
Bosna Hersek ve Sırbistan NATO'ya girebilecekler mi?
NATO Parlamenterler Asamblesi'nin üyeleri olarak, Saraybosna ve Belgrad'da 4 gün boyunca bu soruya cevap aradık.
Bosna Hersek'in NATO'ya kabul sürecinin başlatılabilmesi için, bütün taşınmaz savunma mülklerinin devlet adına tescili şart koşulmuş. 63 mülkün 23 tanesinin tescili tamamlandı lakin, Bosna'da devlet içinde devlet olan Sırp Cumhuriyeti, elindeki 40 savunma mülkünü devretmek istemiyor.
1995'te, Boşnak ordusu Sırplara karşı üstün duruma geçmiş, Sırp çetelerine darbe üstüne darbe vurmaya başlamış, stratejik bölgeleri ele geçirmişti. İşte NATO, soykırımı yıllarca seyrettikten sonra, tam da Boşnaklar kazanırken devreye girdi, Sırplara bir kaç bomba atarak savaşı bitirdi. Ardından Dayton adı verilen, merhum Aliya'nın tabiriyle “acı ilaç” Boşnaklara içirildi. NATO müdahalesi olmasaydı, Sırplar kaybedecekti, ama buna rağmen, NATO bombardımanını acı bir hatıra olarak görüyorlar.
Bosna Hersek, Sırbistan ve diğer Avrupalı parlamenterlerin gündeminde, NATO'dan daha ziyade, Suriye ve Irak'tan gelen göçmenler ile terör meselesi var. Göçmen, Iraklı, Suriyeli, Vehhabi, Selefi, Yabancı Savaşçı, Radikaller, Aşırılar ve DAİŞ gibi kavramlar, Avrupa siyaset dilinin sihirli propaganda malzemelerine dönüşmüşler. Bu kavramlarla konuşan bir politikacının ikna gücü de o derece yüksek oluyor.
Bosna'nın Sırp Güvenlik Bakanı Dragan Mektiç de Avrupalı parlamenterlere yaptığı sunumu bu kavramlarla süsledi. Mektiç'in, “Paris saldırısı sonrasında Bosna'da bazı gruplar sevinç gösterileri yaptılar; teröristler daha fazla insan öldürmediği için üzülenler oldu” demesi, salonda yeterli miktarda korku, endişe ve öfke oluşturdu.
Elbette bu öfkelerinde haklılar. Terörün ve teröristin yüceltilmesinden, katillerin, canilerin kahramanlaştırılmasından kim rahatsız olmaz ki?
İyi de, dün Londra'da yapılan ve Ankara bombacısının adeta bir kahraman gibi resimlerinin taşındığı PKK gösterisini nereye koyacaksınız? Bu alçakça gösteriye İngiliz parlamenterlerin katılmasını nasıl izah edeceksiniz?
Paris saldırısına sevinenler karşısında öfke duyan Avrupa'nın, Ankara'da 29 kişiyi katleden teröristin cenazesine giden HDP'liyi görmemesi; ya da, DAİŞ'e tepki gösteren Avrupa'nın, en az DAİŞ kadar tehlikeli örgütler olan FETÖ karşısındaki, PKK, YPG karşısındaki umursamazlığı elbette milletin dikkatinden kaçmıyor.
Batı'nın bu iki yüzlü, çifte standartlı tavrının, Türkiye siyasetine de sirayet ettiğini çok net biçimde görüyoruz.
Dikkat ettiniz mi bilmem; Zaman gazetesine hukuk operasyonu yapıldığında, FETÖ mensupları, Türkçe'den çok İngilizce twit attılar, İngilizce yayın yaptılar.
CHP ve HDP'nin, “Türkiye DAİŞ'e destek veriyor, MİT TIR'ları DAİŞ'e silah götürüyordu, insan hakları tehdit altında, bodrumda vahşet, Sur'da katliam, özgür basın susturuluyor, Diktatör, radikal İslam yükseliyor” şeklindeki ısrarcı iftiralarının muhatabı açık ki Türkiye değil; doğrudan doğruya Batı kamuoyu.
Tıpkı FETÖ gibi, CHP, HDP ve PKK da, Avrupa'ya nasıl konuşulacağını çok iyi biliyorlar. İçinde “köktencilik” ve benzeri kelimelerin geçtiği her cümlenin Avrupa'da yankı uyandıracağını farketmişler.
Farkedemedikleri bir nokta var: 2002'den itibaren Türkiye'de siyaset İngilizce değil, gönül diliyle yapılıyor.
AK Parti'nin her seçimde elde ettiği başarı da, siyaseti, milletin gönül diliyle yapıyor olmasından kaynaklanıyor.
AK Parti, siyasetin dilini milletin diliyle örtüştürdüğü, milletin diliyle konuştuğu, yalnızca milleti muhatap aldığı için bu kadar teveccüh görüyor.
Muhalefet partileri ve terör örgütleri, Batılı dostlarının hoşuna gidecek yalanları istedikleri kadar dolaşımda tutsunlar, siyaseti İngilizce yapmaya devam etsinler.
Milli iradeyi, sandığı öteleyip, ülkeye sırtını dönmüş medyadan, sermayeden, güç odaklarından, Türkçesi özürlü aydınlardan, Türkiye düşmanlarından medet ummayı sürdürsünler.
Avrupa'da ırkçılık ve İslam düşmanlığını meşrulaştırmak için kullanılan dili Türkiye siyaset diline bire bir tercüme edip, aynı kaynaktan geldiği belli olan bu ortak dille yürüsünler.
Ama unutmasınlar ki, ülkeyi artık İngilizce siyaset yapanlar değil, millet idare ediyor; ülkede İngilizce siyaset değil, gönül diliyle yapılan siyaset itibar görüyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.