"Aynen canım aynen!"

00:0011/06/2014, среда
G: 12/09/2019, четверг
Fatma Barbarosoğlu

DİB geçtiğimiz 7 Haziran Cumartesi günü dünyevileşme üzerine bir atölye çalışması gerçekleştirdi. Uzun bir seyahatin arifesinde olduğum için Ankara seyahatini göze alamadım. Fakat kendilerine konu ile ilgili olarak yazacağımı vaat ettim.Dünyevileşme meselesine duygular üzerinden bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda zihnimi açan kitap, S.Mestrovic "Duygu ötesi Toplum" adlı çalışması. Günümüz insanının ahlaki duyarsızlık noktalarına temas eden; dünyaya ait bilgileri arttıkça duygularının zayıfladığına

DİB geçtiğimiz 7 Haziran Cumartesi günü dünyevileşme üzerine bir atölye çalışması gerçekleştirdi. Uzun bir seyahatin arifesinde olduğum için Ankara seyahatini göze alamadım. Fakat kendilerine konu ile ilgili olarak yazacağımı vaat ettim.

Dünyevileşme meselesine duygular üzerinden bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda zihnimi açan kitap, S.Mestrovic "Duygu ötesi Toplum" adlı çalışması. Günümüz insanının ahlaki duyarsızlık noktalarına temas eden; dünyaya ait bilgileri arttıkça duygularının zayıfladığına dikkat çeken Mestrovic, George Ritzer"den mülhem duyguların McDonaldlaştırılmasından bahsediyor. Standart duygular, standart tepkiler.

Esasında bu standartlaşmanın etkisini en çarpıcı şekilde günlük dilde bulmamız mümkün. Hatırlayınız bir ara her türlü duygumuzu; şaşkınlık, öfke, hayret, şikayet, iki kelime ile ifade etme "başarısını" gösterdik: "Hayret bi şey!"

"Hayret bi şey"in hayatımıza girmesinden bu yana her yıl bir tv dizisi ya da İngilizce düşünüp zoraki Türkçe ifade etmeye çalışanların sürüme soktuğu klişe cümleler ile dilimiz giderek fakirleşti. Bu sene en yaygın anonim ifademiz "aynen".

Muhatabınızı anlamak, ne kadar anladığınızı kelimeler üzerinden paylaşmak durumunda değilsiniz. Muhatabınız konuşur siz "aynen" dersiniz. Aynı kelimeyi gün boyu "aynen" tekrar edenler, ses tonu ile bir fark yaratıyor elbette! Yani, aynen var bir de AYNEN var. Katılma aynen"i, isyan etme aynen"i ya da küfür niyetine ortaya atılmış başka bir "aynen".

Duyguların bu kadar köreldiği bir dünyada şiddetin bu denli artıyor olmasına şaşırmamamız gerekiyor.

Şaşırmıyoruz zaten.

Şaşırmak, hayret etmek, eylemin başlangıcı çünkü. Efendimiz"in duasını hatırlayalım: "Rabbim hayretimi arttır."

İnsanlığımızın kimyası hayretimizde gizli. Kim neye, nasıl hayret ediyor? Bize bizi gösterecek endam aynası "hayret"imizde gizli.

"Aynen" dediğimiz her an hayretimizi köreltiyor, kelimelerimizi öldürüyoruz. İfade gücünün azalması/engellenmesi ile şiddetin artması arasında doğru orantı olduğunu aklımızdan çıkarmayalım. Çocuklarımıza duygularını ifade edecek zengin bir kelime hazinesi kazandırmak zorundayız. Bunu kazandırmanın tek yolu var önce o zenginliğe bizim kavuşmamız.

Konuşurken kullanmakta olduğunuz sözcüklere kulak verin bakalım. Dilinizde olanlar ile kalbinizde olduğunu zannettikleriniz arasında bir bağlantı noktası bulabilecek misiniz?