
Darbe miydi, değil miydi? 28 Şubatçılar yaptıkları işin, altına girdikleri vebalin adının konulmasında da bölündüler. Birçok ciddi konunun, bir süre sonra Türkiye''de gerçek mecrasından çıkarılıp, maskaralık haline sokulması, 28 Şubat için de geçerli oldu. 28 Şubat''ın maskarası çıkmaya başladı. Hem de bunu, 28 Şubatçılar''ın kendileri yapıyorlar.
Bir çocuğun adını kim koyar? Anası, babası, yakınları. Öncelikle, onu hayata getirenler koyar. 28 Şubat, tıpkı sonradan üreyen "andıçlar" gibi, o dönemin Genelkurmay karargahında hayata getirilmişti. Dolayısıyla, karargahın ta göbeğinde bulunan ve üstelik 28 Şubat için varını yoğunu ortaya koyan ve hâlâ hararetle savunan eski Genelkurmay Genel Sekreteri, emekli Tümgeneral Erol Özkasnak ne diyorsa, odur.
O, "postmodern darbe" diyor. Biz de, 28 Şubat adı da verilen spastik çocuğa bakarak bir gözlemde bulunmuş, "Bu, olsa olsa postmodern darbe" demiştik. Daha sonra Türk generalleriyle hayli sıkı fıkı olan ve istediği vakit istediği kapıdan içeri girebilen Amerikan Yahudi camiasının "Türksever" düşünürü Bernard Lewis''tan, bu sıfatın (veya ismin), bizzat 28 Şubat''ın "bir" numaralı simgesi tarafından da kullanıldığını işitmiştik.
28 Şubat''ın bir "darbe" olduğuna kim itiraz ediyor?
Kullanılanlar. Bunlar ya iktidar hesapları nedeniyle, ya da 28 Şubatçı cuntayı Türk Silahlı Kuvvetleri ile eş anlamlı zannedecek kadar burnunun ucunu görmekten aciz olmalarından ötürü, kullanılmalarını kabul etmişlerdi. Kullanılanların dışına bir de kendilerini "gönüllü" ve "bilinçli" olarak kullandıranlar var. Bunları Özkasnak tanımladı:
"Komutanlara yaranmak için asker kaynaklı haber kırıntılarını manşetlere taşıyanlar, karargah istemediği halde haber kaynaklarını ihbar edenler..."
Kullanılanlar ve kendilerini kullandıranlar, "darbe" sözcüğüne itiraz ediyorlar. Elbette ki, "darbeci" damgasını bundan sonraki yaşamlarında her daim taşımak zevkli bir durum değil. İtirazları anlaşılabilir bir şey. Ama bu itirazlar, 28 Şubat''ı bir "darbe" olmaktan çıkartmıyor.
28 Şubat, gerçekten usta bir darbeydi. Ne 27 Mayıs 1960''a, ne 12 Mart 1971''e, ne de 12 Eylül 1980''e benziyordu. Aslında, 12 Eylül ile 12 Mart''ın kırması, at ile eşek çiftleşmesinden cins bir katır çıkmışçasına hayli özgün bir darbeydi. 12 Eylül''de başta Genelkurmay Başkanı ve tüm kuvvet komutanları, üst kademe tam kadro "karar mekanizması"nı oluşturmuşlardı. "Muhtıra yoluyla darbe" nitelemesine uyan 12 Mart''ın ise bu yönünü almıştı. O "muhtıra", 28 Şubat 1997''deki MGK toplantısından çıkan kararlardı.
Özkasnak, bu "postmodern darbe"yi "kimsenin burnunun kanamadığı, tereyağdan kıl çekerek gibi yapılmış" bir darbe olarak niteledi. Ancak, o gün bugündür, Türkiye''de şiddetli bir "iç kanama" var ve bunun sebebi de bu darbedir. O yüzden Türkiye hâlâ "28 Şubat süreci"nden çıkabilmiş değil ve o yüzden sistem tıkanmış, sürekli kriz üretiyor.
28 Şubat darbesi tüm özgün yanına rağmen, sonuçları ve toplumun atmosferine saçtığı zehir itibarıyla, 1968''de Çekoslovakya''da "Prag Baharı"nın bastırılmasından sonraki durumu andırıyor. "Prag Baharı"nı, Sovyet Kızılordusu sona erdirmişti. Aktörler, her iki durumda hayli farklıdır ama tüm "otokratik müdahaleler" birbiriyle "evrensel akrabalık" halindedirler. 28 Şubat, Türkiye''de onbinlerce insana, Milan Kundera''nın "Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği"nde Çekoslovakya için tasvir ettiği durumun bir benzerini yaşattı.
Özkasnak, ağzını bir kez daha açtı ve Cumhuriyet''e şunları söyledi:
"... O dönemde bir tek tutuklama olmamıştır. Ordu sokağa çıkmamıştır. Ama ülkeyi karanlığa götürmek isteyenlere dur denilmiştir... Bu anlamda 28 Şubat, irticai darbenin önlenmesi hareketidir."
Yine Özkasnak''ın ifadesiyle "toplumdaki sivil güçlerle birlikte yapılan" bu hareketin, "darbe liderleri" bakımından sonuçlarına bakalım:
Dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, şu anda yolsuzluk tutuklusu Korkmaz Yiğit''in Yönetim Kurulu Başkanı olarak ilan edilmek üzereydi. Korkmaz Yiğit, 28 Şubat ürünü Mesut Yılmaz hükümetini deviren Türkbank skandalından ötürü içeri alınması sayesinde direkten döndü. Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya, aynı Korkmaz Yiğit''in danışmanı idi ve Yiğit''i Mesut Yılmaz''a tanıştıran kişi olarak bilindi. Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman, şu anda "kırmızı bülten"le hakkında arama emri bulunan Cavit Çağlar''ın İnterbank''ının Yönetim Kurulu üyesiydi.
28 Şubat''ın "lider ismi" Çevik Bir''in daha büyük hedefleri vardı. Amerika''daki ekstremist Yahudi kuruluşu JINSA''dan aldığı destekle, Türkiye''nin Cumhurbaşkanı olmayı hesaplıyordu. Olmadı.
Bugün ortalığa sapır sapır dökülen soygunların ve yolsuzlukların köklerini, 28 Şubat ve onun yandaşlarında bulabilirsiniz. 28 Şubatçılar arasında son günlerde patlak veren ihtilafın gerisinde, Türkiye''nin içinden geçtiği bugünkü süreçte, 28 Şubat''ta "bal tutan parmaklar"ın kırılmaya başlaması, bir sürü "kutsal inek"in dokunulmazlığının kalkarak, demir parmaklıklar ardına gönderilmesi yatıyor.
Şu ara, kim adının 28 Şubat''la birlikte anılmasını isteyebilir ki?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.