
Kaç defa yazdım bilmiyorum ama ısrarla yazmaya devam edeceğim.
İletişim araçlarının ‘sosyal öğrenme’ etkisi, birileri ‘yok’ sayınca ‘yok’ olmuyor.
Fransa’da Albert Bandura, 1960’lı yılların başından itibaren 10 yılı aşkın süren araştırmalarla televizyon yoluyla çocukların şiddeti öğrendiğini ispatladı. Sonrasında benzer pek çok çalışma daha yapıldı.
Özetle:
-Davranış, öğrenilen bir durumdur.
-Bireyler başkalarının davranışlarını ve sonuçlarını izleyerek öğrenir.
-Bilişsel süreçler ile çevre birbirini sürekli etkiler.
-Başkasının ödüllendirildiğini gören kişi, o davranışı yapmaya meyyal olur.
Diğer yandan Neil Postman ‘Televizyon Öldüren Eğlence’ kitabında televizyonun (medyanın) siyaset, din, ekonomi vb her şeyi eğlence unsuruna dönüştürdüğünü yazar.
Günümüz içeriklerine baktığımızda, yemek yapmak, aile mahremiyeti, şiddetin bizzat kendisi, cinayet haberleri vb her şey, medyanın ‘reyting’ kaygısı ile seyirlik unsuruna dönüştü.
-Annelik reyting malzemesi olur mu mesela?
-Bir cinayet, bir intihar reytinge kurban edilir mi?
-Acılar ‘seyirlik’ olabilir mi?
Sadece televizyon, dizi, haber, kuşak programları değil…
Sanal medya, hatta dijital oyunlar, insanlığın tüm kutsallarını ayaklar altına aldı.
Kişi öğrendiği, tanık olduğu, kurgu da olsa izlediği en ağır şiddet olayı ile bir eşik oluşturur ve diğer şiddet olaylarını da ona göre kategorize eder.
Münevver Karabulut, Özgecan Arslan, Başak Cengiz ve pek çok cinayetin tüm detaylarını toplum olarak haberlerde okuduk. Her yaşta bireyler vahşete tanık oldu.
Birey, bahsi geçen olaylar kadar canice olmayan bir cinayet gördüğünde ne yazık ki aynı duyarlılığı artık gösteremiyor. Çünkü daha ağır olan ile ‘şiddet eşiği’ oluştu.
Daha evvel de yazdığım intihar olaylarının bulaşıcı etkisini de lütfen unutmayın!
18. yüzyılın sonlarından itibaren, intihar olaylarının nedeni ve yönteminin topluma detaylandırılarak anlatılmasının, bulaşıcı bir etki yarattığı bilinmekte.
Bu tür içeriklerin sebep olduğu korku toplumu, gösteri toplumu, kötü dünya sendromu vd başlıklara şimdilik girmiyorum…
Özellikle son günlerde tanık olduğumuz ve bizi toplum olarak derinden sarsan okullardaki şiddet olaylarını tek bir nedene bağlamak elbette gerçekçi olmaz. Hiçbir sosyal olay, bir iki neden ile açıklanamaz. Güvenlik güçleri, sosyal bilimciler multidisipliner bir çalışma ile sebepleri ortaya koyacak.
Tekrarlanmaması için uzun uzun çalışmamız gerekecek.
Bu sütunda daha evvel dünyadaki uygulamaları da yazdım. Merak edenler, kısa bir araştırmayla farklı kaynaklardan diğer ülke uygulamalarına erişebilir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.