
Fetullah Gülen Örgütü, bir “Modern İslam” projesi olarak ortaya çıktı.
Ortaya çıkış anından itibaren, Türkiye'de ve İslam coğrafyasında çok dile getirmediği, ama Batı'ya ısrarla vurguladığı temel ilkeleri vardı.
Radikal/Köktendinci/Fundamentalist İslam'a kesinlikle karşı olduklarını ifade ettiler.
Mevcut hiçbir İslami akımla, cemaatle, örgütle işbirliği, fikir birliği içinde olmadıklarını söylediler.
Hiçbir İslami direniş hareketine, bağımsızlık hareketine, silahlı mücadeleye hoş bakmadıklarını vurguladılar.
İsrail'i savundular; bunun karşısında, Filistin'in bağımsızlık mücadelesini açık açık “İslam'ı zehirliyor” diyerek reddettiler.
Her türlü silahlı eyleme, hatta her türlü eyleme (15 Temmuz akşamına kadar ve öncesindeki bir kaç istisna dışında) mesafeli durdular.
Batılı, modern eğitimi, başarıyı adeta ilahlaştırdılar.
“Dinler arası diyalog” diyerek, diğer tüm dinlere sınırsız hoşgörü gösterdiklerini beyan ettiler. Papa'yı kutsadılar; Ezan-ı Muhammedi'den, gerektiğinde Hazreti Muhammed'in adını çıkardılar.
ABD ve İsrail'e karşı en küçük bir eleştiri getirmediler.
Bu ve buna benzer yaklaşımları, hem kendi takipçilerinin, hem de diğer Müslümanların sorularına muhatap oluyordu. Bu sorulara cevaplar üretmede zorluk çekmediler.
Ayet ve hadisleri kendi sapkın görüşlerini meşrulaştırmak için eğip büktüler. Ayet ve hadis bulamadıkları noktada, Fetullah Gülen'i, kimi zaman evliya, kimi zaman Mehdi, kimi zaman peygamber, hatta kimi zaman Tanrı konumuna yükselterek sorulara keyfîce cevaplar ürettiler.
Artık ortada bir cemaat, bir hareket yoktu; ortada, kuralları, sınırları, ilkeleri Fetullah Gülen tarafından belirlenen yeni bir din vardı.
Bu yeni din, insan öğütmeyi, işkenceyi, zulmü, ayrımcılığı, hırsızlığı, zinayı, alkol kullanmayı, yalanı, takıyyeyi, iftirayı, şantajı, kumpası, tüm gayri insani, gayri ahlaki davranışları mübah görüyordu. Eğer “Hizmet” adına, “Cemaat” adına yapılıyorsa, tüm bu ahlaksızlıklar yapana sevap kazandırıyor, Cenneti garantiliyordu.
Örgüt tabanı, örgüt liderinden gelen hiçbir talimatı sorgulamıyor, soru çalarken, hak yerken, himmet paralarını iç ederken, yatak odalarını gözetlerken, mahremi dinlerken, iftira ve şantajla hayatları karartırken, faili meçhul cinayetler işlerken, uçakla, tankla, tüfekle katliam yaparken “büyük sevap” işlediğine inanıyordu.
Fetullah Gülen örgütü, özellikle ABD'deki 11 Eylül saldırısından sonra, ardından da Irak savaşı ertesinde, El Kaide'nin ve DAİŞ'in karşıtı hatta panzehiri olduğunu çok yoğun şekilde vurgulamaya başladı.
Fetullah Gülen, DAİŞ karşıtı olmanın Batı'da alıcısı olduğunu biliyordu; DAİŞ'e karşı kendilerinin kullanıma hazır lejyonerler olduğunu her fırsatta hissettiriyordu.
Peki gerçekten, Fetullah Gülen hareketi, DAİŞ'in karşıtı mıdır, panzehiri midir? Kesinlikle hayır...
Tıpkı FETÖ gibi, DAİŞ de modern bir örgüttür.
Tıpkı FETÖ gibi, DAİŞ de, modern araçları, modern yöntemleri, modern bir dili kullanmaktadır.
Nasıl ki Fetullah Gülen örgütü ayet ve hadisleri kendi çıkarı için eğip büküyor, örgüt liderini ilahlaştırıyor, yeni bir din ihdas ediyorsa; DAİŞ de temel kaynakları çarpıtıyor, liderliği ilahlaştırıyor, yeni, sapkın bir din ihdas ediyor.
Fetullah Gülen örgütü, hırsızlıktan zinaya, iftiradan takıyyeye kadar her türlü din dışı, ahlak dışı, insanlık dışı eylemi meşrulaştırıp, hatta bunları Cennet'e gitmenin aracı gibi gösterirken; DAİŞ de, cinayeti, katliamı, soykırımı, canlı bomba eylemlerini, terörü kutsuyor, meşrulaştırıyor, bu insanlık dışı eylemleri yapanları Cennet'le kandırıyor.
Bu modern, sapkın örgütlerde lider sorgulanamıyor, liderin emirleri sorgulanamıyor, lidere dokunulamıyor. Lider, kitlesi üzerinde oluşturduğu haşhaş etkisiyle, din dili üzerinden en olmadık, en uç eylemleri bile “Cennete giriş bileti” haline getirebiliyor.
Fetullah Gülen hareketi ile DAİŞ'in ortak bir özelliği daha var: Bu örgütler, sadece ve sadece Müslümanları hedef alıyor, Müslümanlara zarar veriyor, Müslümanlara yönelik operasyonlar için gerekli bahaneleri başarıyla oluşturuyorlar.
Moda ve modern kavramlarla söyleyelim: DAİŞ, Batılı “Üst Aklın” hard power (sert güç)ünü ifa ederken, Fetullah Gülen de aynı Üst Aklın soft power (yumuşak güç)ünü ifa ediyor.
Ne Fetullah Gülen DAİŞ'in panzehiridir, ne de DAİŞ radikal/köktendinci/Fundamentalist bir örgüttür.
FETÖ ve DAİŞ, birbirinin zıddı gibi görünen, ama tam tersine birbirini tamamlayan, modern, sapkın, İslam dışı, aynı zamanda da özbeöz kardeş örgütlerdir.
Batı için sorun şu ki, DAİŞ de, FETÖ de İslam coğrafyasında deşifre oldular.
Tıpkı Dr. Frankestein ve ucubesi gibi: Canavarlar döner dolaşır, efendilerini yok ederler.
Canavarların efendilerini tehdit edeceği günlere yaklaşıyoruz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.