığını da biliyoruz…
Bu noktada siyasi iktidara her zamanki gibi önemli bir görev düşüyor: İpleri elden bırakmamak, terörle kurallar çerçevesinde mücadele etmek ve şiddetin hedeflediği sertleşme, otoriterleşmeden özellikle uzak durmak…
Evet, açılan siyasi yola sahip çıkmak gerek.
Bu yollar kolay açılmıyor…
Açılan yolda ilerlemek de kolay değil.
İlerlerken tökezlemek işten değil…
Ve tökezleme başladığı an, yargı da dağılıyor, toplum da…
Her zamankinden daha hassas, daha dikkatli, daha demokrat olma zamanıdır…
Şiddete ve teröre rağmen…
Ve özellikle onlarla baş edebilmek için…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.