
Kürt sorununun ve terör sorununun çözümüne ilişkin Türkiye'de iki temel görüş öne çıktı: Birincisi, İspanya'nın, İngiltere'nin, Filipinler'in yaptığı gibi masaya oturmak. İkincisi ise, Kürt sorunu ile terör sorununu birbirinden ayırmak, terörle mücadele edip demokratik adımlar atmak.
Masa seçeneği ilk kez, Abdullah Öcalan'ın 1999'da yakalanmasının ardından denendi. İktidarda DSP, MHP, ANAP vardı. İmralı'da Öcalan'la görüşmeler yapıldı; Öcalan PKK'ya silahlı unsurların Türkiye'yi terketmesi çağrısını yaptı. PKK bu çağrıya uydu ve geri çekilmeye başladı. Ancak beklenmedik şekilde, adeta terörün bitmesini istemeyen bir el devreye girdi, geri çekilen unsurlara operasyonlar yapıldı ve süreç böylece durdu.
MHP'nin, “bizim iktidarımız döneminde terör bitti” söylemi tamamen asılsız bir söylemdir. Evet, MHP'nin iktidar olduğu dönemde terörü bitirmek için ele çok önemli bir fırsat geçmiş, ama bu fırsat sabote edilmiş, PKK daha da büyüyerek, hırslanarak, kinlenerek saldırılarına tekrar başlamıştır.
Masa seçeneğinin tekrar hayat bulması 2013 yılında oldu. Çözüm Süreci adı verilen bu yeni dönemde, yine Abdullah Öcalan'ın devrede olmasıyla, PKK'ya silahları bırakma çağrısı yapıldı. PKK bu çağrıya uyacağını ifade etti, ancak sözünde durmadı. Silahlı unsurlar Türkiye'den çekilmediği gibi, sahada, sivil görünüm altında, paralel bir devlet yapılanmasına gitmeye kalkıştı. Önce Ağrı'daki saldırı, ardından 2015 yılında Suruç'ta 2 polisimizin şehit edilmesiyle bu dönem de sona ermiş oldu.
İspanya, İngiltere, Filipinler gibi devletlerin uyguladığı “masa” seçeneğinin Türkiye'ye uymayacağı, Türkiye'de uygulanamayacağı artık netlik kazanmış oldu.
Bunun çok basit nedenleri var: Öncelikle karşımızda, Kürt meselesini bahane olarak kullanan, ama aslında ideolojisi olmayan, terörü ticarete dökmüş, uluslararası istihbarat örgütlerinin kullanışlı taşeronu haline gelmiş bir örgüt var. İşi sadece ve sadece terör olan bir örgütle konuşmanın imkansızlığı acı tecrübelerle görülmüş oldu.
Yine bu süreçte, HDP'nin siyasi bir muhatap olamayacağı da görülmüş oldu. Kimi zaman sosyalist, kimi zaman Faşist, bazen anti emperyalist, çoğu zaman emperyalist bir dil ve tavır takınan; gerektiğinde paralelle, gerektiğinde CHP ile, AB ile, ABD ile, Rusya, İran, Esed ile işbirliği yapabilen; kendi başına hareket edemeyen, siyasetini vesayetten kurtaramayan bir partinin çözüm en küçük katkı sunamayacağı da netleşti.
PKK ya da HDP'nin Kürtlerin tamamını temsil etmediği, Kürtlerin tamamının sempatisini toplamadığı zaten hepimizin malumu.
Türkiye, hem Kürt meselesinin çözümünde, hem de terörle mücadelede kendi özgün metodunu artık üretmiş durumda.
Terörle mücadele, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kararlı şekilde, tavizsiz şekilde devam edecek. Terörle mücadelede geçmişte yapılan hataların hiç biri yapılmıyor. Sivillere zulmederek, onları PKK'nın kucağına iten yaklaşıma prim verilmiyor. Bütün güvenlik ve istihbarat birimlerinin koordinasyonuyla, etkili bir mücadele yürütülüyor.
Terörle kararlı mücadelenin yanında, sivillerin korunması, huzur ve güvenliklerinin sağlanması, uğradıkları zararların giderilmesi konusunda da adımlar atılıyor. Demokratik reformlar bugüne kadar zaten teröre rağmen yapılıyordu, bundan sonra da aynı reformlar yapılacak ve yapılıyor.
Bizim Kürtlerle birlikte etrafında oturduğumuz bir masamız, bir soframız zaten var.
Bu masa, bu sofra hiç dağılmadı ve zaten dağılmayacak. Ailenin meselelerini o masa, o sofra etrafında konuşmaya, müzakere etmeye ve çözmeye zaten devam edeceğiz.
Ancak şurası kesin ki, ezelden kurulu olan o masada, bundan sonra da ne HDP, ne de PKK olmayacak.
Masaya HDP veya PKK'yı oturtmaya çalışmak açık tuzaktır.
Batılı devletlerin ya da içimizdeki müstemleke aydınlarının, PKK ve HDP'nin olduğu bir masa masalına başlamaları, PKK'yı koruma, nadasa bırakma, taşeron örgütü güvenlik altına alma çabasından başka hiç bir şey değildir.
Terörün bitmesi, Türkiye'nin uçması anlamına geliyor. Terörün bitmesi, Türkiye'nin “kontrolden” çıkması, tam bağımsız bir güç haline dönüşmesi anlamına geliyor.
Bu iş ya şimdi bitecek, ya da Allah korusun, hiç ama hiç bitmeyecek.
PKK veya HDP'nin oturacağı bir masa, bu işin sürüncemede kalması olacaktır. PKK ve HDP'nin, böyle bir masaya oturacak güce sahip olmadıkları, ayrıca böyle bir payeyi de hiç hak etmedikleri ortadadır.
Türklerle Kürtler, masadan, aile sofrasından hiç kalkmayacaklar; o masaya vampirlerin oturmasına izin vermeyecek; sofranın kurtlar sofrasına dönüşmesine inşallah müsaade etmeyecekler.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.