“All right” komutanım

04:0018/07/2016, Pazartesi
G: 13/09/2019, Cuma
Aydın Ünal

Sevgili kardeşim Mustafa Varank'ın ağabeyi İlhan Varank'a; yıllarca beraber çok güzel işler çıkardığımız, hayat dolu, neşe dolu, zeka dolu cesur yol arkadaşı Erol Olçak ağabey ve onun delikanlı mı delikanlı oğluna; gazetemiz Yeni Şafak çalışanı Mustafa Cambaz'a; Ankara'nın Kazan ilçesinin kahramanlarına; tüm 15 Temmuz şehitlerine rahmet niyazıyla, hürmet ve minnetle…



TBMM'nin hemen yanı başındaki evime yeni girmiştim; korkunç bir uğultu duyuldu. Camlar titredi. “Ne oluyor” diye balkona çıkarken, uçak düşüyor zannettim. Ankara semalarında o saatte bir jetin uçması düşünülemezdi zira. Hayır, düşmüyordu; jet değil, jetler Ankara semalarında, TBMM üzerinde uçuyordu. Anında “darbe” kavramı gelip oturdu zihnime. Sonra İstanbul'dan, köprünün kapandığı haberi. Evet, bu bir darbe girişimiydi.



***


“Eğer darbeyi başarırlarsa yaşatmazlar” diye düşündüm. Evde değil, esir olarak değil, sokakta ya da Meclis'te ölmeliyim o zaman dedim. Evden çıkarken “buraya geri dönmeyebilirim” gibi baktım. Belli ki eşim de aynısını düşünüyordu; helalleştik ve çıktım.



***



TBMM Güvenlik Amiri, TBMM İdare Amiri Ahmet Gündoğdu'ya, “burada kalmanız güvenliğiniz için tehlikeli” dedi. Haklıydı, kaygılıydı. Ahmet Gündoğdu, “Milli iradeyi sonuna kadar savunacağız; gerekiyorsa da burada öleceğiz” dedi.



***



TBMM'de 5 kadar AK Parti'li vekildik; daha ilk anlarda CHP'li vekiller de geldi, ardından MHP'liler. Işıkları yaktık, Genel Kurul salonunu açtık, personel gelinceye kadar mikrofonlar kapalı konuştuk.



***



Yavaş yavaş vekiller toplanmaya başladı. Her yeni gelenin yeni bir hikayesi vardı. Genelkurmay önünden geçenler ölülerden, yaralılardan, önlerine düşen kurşunlardan bahsediyordu.



***



Polis arkadaşlar, elleri silahlarında, darbecilerin her an girme teşebbüsünü bekliyor, canlarını vermeye hazırlanıyorlardı. En küçük korku emaresi yoktu…



***



Genel Kurul'da o an kural yoktu. Bütün vekiller kravatsızdı. TBMM TV çalışmadığı için basın da genel kurula girdi.



***



Büyük bir patlama oldu. Genel Kurul salonunun camlarından bazıları kırıldı. Sonra içeriye toz girmeye başladı. Hiç ama hiç kimse korkmadı. Kimse ne salonu, ne Meclis'i terketti. Kadın milletvekillerinin neredeyse tamamı oradaydı. Bursa Milletvekilimiz Bennur Karaburun tekerlekli sandalyesiyle darbeye direniyordu.



***



Sığınağa indik ve uzun gece başladı. Dışarıdan sürekli silah sesleri geliyor, helikopterin sesi duyuldukça üzerimize bomba yağıyordu. Meclis'in etrafında tanklar araçları ezerek, ağaçları devirerek geziniyorlardı. Korku yoktu.



***



Meclis Başkanımız, eski başkanlarımız, AK Parti, CHP ve MHP grup Başkanvekilleri ile sığınaktaki bir odada toplandık. 4 partinin ortak açıklama taslağını sığınakta hazırladık. El yazısı taslağı cebime koydum. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'e “tarihi değeri büyük, ama darbe başarılı olursa aleyhimize delil olur” dedim. Özgür Bey, “inşallah hakim mahkemede yüzümüze okumaz” dedi. Gülüştük.



***



Gün ağarınca, hava almaya yukarıya çıktık. Meclis harabeye dönmüştü. Darbe püskürtülmüştü.



***



Meclis önünden Jandarma binası önüne indik. Çok sayıda insan orada toplanmış slogan atıyorlardı. Polis arkadaşlar “aman dikkat, Genelkurmay'dan ateş edebilirler” dedi. Bir ara üzerimize helikopter geldi, kimsede korku yoktu. Sonra yüksek irtifada uçan jetler göründü. Polis “dost uçaklar” dedi.



***



Genç bir arkadaş hıçkırıklarla ağlıyordu. Sarıldım. “Gözümüzün önünde vurdular. Parçalandıklarını gördüm” diyordu.



***



Keçiören'den Altındağ'dan, Sincan'dan, Yozgat'tan hatta Erzurum'dan gelenler vardı. “Hiçbir yere gitmiyoruz, bu iş bitene kadar buradayız” diyorlardı.



***



Darbecilerin Whatsapp görüşmelerini yayınladı Anadolu Ajansı. Türk subayı görünümlü bir Haşhaşi, komutanlarından gelen talimata “All right” yani, “tamam” diye cevap veriyordu. “Emredersiniz” değil, “Tamam” değil, “okey” bile değil, dümdüz “All right”. Bunların Fetullah Gülen'in efsunladığı Türk subayı görünümlü Amerikan subayı oldukları bu küçük ama anlamlı cevapta bile belliydi.



***



Daha yazacak o kadar çok şey var ki… Acele etmeyelim. Allah ömür verdikçe o gece ve sonrasını konuşacağız.



***



O kadar çok kişiye teşekkür edesim var ki… Aziz milletimize, polisimize, darbeye karşı dik duran askerimize, Cumhurbaşkanımız'a, Başbakanımız'a, siyasi partilere teşekkürler.



Darbeye ilk darbe diyen ve halkı sokağa çağıran gazetem Yeni Şafak'a…



Hiçbir tehdide aldırmadan, bir yandan el koyacak askerleri bekleyip bir yandan hızlı ve güvenilir haber geçen Anadolu Ajansı'na… Tüm medyaya teşekkürler.



Allah bir daha yaşatmasın; Kurtuluş Savaşı sonrası en büyük zaferimiz kutlu, mübarek, daim olsun. Şehitlerimizin ruhu şad olsun.


#İlhan Varank
#Mustafa Cambaz
#Erol Olçak
#Kurtuluş Savaşı
#TBMM