
Geçen hafta CNN 32 Gün, İslamcı gençlikteki değişimi 10 dakikaya sığdırmaya çalışan bir program yaptı. "90''lı yıllar boyunca en çok konuşulan, tartışılan ve korkulan gençlik" on dakikaya sığdırılmaya çalışılıp, arkasından biraz önceki görüntüleri sıfırlamak istercesine getirilen "Club"ların sunduğu hayat tarzı ve Dj muhabbeti içinde uzman görüşü olarak verilen bendenizin görüşlerin anlamayanlar ya da çok kısa verildiği için gerisini merak edenler oldu. 32. Gün''den Elif Kaleli''nin bana sormuş olduğu soruları ve cevapları aşağıda yayınlamayı uygun gördüm.
"90''lı yıllarda İslami Hareket''in durumu nasıldı? Bu süreçte yaşanılanlar İslamî Gençliği nasıl etkiledi?"
90''lı yıllar Özal''lı yılların armağan ettiği ''tüketiyorum o halde varım'' ilkesini, İslami kesimin iyiden iyiye içselleştirmeye çalıştığı yıllar oldu. Refahlı belediyelerin iş başına gelmiş olması bu sürecin hızlanmasını sağladı. 80 sonrasının apolitik söylemi, şehir kültürünün politik bir söylem olarak varlık kazanmasını getirdi. Bu söylem içinde özellikle 80''li yılların ikinci yarısından itibaren her şeyin "Müslümancasını" üretmek ve tüketmek eğilimi ortaya çıktı. Her şeyin alternatifinin üretilmeye başlamasıyla birlikte Müslümanlar''ın zihinlerindeki rezervler ortadan kalktı. Bu rezevlerin ortadan kalkmasında İslamî kanallar olarak bilinen kanalların önemli bir etkisi oldu. Daha önce atv ya da Show Tv''de izlediği bir programı sansürleyerek ve "acabalar" eşliğinde izleyen Müslüman kesim TGRT, Kanal 7 ve STV ile birlikte kendisine sunulmakta olana karşı bir duruş ortaya koymaktan vazgeçti. Bunun kola tüketiminden tutun da, stüdyoda dans eden tesettürlü kadınlara kadar pekçok yansımasından bahsetmek mümkün. Bu bakımdan 90''lı yıllar Müslümanlar''ın kamusal alana kendileri tarafından koydukları sınırlamaları kaldırdıkları sırada, kamusal alanın "gerçek sahipleri" tarafından konulan yasaklara çarpmaya başladıkları bir değişim sürecidir.
Refahlı belediyelerin iş başına gelmiş olması ile birlikte bir taraftan "ben şehirliyim eyvah şehri köylüler mi yönetecek" paranoyası görünürlük kazanırken diğer taraftan herkesten daha çok şehirli olduğunu ispat etmeye çalışan bunu ispat ederken de belli mekanlarda, belli markalarda kendini konuçlandırmaya çalışan, tüketimi bir kimlik vurgusu olarak alan "yeni zengin" Müslüman kesim ortaya çıktı. Gerek siyasi manada gerekse, medyada İslami kesim üzerinde baskılar artıkça ekonomik gelir seviyesi yükselen kesimlerin hakim kamuya eklemlenme hızı da arttı. Bir manada biz sizin zannettiğiniz öteki Müslümanlar''dan değiliz söylemi içselleştirildi. Böylece Müslümanlar "öteki" olmaktan camia içinde "başka ötekiler" oluşturarak kurtulmaya çalıştı. 28 Şubat süreci Müslümanlar''ın perspektifini dumura uğrattı. Yoğun olarak bir görme-görünme baş gösterdi. Bu bakımdan 90''lı yıllar İsraf haram ilkesinin Müslümanlar indinde bertaraf edildiği yıllardır.
90''lı yılların gençliğinde görülen değişim, iklimin değişen genel havasından azade değil. Sadece gençlerin ana-babalarına göre daha dikkat çekiyor olması, içinde bulundukları yaş ile alakalı. Değişimi en belirgin kılan İslami kesimin açmış olduğu kolejleri de bu açıdan değerlendirmek mümkün. Kolejlerle birlikte üst kimlik değişime uğramış, modernlik vurgusu geçerlilik kazanmıştır. Kolej öğrencileri kendilerini Robert Koleji ya da Galatasaraylı gençlerle mukayese etmeye başlamıştır. Halbuki daha önce gerek İmam-Hatipler''de gerek liselerde okuyan Müslüman ailelerin çocukları için, ailelerinin çizdiği gıpta edilmesi gereken genç tipi hafız tipidir: "Kuran''ı ezbere bilir, hükümlerini yerinde getirir, farz ibadetlerin yanına nafile ibadetler ekler." Gençler kendileri böyle olmasa bile özenilecek bir model olarak bunu zihinlerin bir köşesinde muhafaza ederdi.
Yasaklarla İslami kesimin modernleşmesi arasında bir doğru orantı var. İmam-Hatip Liseleri''nin kapanacağı söylentilerinin artmasıyla birlikte İslami kesimde kolej sayısı artmaya başlamıştır. Başörtüsü yasakları, okuluna gidemeyen kızların yurt dışına gitme sürecini hızlandırdı. Bu sürecin sonunda ise ortaya çıkan tablo Türkiye''yi cezaevi gibi görenlerin sayısının artmasıdır. Gençler kaçıp kurtulmak istiyorlar. Vatanı özlemek, vatanda yaşamaktan daha kolay gibi görünüyor. Bunun da globalleşme ile yakın bir bağlantısı var. Globalleşme ile bağlantısı nerede? Her yer birbirinin aynı ise ve her yerde paydaları eşitleyen unsur para ise ben de beni kabul eden her yerde yaşarım. Gençliğin hayat düsturu bu.
-"Yeni kuşak İslami gençler ile geleneksel çizgiden gelenler arasındaki farklar nelerdir? Bu fark sizce hangi noktaya varacak?"
Geleneksel çizgiden gelen kuşak için hayatı belirleyen takvadır. Yeni kuşak için fetvalar yeterli. Ve giderek ahlaki anlayışta belirleyici ögeler islam ahlakından ziyade liberal ahlaka vurgu yapan bir "özgürlüğe" dönüşüyor. Fetva arayışı da hayatı Hakk''a uydurmak üzere değil, Hakk''ı hayata uydurmak çabasına dayanıyor. İslami kesimin hayat çizgisi sürekli olarak yasaklarla sekteye uğruyor. Yasaklar hayatı mevsim normallerinin dışına çıkartan bir iklim gibi. O iklimde hiçbir şey kendisi olarak var olmaya devam edemiyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.