Fidye nedir? Fidye verme gücü olmayan kişiler ne yapmalıdırlar? Diyanet açıklaması

19:5120/02/2026, Cuma
G: 20/02/2026, Cuma
Yeni Şafak
Fidye nedir? Fidye verme gücü olmayan kişiler ne yapmalıdırlar? Diyanet açıklaması
Fidye nedir? Fidye verme gücü olmayan kişiler ne yapmalıdırlar? Diyanet açıklaması

Ramazan ayının gelmesiyle birlikte fidye ile ilgili bazı detaylar da merak edilmeye başlandı. Özellikle araştırılan konulardan biri de fidye nedir sorusu ile fidye verme gücü olmayan kişilerin nasıl bir yol izleyeceği konusu oldu. Bu konuyla ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı'nın açıklaması haberimizde yer alıyor.

Ramazan ayının başlamasıyla birlikte Türkiye’de en çok araştırılan başlıklardan biri de fidye ve oruç hükümleri oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı, özellikle fidye verme imkânı bulunmayanların durumuna ilişkin merak edilen sorulara açıklık getirdi. Kur’an-ı Kerim’de yer alan hükümler doğrultusunda yapılan bilgilendirmede, kalıcı mazereti olanlar ile maddi imkânı bulunmayanlar arasındaki ayrım net biçimde ortaya konuldu.

Fidye nedir, hangi durumlarda gerekir?

Fidye, bir kimseyi bulunduğu sıkıntılı durumdan kurtarmak için ödenen bedel demektir. Dinî bir terim olarak fidye, oruç ibadetinin eda veya kaza imkânının kalmaması sebebiyle veya hac ibadetinin edası sırasında işlenen birtakım kusurların giderilmesi için ödenen maddî bedeli ifade eder.

Kur’ân-ı Kerîm’de, “Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir yoksul doyumu fidye öder.” (el-Bakara,2/184) buyrulmaktadır. Buna göre ihtiyarlık ve şifa ümidi olmayan bir hastalık sebebiyle oruç tutamayan kimse, daha sonra bu oruçları kaza etme imkânı bulamazsa, her gününe karşılık bir fidye öder. (Serahsî, el-Mebsût, 3/89; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/151)

Öte yandan Şâfiîlere göre, Ramazan ayının kaza borcu herhangi bir mazeret olmaksızın yerine getirilmeden, öteki Ramazan gelecek olursa, kaza borcuna ilaveten bir de fidye ödeme yükümlülüğü ortaya çıkar. (Nevevî, el-Mecmû’, 6/364; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/175)

Şâfiî mezhebinde fidye ödeme yükümlüğünün ortaya çıktığı bir diğer mesele de gebe ve emzikli kadınlarla ilgilidir. Emzirme ve hamilelik sebebiyle çocuğunun sağlığı hakkında endişe duyan annelerin, oruç tutamadıkları günleri hem kaza etmeleri hem de fidye vermeleri gerekir. Fakat çocuk hakkında değil de kendileri hakkında endişe ederlerse o zaman sadece kaza gerekir. (Nevevî, el-Mecmû’, 6/267)

Hac ve umre ile ilgili görevler yerine getirilirken meydana gelen bazı eksiklikler için uygulanması gereken maddî yaptırım da fidye kapsamına girer. (el-Bakara, 2/196)

Bir fidye, bir kişiyi bir gün doyuracak yiyecek miktarı veya bunun ücretidir. Bu da “sadaka-i fıtır” ile aynı miktarı ifade eder. Bu, fidyenin asgari ölçüsüdür. İmkânı olanların daha fazla vermesi daha iyidir. (el-Bakara, 2/184; Merğînânî, el-Hidâye, 1/124)

Fidye verme gücü olmayan kişiler ne yapmalıdırlar?

Senenin hiçbir mevsiminde oruç tutamayacak kadar yaşlı olan (pîr-i fâni) kimselerin, Ramazan’ın her bir günü için bir fakire fidye (yani bir fitre) vermeleri gerekir. İyileşme umudu olmayan hasta da bu hükme tâbidir. (el-Bakara, 2/184) Fidye verecek gücü olmayanlar ise fidyeden sorumlu olmazlar. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/151) Ancak kasten tutmadıkları oruçların uhrevî sorumluluğunu taşırlar. Bu durumda olanların yapabileceği Cenâb-ı Hak’tan bağışlanma dilemektir.





#fidye
#ramazan
#oruç
#diyanet i̇şleri başkanlığı
#diyanet
#fidye verme
#oruç tutma
#dini hükümler
#i̇slam
#sadaka-i fıtır
#fitre
#mazeretli oruç