|
Yazarlar

Borsa helal bir kazanç kapısı mıdır?

04:00 . 21/03/2021 Pazar

Faruk Beşer

1952’de Trabzon'da doğdu. İmam Hatip okulundan sonra Erzurum İslamî İlimler Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı fakültede İslam Hukuku dalında "İslam’da Sosyal Güvenlik" adlı teziyle doktor unvanı aldı. Bu arada Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olarak 8 yıl muhtelif görevlerde bulundu. Malezya Milletlerarası İslam Üniversitesine öğretim üyesi olarak gitti ve orada 1993-1994 ders yılında iki dönem hocalık yaptı. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdürdü. 1995’te doçent, 2000 yılında profesör Oldu. Aynı yıl Amerika’ya gitti ve University of Pittsburgh’da misafir profesör olarak araştırmalarda bulundu. 2005-2006 ders yılında Dubai’de Faculty of Islamic and Arabic Studies’te hocalık yaptı. 600’den fazla TV programı var. Halen Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. 22 kitabı yayımlanan yazar 2012 yılından bu yana Yeni Şafak’ta yazıyor.

Kitaplarından bazıları:

İslam’da Sosyal Güvenlik

Sosyal Riskler Sigorta ve İslam

Sosyal İslam

İslam’da Kadının Çalışması, Sosyal Güvenliği ve İslam

Zenginlik ve Fakirlik Kavramları

Bilgi Fıkıh ve İçtihat

Din, Demokrasi ve Hayat

Hanımlara Özel İlmihal

Hanımlara Özel Fetvalar

Güncel Meseleler Dinî Çözümler

Fetvalarla Çağdaş Hayat

Düşünerek İnanmak

Faruk Beşer

Borsa gibi çok yönlü ve karmaşık meseleleri anlayabilmek için önce bazı ön bilgilere sahip olmalıyız:

Caizi caiz olmayanı ya da helali haramı belirlemek sadece Allah’ın hakkıdır.
O bunu ya bizzat kendisi açıkça söyler ya da elçisine söyletir. Böyle açıkça bildirilmeyen hususlar müçtehitlerin içtihadına bırakılmış demektir. Onlar meseleyi her yönüyle öğrenip Allah’ın nizamına aykırı olmayacak ve müminlerin maslahatına uygun olacak şekilde, caizi caiz olmayanı kendi zamanlarına ve şartlarına göre açıklarlar. Yanlış yapmış olurlarsa sonrakiler düzeltir.
Eşyada ve fiillerde aslolan helalliktir.
Yani haram olduğu yukarıdaki üç yolla (Kitap, Sünnet ve onlara dayalı olarak ehlinden ve yerinde sadır olan içtihatla) bildirilmemiş şeyler, aksine bir delil de yoksa helal sayılır.
Kesin delil bulunmayan hususlarda zann-ı galiple hareket edilir.
Yani bir şeyin hükmü hakkında, bir delile dayalı olarak yüzde ellinin üzerinde bir kanaate sahip olan kişi bu kanaatine göre davranır.
Bir konuda delile dayalı şüpheler varsa, zaruret olmadıkça şüphelenilenlerden kaçınmak da takvanın gereğidir.
Delilden kaynaklanmayan şüphelere ise itibar edilmez.
Modern (yeni ortaya çıkan, nazile, muhdes) bir şey ya da uygulama hakkında dini bir hüküm verebilmek için onun mahiyetini ve işleyişini yeterince bilmek gerekir.
Tasavvuru yapılamayan, mahiyeti tam kavranılamayan bir konuda fıkhi hüküm bildirilemez.
Çünkü fıkhi hüküm Allah adına karar verme demektir. Aksi takdirde bazı hocalarımızın yaptığı gibi, borsadan senedini alacağınız firma haram şeyler üretmiyorsa onun senedini alıp satmanız caizdir gibi sathi ve naif bir cevap vermiş olabilirsiniz.
Müslüman alimler bilimden, ekonomiden, siyasetten koptukları için günümüzde fıkhı bu alanlara göre güncellemeleri, bu konularda isabetli görüş beyan etmeleri çok zordur.
Ancak mesele ilgili heyetler tarafından tartışılırsa doğru ya da doğruya yakın bir sonuca varılabilir. Borsa böyle konuların başında gelir.
İslam’a göre ticari sözleşmeleri/akitleri haram kılan temel unsurlar şunlardır: Haram bir konu üzerinde ticaret yapmak, faiz, garar (yüksek aldanma riski), kumar ve aşırı bilinmezlik (cehalet-i fahişe).

