Sneijder ve Sneijder"li Galatasaray

00:0023/01/2013, الأربعاء
G: 6/09/2019, الجمعة
Alper Tunga Albayrak

Sneijder"in ismi, kariyeri ve yeteneği, daha transfer edilmeden gündemi meşgul etmeye yetti. Ortega, Guti, Quaresma gibi örneklerden yola çıkarak, bu transfere ön yargılı yaklaşmak yanlış olur; Hollandalı futbolcu Türkiye"ye gelen en kariyerli oyuncu. Yani, Sneijder"i yetenekli, büyük takımlarda oynamış ama kariyeri düşüşe geçmiş bir futbolcu olarak görmemek gerekir. Hollandalı; hep üst düzeyde tuttuğu kulüp kariyerinin yanı sıra, 2004"ten beri milli takımıyla hiçbir büyük turnuvayı kaçırmamış,

Sneijder"in ismi, kariyeri ve yeteneği, daha transfer edilmeden gündemi meşgul etmeye yetti. Ortega, Guti, Quaresma gibi örneklerden yola çıkarak, bu transfere ön yargılı yaklaşmak yanlış olur; Hollandalı futbolcu Türkiye"ye gelen en kariyerli oyuncu. Yani, Sneijder"i yetenekli, büyük takımlarda oynamış ama kariyeri düşüşe geçmiş bir futbolcu olarak görmemek gerekir. Hollandalı; hep üst düzeyde tuttuğu kulüp kariyerinin yanı sıra, 2004"ten beri milli takımıyla hiçbir büyük turnuvayı kaçırmamış, finaller oynamaya alışmış, mental olarak da çok güçlü bir oyuncu. Yeteneği, karakteri ve istikrarı bu kadar üst düzey bir oyuncu olması sürekli yıldız üreten bir futbol ekolünün saha içi lideri ve kaptanı olmasının sebebi. Tabii, transfer denklemlerinin en önemli değişkeni "insan" olunca, risk her zaman var oluyor, ama Sneijder"in şüphe edilemez yeteneği ve oyun zekası yanında, profesyonelliği de riski en az seviyede tutuyor; aylardır futbol oynamamasına rağmen fizik olarak hazır olması bunun en büyük kanıtı.

Peki, Sneijder takıma katılınca ne olacak? Galatasaray"ın saha içi düzeninde ne gibi değişiklikler olacak? Geçen sezonun şampiyon sistemi 4-4-2"nin bireysel performansların da düşüşüyle tıkandığı açıkça görülüyor. Yani onca takviyeye rağmen sarı-kırmızılıların oyun düzeninin geriye gittiği ortada; geçen sene Ocak"taki Galatasaray"la şu anki Galatasaray bir maç yapsa, şu an ki Galatasaray karşı kaleye bile gidemeyebilir.

Sneijder"li Galatasaray"da forvet sayısı muhtemelen bire inecek ama bunda endişelenmesi gereken forvet oyuncuları Burak, Umut ve Elmander"den çok kanat oyuncuları olacaktır; Fatih Terim olası bir 4-2-3-1"de kanat oyuncularından birini forvet özellikli oyunculardan seçebilir, tıpkı Şenol Güneş"in 2010-2011 sezonundaki tek forvetli düzeninde Umut ve Burak"ı bir arada kullandığı gibi. Çünkü, bu örnek o yıl çok başarılı olmuştu ve Fatih Hoca"nın sezon başından beri en sıkıntılı olduğu konu Emre Çolak, Amrabat, Hamit ve Aydın gibi çizgi oyuncularından beklediği istikrarı bir türlü bulamaması. Umut, Burak ve Elmander"in üçünde de sağ veya sol çizgide oynayabilme özelliği var.

Olası kötü senaryolardan Selçuk İnan ve Sneijder arasında rol paylaşımı sorunu olacağını da düşünmüyorum; ikisi de farklı mevki de, farklı tipte, her şeyden önce egoları futbolculuklarından küçük futbolcular. Oyun zekası bu kadar üst düzey ve saha içinde farklı roller oynayan iki ismin birlikte oynaması takımın pas trafiğine, oyun akıcılığına ve üretkenliğini üst seviyeye taşır. Ayrıca, kalabalıklaşan orta saha, ileri çıkmayı, uzaktan şut denemeyi ve ceza sahasına sürpriz çıkışları seven Selçuk, Melo ve hatta şans bulursa Yekta"nın karşı kalede etkinliğini arttırabilir. Bu sezon, geçen sezonun aksine ne Selçuk"u, ne de Melo"yu rakip ceza alanında sık göremiyoruz.

