Vatan sağolsun!

04:002/06/2016, Perşembe
G: 13/09/2019, Cuma
Aydın Ünal

22 Temmuz 2015'de Suruç'ta 2 polisimizin şehit edilmesiyle başlayan süreç arkasında etkisiz hale getirilen 7 bine yakın terörist bıraktı; şehit sayımız ise 400'e yaklaştı.



Şehitlerimiz arasında üst rütbeli subaylarımız da var.



Ankara, bu yeni süreçte en fazla şehit veren illerimizden biri oldu. Güdül, Ayaş, Beypazarı, Nallıhan, Çubuk, Çamlıdere ilçelerinde, çoğunlukla da Kocatepe Camii'nde kahramanlarımızı Hakk'a uğurladık.



Milletvekilleri için en zor vazifelerden biridir şehit cenazelerine katılmak...



O meşhur ağıttaki gibi; büyüttüğü, beslediği, asker eylediği yavrusu, canından bir parçası, gencecik fidanı, ciğer paresi, göz nuru, aylardır hasretle yolunu gözlediği evladı ay yıldızlı bayrağa sarılı tabutta önüne getirilmiş bir anneye ne söylenebilir ki? O acılı yürek nasıl teselli edilebilir ki?



“Bu meseleyi artık çözün” diyerek yetki aldığımız, oyunu aldığımız; ama yavrusunun taziyesine katıldığımız bir anneye, babaya, kardeşe, eşe, nişanlıya hangi cümle, hangi taziye ifadesi kurulabilir ki?



Onun içindir ki, çoğu zaman, o anne ve babaların mübarek ellerini sadece tutar, sımsıkı tutar, o mübarek elleri öper, kelimelerin kifayetsizliğini bilerek, kalbimizle, gözlerimizle teselli etmeye çalışarak önlerinden geçmeye çalışırız.



Ama önlerinden öylece geçip gidemeyiz...



Her şehit cenazesinde, teselliye muhtaç olduğunu zannettiğimiz o anne ve babaların, bizleri teselli ettiğine şahit olur, irkiliriz.



Şehit Şahin Polat Aydın'ı Güdül'ün Akbaş Köyü'nde toprağa tevdi ettikten hemen sonra annesinin yanına vardık. Kahraman oğlu henüz toprağa verilmişti. Gelen misafirleri teskin ediyordu. Tek damla göz yaşı yoktu. Bir Anadolu kadını ne kadar yürekliyse, o kadar yürekli, tarif edilemez derecede vakur, cesur; şehit annesi olmanın verdiği haklı gururla dimdik ayaktaydı. “Vatan sağolsun” dedi.



Her gün duyarız “vatan sağolsun” ifadesini... Ama, oğlunu biraz önce toprağa vermiş bir anneden duymak ayrı... Söz, o zaman anlam kazanıyor, o zaman derinleşiyor, o zaman bir kurşun olup yüreklere işliyor.



İşte o zaman, annelerin, babaların verdiği oyların ağırlığı vekilin üzerine olanca gücüyle biniyor; işte o zaman sorumluluk bilinci, azim, kararlılık katlanarak artıyor.



Sadece Şahin Polat Aydın'ın annesi değil; tüm şehit anneleri aynı yürekli duruşu sergilediler, sergiliyorlar.



Terörle mücadelede düğümü çözen, denklemi bozan, 1984'te başlayan fasit daireyi parçalayan da işte bu yeni psikoloji, bu yeni iklim.



1984'te, PKK'nın ilk kanlı baskınıyla başlayan terör sürecinde, şehitlerimiz son derece kasıtlı biçimde iç politika malzemesi yapılmak istendi.



PKK kanlı baskınlar yaparak ağır kayıplar verdiriyor; Ankara'da muhalefet partileri şehit cenazelerini istismar ederek Hükümetlere yükleniyor; iç politika fasit bir daire içinde istenildiği gibi kalıba sokuluyordu.



PKK'nın kanlı eylemlerinin hemen hepsi iç politikaya istikamet çizdi. Sözde ateşkesler, büyük şehirlerde canice intihar eylemleri, Öcalan'ın Türkiye'ye teslim edilmesi ve daha nice hadise iç politikayı “dize getirmekte” kullanıldı.



Terörün bitmesi demek, Türkiye'nin ayağına pranga olan bu fasit dairenin son bulması, Türkiye iç politikasını şekillendirmede kullanılan kanlı enstrümanın artık ortadan kalkması demektir.



Cumhurbaşkanı Erdoğan işte bu fasit daireyi parçalamak istedi. Erdoğan, siyasetin üzerindeki PKK vesayetini yok etmek, Türkiye'nin iç politikası kadar dış politikasına ve ekonomisine istikamet çizen bu maşayı kırmak istedi.



“Gerekirse baldıran zehiri içerim”, “bu yola başımızı, gövdemizi, bedenimizi koyduk” derken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörün bitmemesi durumunda daha on yıllarca ülkeye bedel ödetileceğini, daha fazla annenin, babanın ocağına ateş düşeceğini, Türkiye'nin hiç bir zaman büyük ülke olamayacağını biliyordu.



ABD'den Avrupa Birliği'ne, CHP'den HDP'ye, Fetullah Gülen'den Gezicilere, sözde aydınlardan maşa gazetecilere kadar herkes, aslında Erdoğan'la değil, Erdoğan'ın terörü bitirme kararlılığıyla kavgalılar.



PKK, kendisini bitirmeye ahdetmiş bu kararlılık karşısında intihar edercesine saldırıyor, Kürt çocuklarını insan değirmeninde vahşice öğütüyor.



Terör biterse, Türkiye iç politikası, dış politikası dizayn edilemez; terör biterse Türkiye ekonomisine gem vurulamaz. Bunun farkında olan Türkiye düşmanları FETÖ gibi, PKK, DHKP-C gibi maşalarını, Geziciler, CHP, HDP gibi paydaşlarını var güçleriyle sahaya itiyorlar.



O mübarek anneler ise, Erdoğan düşmanlığı sosuyla servis edilen düşmanlığın aslında yavrularına, kendilerine, istiklallerine ve vatanlarına olduğunu görüyor, biliyor, hissediyor ve vakar içinde “vatan sağolsun” diyorlar.



Böyle annelerimiz oldukça, değil FETÖ, değil PKK; onları maşa olarak kullanan ABD, hatta cihan üzerimize gelse ne yazar?



Can havliyle saldırıyorlar ve daha da saldıracaklar. Biz ise daha da dik duracağız. Bu oyun artık bozuluyor, fasit daire kırılıyor, şer cephesi için yolun sonu görünüyor.



Arkasında Anadolu'nun bu yürekli anneleri, onların duaları ve onların dik duruşu olan bir Başkomutan ve onun ordusu için zafer inşallah yakındır.


#Suruç
#PKK
#Fetullah Gülen
#DHKP-C