Bilgi çağı ve kaosun düzenlenmesi

00:006/11/2007, Salı
G: 29/08/2019, Perşembe
Davut Dursun

İçinde bulunduğumuz çağı insanlığın şimdiye kadar yaşadığı dönemlerden ayırmak ve onun kendisine özgü farklılıklarını öne çıkarmak için farklı tanımlamalar kullanılmaktadır. “Bilgi çağı”, “bilgi toplumu”, “bilgi iletişim teknolojileri çağı”, “enformasyon çağı” gibi değişik tanımlar öne çıkıyor.İnsanlığın geçirdiği uzun tarihi sürecin farklı kategorilere ayrılması ve her bir dönemin hakim unsura göre isimlendirilmesi bilinen bir yöntemdir. Bu yöntemle bir yandan insanlığın nereden nereye geldiği

İçinde bulunduğumuz çağı insanlığın şimdiye kadar yaşadığı dönemlerden ayırmak ve onun kendisine özgü farklılıklarını öne çıkarmak için farklı tanımlamalar kullanılmaktadır. “Bilgi çağı”, “bilgi toplumu”, “bilgi iletişim teknolojileri çağı”, “enformasyon çağı” gibi değişik tanımlar öne çıkıyor.

İnsanlığın geçirdiği uzun tarihi sürecin farklı kategorilere ayrılması ve her bir dönemin hakim unsura göre isimlendirilmesi bilinen bir yöntemdir. Bu yöntemle bir yandan insanlığın nereden nereye geldiği ve ne tür ana merhaleler geçirdiği ortaya konulurken diğer yandan da mevcut toplumların nerelerde bulundukları belirlemeye çalışılmaktadır.

Çok kaba bir tasnifle insanlığın üç temel aşamadan geçtiği ileri sürülebiliyor. İnsanın tarihteki medeniyet serüveninde ilk en önemli gelişme şüphesiz ki göçebelikten yerleşik hayata geçerek toprağı ekip biçmeye başlamasıdır. Göçebe toplumların medeniyet yaratma, kalıcı eser verme ve bulunduklar yeri imar etmeleri söz konusu değildir. Yerleşik hayata geçilmesiyle birlikte imar faaliyetleri başlamakta, bunların yönetimi için rasyonel yöntemler geliştirilmekte, toplumsal kolektif sorunların çözümü için çalışılmaktadır. Biz bu döneme “tarım toplumu”, “tarım medeniyeti” veya “tarım çağı” dönemi diyebiliriz. Bu dönemin ana unsuru toprağın ekip biçilmesi, topraktan daha çok verim alınması için çalışılması, toprağın sulanması, setlerin yapılması, daha çok toprak elde etmek için fetihlerin gerçekleştirilmesi, büyük toprakları kontrol eden toplumların imparatorluklar şeklinde örgütlenmeleridir.

Tarıma dayalı bu dönem üretim ve yaşamada tamamen farklı örgütlenme ve ilişkileri getiren sanayileşme dönemine kadar devam etmiştir. Sanayileşme ile birlikte bu yerleşik ilişkiler dünyası değişmiş artık üretim için toprak değil toprak altında saklı maden filizinin varlığı ve bunu işleyip mamul maddeye dönüştürecek fabrikalara ihtiyaç duyulmuştur. Daha çok kömürü, demir filizi, fabrikası, sanayi tesisi, tüten bacası olan daha güçlü olmuştur. Asırlardır toprak üzerinde yaşayan insanlar buralardan koparak sanayi tesislerinde ücretli işçi haline gelmiş, köylerden sanayi merkezlerine akan nüfus yeni şehirlerin oluşmasına, yeni sorunların gündeme gelmesine yol açmıştır. Bu dönemin adı genel olarak sanayi çağı veya modern dönem olarak ifade edilmiştir. Modernleşme bu anlamda tarımsal bir toplumun sanayileşmesi, şehirleşmesi, sanayi üretiminde bir yerlere gelmesi ve sanayi ilişkileriyle birlikte geleneksel yapı ve ilişkilerin köklü şekilde değişikliğe uğraması süreci olmuştur. Tabiattan, çevreden ve topraktan kopan insan her şeye üretim faktörü ve tüketici olarak bakmaya başlamış tabiatın metafizik ve meta-ekonomik boyutu ihmal edilir hale gelmiştir.

Yirminci yüz yılın son çeyreğinden bu yana gerçekleştirilen icatlar ve yeni gelişmeler sanayi çağının ve modern dönemin sonunu getirmiştir. Bir bakıma bu yeni icatlar ve gelişmelerle modern dönem aşılmış ve insanlığın hayatında yeni bir dönem başlamıştır. İşte bu yeni dönem “bilgi çağı” veya “bilgi teknolojileri çağı” olarak ifade edilen çağdır.

Bu çağın veya yeni dönemin en önemli özelliği insanlar arasında bilgi akışının, daha önceki dönemlerle kıyaslanamayacak düzeyde hızlanması, toplumlar ve ülkeler arasında bilginin, sözün ve görüntünün naklini engelleyen sınırların ortadan kalkması, dünyanın müthiş bir ilişkiler ağıyla sıkıca birbirine bağlanmasıdır. Bu süreçte ne ilk dönemde olduğu gibi toprak, ne de modern dönemde olduğu gibi fabrika bacası ve sanayi tesisleri önemlidir; burada öne çıkan en önemli faktör bilginin yaratıcı gücü ve bu çerçevede gerçekleştirilen icatlardır.

Bu yeni dönemde “bilgi iletişim teknolojileri”nde yaşanan gelişmeler, bir bakıma insanlığın uzun yılların birikimi olan kazanımlarını alt üst etmekte, yerleşik anlayışları, değerleri, yapı ve eserleri derinden etkileyerek kimini toplumsal hayatımızdan çekmekte, kimini de işlevsizleştirerek önemini azaltmaktadır. Bu yeni süreç aynı zamanda büyük bir kaos ve karmaşaya da yol açmaktadır. Giderek artan bilgisayar çöplükleri, modern döneme göre şekillenen iş ve yaşama biçimlerinin alt ülst oluşu bunun bir sonucudur. Mesela klasik büro ve mesai mefhumu ciddi bir değişiklik geçirmektedir. Ev ofislerin gündeme gelmesi, insanın önündeki bilgisayar ekranı başında günün büyük bölümünü mesai anlayışı içerisinde geçirmesi önemli bir yeniliktir. Cep telefonları, avuç içi bilgisayarlar, flash diskler, e-potlar bir iletişim aracı değil dünyanın bilgisini depolayan ve analiz eden araçlardır.

Birleşmiş Milletler Teşkilatına bağlı olarak faaliyet gösteren Uluslararası Telekomünikasyon Birliği''nin (ITU, UIT) Ekimin yirmisinden beri bir ay boyunca Cenevre''de sürdürdüğü ve bütün dünya ülkelerinin katıldığı toplantısında, bilgi iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle ortaya çıkan kaotik yapıyı düzenlemeye ve yeni gelişmelerden her toplumun yeteri kadar yararlanması için uygun sistemi geliştirmeye çalışmaktadır. Önemle altının çizilmesi gereken husus yeni düzenlemenin büyüklerce dayatılmasıyla değil bütün ülkelerin iştirakiyle gerçekleştiriliyor olmasıdır. Bilgi iletişim teknolojilerindeki akıl almaz gelişmeler mevcut ilişkileri alt üst etmekte bizleri yeni ve farklı bir dünyanın eşiğine getirmektedir.