Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Eleştiri İyi niyet ve samimiyet

Eleştiri: İyi niyet ve samimiyet

Fatma Barbarosoğlu
Fatma Barbarosoğlu Gazete Yazarı

Bu hafta, vefatının 40. yıldönümü vesilesiyle merhum Nurettin Topçu'yu anıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 18-20 Aralık tarihleri arasında Nurettin Topçu'yu yad etme programı düzenliyor.
Eleştiri ve iyi niyet bahsini merhum Nurettin Topçu'nun düşünce izinden okumak istiyorum.
Orhan Okay Hoca'nın “Anadolu'dan Hatıralarla Nurettin Topçu'nun Mektupları” başlığını taşıyan kitabı, yakın döneme ait pek çok ayrıntıyı barındırıyor. Bu yazı için seçtiğim bahis, hakikat ve dostun hatırı karşı karşıya geldiğinde izlenmiş olan yola dair...
Ali Fuat Başgil ile Nurettin Topçu iyi görüşen iki dost. Fakat Nurettin Topçu, Ali Fuat Başgil'in “Din ve Laiklik” adlı kitabında ilmi bakımdan bir takım hatalar görür. Bunları eleştiren bir yazı kaleme alır. Lakin kendi ismi ile yayınlarsa dostunu inciteceğini düşünerek yazıyı yeni harflere çevirmesi için Orhan Okay'a vererek şöyle der:“ Şimdi bunun benim adımla çıkması Ali Fuat Bey'e karşı ayıp olur. Sen kendi imzanla neşretmek ister misin?”
Orhan Okay “el emrü fevka'l edep” deyip, yazıyı Peyami Safa'nın çıkardığı “Türk Düşüncesi” dergisine gönderir. Yazı Ağustos 1955'te yayınlanır. Ancak Orhan Okay imzası ile değil bir mürettip hatası olarak Orhan Oktay imzası ile. Mürettip hatası hakikate bir katkı gibidir adeta.
Bu hikayede/tavırda Nurettin Topçu'nun ahlaki ve ilmi duyarlılığının bütün cephelerini görmek mümkün.
Tanık olduğumuz, tespit ettiğimiz hiçbir hatayı parantez içine alma hakkına sahip değiliz. Parantez içine alma hakkına sahip olmadığımız gibi, aynı zamanda muhatabının hatasını görmesini sağlamaktan da mesulüz. Merhum Nurettin Topçu, dostunu eleştirmekten geri durmuyor. Ama dostunu kendi imzası ile eleştirirse incineceğini de dikkate alarak gerekli tedbiri alıyor. Bu tedbirde esasında Nurettin Topçu'nun birey ve cemiyet ayırımında, bireyi incitmeden cemiyetin haklarını gözeten tavrına şahit oluyoruz.

Odaklanmamız gereken husus, “iyi niyet”.
İyi niyet ile samimiyet sıklıkla birbirine karıştırılabiliyor. Bu konuda zihnimi berraklaştıran bir ayrımı sizlerle paylaşmak isterim:
“Samimi olmak başkasına yalan söylememektir, iyi niyetli olmak, ne başkasına ne de kendine yalan söylemektir.”(Andre Comte-Sponville,Büyük Erdemler Risalesi s.264)
Oysa bizim bugün eleştiri konusundaki en büyük açmazımız kimlikçi yaklaşımlar. Aynı siyasi görüşü savunduğumuz kişilerin hatalarını görmezden gelerek, üstünü örterek hakikatin görülmesini/görünmesini engellemeye çalışıyoruz.
Neden?
Cevap şu soruda gizli: Samimiyet sınavını geçebilecek kaç kişi var aramızda?

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.