Bu girişle borsa hakkında bizim şimdilik söyleyeceğimiz şunlar olabilir:

Tabiatı itibariyle borsa faize alternatif bir kurumdur ve bu yönüyle önemlidir.
Islah edilmesi halinde İslam’a aykırı olmaz hatta teşvik edilir. Ancak borsada bugün hakim olan kurallar daha çok kapitalist ekonominin kanunlarıdır.
Borsa anonim ortaklıklar üzerine kuruludur ve bu tür ortaklıklarda şirket yönetimini elinde bulunduranlar tam inisiyatif sahibidirler, ana sermaye ile istedikleri gibi oynayabilirler
. Sermaye artırımına giderek rüçhan hakları sebebiyle, ya da tahsisi sermaye ile yatırımcının elindeki senetlerin değerini küçültebilirler. Bu durumda yatırımcının hissesini aldığı şirketle ilişkisi azalır ve sadece borsadaki dalgalanmalara göre kazanır ya da kaybeder. Bilançolarına bakma dışında şirkete hesap sorma hakkı yoktur.

Borsada işlem gören senetlerin değeri çoğu zaman şirketin gerçek değerine göre değil harici spekülasyonlara göre düşer ya da çıkar. Bu özelliği ile borsada yatırım kumarı andırır ve garar içerir. Hangi senedin nasıl bir seyir takip edeceği ve şirketin gerçek varlığı konusunda yatırımcılar adına aşırı bir bilinmezlik de söz konusudur ve kâr zarar riski ticari kurallarla değil çoğu zaman dış müdahalelerle oluşur.

Yatırımcının hissesini aldığı şirketlerin faizle olan ilişkilerini takip edebilmesi zordur.

Bununla birlikte bu olumsuzlukları giderebilmek için yönetimler tedbirler almaktadırlar.
Faizsiz finans kurumları ya da bazı durumlarda isteğe göre borsanın bizzat kendisi yatırımcılar için helal endeksler oluşturabilir ve söz konusu olumsuzlukları kısmen azaltabilirler. İşi bilen aracı kurumlar da istemesi halinde yatırımcıyı bir ölçüde bilgilendirebilir. Bunlar da olumlu çabalardır.
Bunların hepsini alt alta topladığımızda çıkan sonuç bize göre şudur:
Borsa bugünkü haliyle kısmen zorlama bir helal fetvası alabilir ama bu helal asla temiz/tayyib bir helal olamaz. Sözünü ettiğimiz faiz, garar, cehalet-i fahişe ve kumar borsanın bütününde ağırlıklı bir şekilde vardır. Bunların kısmen azaltılması, sadece olumsuzluğu bir nebze azaltmaktan ibarettir.
O halde parası olanlar bizce şimdilik başka yatırım araçları bulmalıdırlar.

Bu söylediklerimiz elbette bu konuda son söz değildir, meselenin bizim penceremizden şimdilik görünen halidir. Müslüman ekonomistlerin Allah için öncelikle yapacakları ilim bu konudaki çalışmalar olacaktır.

#Borsa
#Helal kazanç
#Caiz
#Ekonomi
2 yıl önce
default-profile-img
Borsa helal bir kazanç kapısı mıdır?
Bir kış gecesinin sakinliğiyle gelen…
Acının siyaseti olmaz
Deprem neden bulvarları vuruyor?
Sükûnet ve vakarla
Millet İttifakı’nda iç savaş masanın dışına taştı