Sneijder"in gelişi Galatasaray"a çok önemli katkılar yapabilir ama takımın tüm sorunlarını kapatmaya yetmeyecektir. Sarı-kırmızılılarda, özellikle takımın savunma yönünde büyük zaaflar var; Riera"nın iyi niyetine rağmen sol bek sıkıntısı, Melo"nun performansı ve alternatifsizliği ile stoper mevkisinde kaliteyi arttıracak bir isim eksikliği açıkça görülüyor ve sonuçlara yansımaya devam ediyor.

Transfer çöplüğü
Hakkını ısrarla aramak çok doğru bir davranış olabilir ama geleceği düşünmemenin açıklaması olamaz. Kadroda planlama olmadığı çok açık

Trabzonspor"un 2011"den bu yana yaşadığı gerileme sürecinin sebebinde şike soruşturması sürecini ve travmasını atlatamamak yatıyor. Hakkını aramak, bunu ısrarla aramak doğru bir davranış olabilir ama günü ve geleceği düşünmemek ya da gereklerini yapmamanın açıklaması olamaz. Trabzonspor takım kadrosuna şöyle kabaca bakmak bile bu çarpıklığı, organizasyon bozukluğunu anlamak için yeterli. Eldeki değerli futbolcuları kaptırmak, kalanların da her an gitme ihtimali, 12"si yabancı, 30 futbolcu ve kaleciler dışında verimsiz, vasatın üstüne çıkamayan kadro. Trabzonspor"un hangi maça ne kadroyla çıkacağını tahmin etmek, tahmin etmek de değil çıkan kadroya bir kere olsun şaşırmamak imkansız. 18 hafta oldu ve çaresiz Şenol Güneş her hafta yeni birşey denemek zorunda kalıyor.

Kadroda 12 yabancının üçü bek (Cech, Celutska, Emerson) , biri stoper (Sol Bamba), beşi defansif ya da ofansif merkez orta saha oyuncusu (Zokora, Sapara, Colman, Adrian, Alanzinho), üçü de birbirine çok benzeyen tarza sahip forvet oyuncusu (Vittek, Janko, Henrique). Bu, altı yabancı oynatılan bir ligde yapılabilecek en kötü transfer politikası ve kadro planlaması olabilir. Zaten, bu kadroda planlama veya herhangi bir politika olmadığı çok açık; bu durum, yönetim başarısızlıklarını kapatma ve göz boyama telaşıyla yapılan transfer şişkinliği. Tabii, bunun finansal yıkımı muhtemelen ileriki yıllarda, yumurta kapıya dayandığında ortaya çıkacak ya da dikkat çekecek.

Birileri ve diğerleri...

Büyükler mi kötü, alttan gelenler mi yükselişte? Son günlerde ligin zirvesi ve alt taraf arasındaki farkın kapanmasının nedenleri tartışılıyor ve ortaya karamsar bir tablo çıkartılıyor. Ligin dengelenmesinin sadece Galatasaray, F.Bahçe, Beşiktaş, Trabzonspor ve Bursaspor"un kötülüğüne bağlamak diğerlerinin emeğine saygısızlık olmaz mı? Mükemmel deplasman takımı Karabük"ü, toplama bir takım olmasına rağmen Kasımpaşa"nın performansını, her an herkesi yenme potansiyeline sahip güçlü Eskişehir, Gençlerbirliği ve Sivas gibi takımları yok saymak büyük haksızlık olur. Süper Lig"de futbol kalitesinin üst seviyede olmadığı ama mücadelenin ve onun getirdiği puan çekişmesinin de heyecanı arttırdığı çok açık. İstikrar, futbolumuzun hatta sporumuzun en büyük sorunu ama tahmin edilemeyen maçların, iniş-çıkışların ve günlük patlamaların da olması gerekiyor. Yoksa, şimdiden şampiyonu belli olan İspanya, Almanya ve İtalya ligleri gibi olurdu ligimiz; kaliteli ama sonucu belli olan bir lig. Tabii, hem kalite hem de mücadele bir arada isteniyor ama şu an için bardağın dolu tarafını görmekten başka çare yok. Eğer ligi "birileri" ve "diğerleri" diye ayırıyorsak, birilerinin performans düşüşlerinde diğerlerinin yükselişinin payı mutlaka vardır.