
Çağdaş Arap Aklı''nın Dört Yeni Simâsı: Muhammed Arkoun, Hasan Hanefi, Muhammed Abid el-Câbirî ve Nasr Hâmid Ebu Zeyd."
İki sene önce bu başlığı taşıyan bir çalışma yapmış; böylelikle, amatörce heveslerin itkisiyle başlamış olduğunu müşahede ettiğim bir çeviri hareketinin, henüz ucağı-bucağı görünürken bir bibliyografik haritasını çıkarmak ve 60 sonrasında Arapça, 70 sonrasında Urduca, 1980 sonrasında ise Farsça ağırlıklı çevirilerin zamanında tesbit ve tasnif edilememiş olmasından kaynaklanan keşmekeşin içine -hiç değilse- 90 sonrasının eklemlenmesine mâni olmayı amaçlamıştım. Nitekim 60''lı yıllardan itibaren eserlerinin tamamına yakını -hem de kimileri birkaç kez- Türkçe''ye çevrilen, haklarında lehte ve aleyhte makaleler, kitaplar yazılan Abduh, Reşid Rıza, Ali Abdurrâzık, Ferid Vecdî, Abdülaziz Çaviş, Ahmed Emin, Hasan el-Bennâ, Mustafa Akkad, Seyyid Kutub, Mustafa es-Sibaî, Said el-Havva, Ramazan el-Bûtî, Şiblî Numanî, Seyyid Emir Ali, Mevdudî, Hamidullah, Nedvî, Malik b. Nebî, Ali Şeriatî, Tabatabâî, Beheştî, Mutahharî, Gannuşi, İbn Aşur gibi yazarlar üzerine -Türkiye''deki etkileri itibariyle- bir araştırma yapacakların, sırf önlerinde bir bibliyografik harita olmaması sebebiyle ne denli güçlüklerle karşılaşacaklarını tahmin etmek hiç de zor olmasa gerektir.
Abduh''dan, Ferid Vecdî''den, Ali Abdurrazık''dan, Kasım Emin''den yapılan çevirileri dikkate almaksızın II. Meşrûtiyet dönemi İslâmcılığının yönelimlerini, çelişkilerini, güç ve zaaflarını açıklayamazsınız. Hasan el-Bennâ''dan, Seyyid Kutub''dan, Mevdûdî''den, Ali Şeriâti''den yapılan tercümeleri dikkat almadığınız takdirde ise 60, bilhassa 80 sonrası İslamcılığın söylemini çözümleyemez, sağlıklı olarak yorumlayamazsınız. Sözgelimi Mehmed Akif merhûm, 1919''da açıkça "Mısır Müftüsü Şeyh Muhammed Abduh ile Mısır efâdıl-ı şübbânından Muhammed Ferid Vecdî''den gayet büyük istifadem oldu" diyordu. Bediüzzaman Said-i Nursî''nin seslendirdiği söylemi etkileyen unsurlar arasında -ki bunu kendileri de ifade etmektedir- Afganî ile Abduh''un fikirlerinin bulunduğunu biliyoruz. Kezâ Fethullah Gülen Hocaefendi''nin eserlerinde Ali Şeriati''nin tesiri çok açıktır. Bütün bu etkilenmeleri bir yere kadar tabii de karşılamak gerekir.
85-90 sonrasına gelince, bu sefer isimler değişir: Fazlurrahman (Pakistan-Amerika), Seyyid Hüseyin Nasr (İran-Amerika), Ziyauddin Serdar (Pakistan-İngiltere), Muhammed Arkoun (Cezayir-Fransa), Gannuşî (Tunus-İngiltere), Nasr Hâmid Ebu Zeyd (Mısır-Hollanda), Nakib el-Attas (Malezya), Abdulkerim Süruş (İran-İngiltere), Hasan Hanefi (Mısır-Fransa) ve Muhammed Abid el-Câbirî (Fas-Fransa)...
Türkiye''de derinlikli birşeyler söylüyormuş izlenimi veren İslâmcıları şöyle bir gözünüzün önüne getirin, sonra referanslarındaki -o da saklamıyorlarsa- ağırlıklı isimleri saptayın... Göreceksiniz ki ''fikir'' diye öne sürülenlerin önemli bir kısmı, yukarıdaki isimlerden kopyadır. Binaenaleyh işbu "Evrensel İslâm"ın içerisinde yerli unsurlar ya yoktur, ya yok gibidir, ya da yerilmek için vardır. Fakat her halûkarda Türkiye''de yerli bir İslâmî düşünüşün inşâsı, gözümüzü dünyaya kapamakla, İslâm hakkında yazılıp çizilenlerden haberdar olmamakla gerçekleşmez. Bilmeli, öğrenmeli ve fakat en nihayet bayilik yapmak yerine bunlarla hesaplaşabilecek bir seviyeye gelebilmeliyiz. Bu da elbette İslâm dünyasının birikimini tanımakla ve Türkçe''ye aktarmakla mümkün olabilir.
Yukarıda adı geçen zevat içinde benim şahsen ciddiye aldığım fikir adamlarının başında Muhammed Abid el-Câbirî gelir. 1936''da Mağrib''de (Fas''ta) doğmuş, 1964 yılında lisansını, 1967''de felsefe''de yüksek lisansını bitirmiş, 1970''de Rabat Üniversitesi Edebiyat Fakültesi''nde doktorasını tamamlamıştır. Hâlen aynı Fakülte''de görevini sürdürmekte olan Câbirî''nin yabancı dili ise Fransızca''dır. "Hıvâr''ul-Maşrık ve''l-Mağrib" (Kahire, 1990) adlı eserinin bir bölümü, daha önce Türkçe''ye çevrilmişti. Bu kısa makalenin dışında, iki ayrı yayınevi tarafından, Arap Aklı''nın Eleştirisi adıyla yazdığı üç ciltlik dizinin "Tekvîn''ul-Akl''il-Arabi" (1984); "el-Akl''us-Siyasiyyu''l-Arabî" (1990) adlı birinci ve üçüncü ciltleri Türkçe''ye çevrilip 1997''de yayımlanmıştı: Arap Aklının Oluşumu, (Çev. İbrahim Akbaba), İz Yayıncılık, İstanbul, 1997; İslâm''da Siyasî Akıl, (Çev. Vecdi Akyüz), Kitabevi, İstanbul, 1997.
Şimdi bu dizinin en önemli ve en hacimli kısmı olan "Bünyetu''l-Akl''il-Arabî" (1986) adlı ikinci cilt Türkçe''ye çevrilmiş bulunuyor: Arap-İslâm Kültürünün Akıl Yapısı, (Çev. Burhan Köroğlu, Hasan Hacak, Ekrem Demirli), Kitabevi, 1999.
Hem mütercim dostlarımı, hem de yayınevi sahibini tebrik ediyor, hepsinin sa''yi meşkûr olsun diyorum. Size gelince ey sevgili okurlar, ciddiyet-i ilmiye''nin ne demek olduğunu merak ediyorsanız, bu kitabı muhakkak okumalısınız.
Not: Nasip olursa, Cuma günü de kitabın muhtevasını tanıtmaya çalışacağım.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.