
Sosyal medya platformu Twitter 22 Mart 2016'da 10 yaşına girdi. Her paylaşımın 140 karakteri geçmediği, mikro-blog platformu Twitter, 10 yıl gibi kısa bir sürede, siyasetçilerden gazetecilere, ünlülerden sıradan insanlara, marjinal kimliklerden din adamlarına kadar “herkes”in bulunduğu sanal bir ortam haline geldi.
TT olmak, takipçi sayısını arttırmak, fenomen haline gelmek için, bazılarının azami gayret sarfederek kurduğu 140 karakterli cümleler, aynı zamanda dünyadaki pek çok haberin ilk mecrası durumunda.
Hayatımıza karışan her yenilik pek çok görgüsüzlüğü de beraberinde getiriyor. Cep telefonu ile bağıra bağıra konuşmak, toplu taşıma araçlarında komik vidyolar seyrederken katıla katıla gülerek çevresindekileri endişeye sevk etmek. Bu durumlara bir noktaya kadar tahammül ediliyor, lakin kamusal kimliklerin sosyal medyada bayağı bir dil ile tivit atmalarını nasıl değerlendireceğimiz konusunda hukuki yaptırımlar epey geriden geliyor.
Hukuki yaptırımların geriden gelme sebebi nezaket ve itina konusunda kafamızın bir hayli karışık olmasından mı kaynaklanıyor.
İşin içine sosyal medya kullanımı girince nezaketin rahatlıkla parantez içine alındığı durumlarla karşılaşıyorum. Mesela?
Dini konularda son derece titiz olan bir derneğin toplantısındayım. Fotoğrafınızı çekebilir miyiz diye sorma nezaketi göstermeden toplantı boyunca fotoğrafım çekiliyor.(Onlara göre fotoğrafın cepheden değil de arkadan çekilmesi mahremiyetin korunması açısından yeterli bir sınır.) Oysa ben o ortamı mütevazı ve biz bize oluşundan dolayı tercih etmiştim. Niçin fotoğrafımı çekiyorsunuz diye sorunca, 'O zaman köşenizde de yayınlamayın fotoğrafınızı' diyen sitemkar bir cevap aldım.
“Zaruret miktarı” kavramı üzerinden ifade ettiğimiz sınırlarımız, düne ait, dünde kalmış sınırlar değil. Her çağda tekrar tekrar güncellememiz gerekiyor. Gazete köşesinde yayınlanan fotoğraf “zaruret miktarı” kapsamında değerlendirilecek bir husus.
“Ev toplantısı” tarzında düzenlenen o samimi ortamı kurumsal bir dile çevirerek fotoğraflar, tweetler üzerinden “haberleştirmek” anlamlı değil. Sohbetin ruhunun, sohbetin bereketinin, “sosyal medya” tanıtımı uğruna imha edilmiş olduğunu idrak etmemiz gerekiyor.
Bir kaç hafta önce bir vakıf üniversitesinde öğrenci kulübünün davetlisi olarak konuşurken bir gencin cep telefonuna hızlı hızlı bir şeyler yazdığını gördüm. Belli ki sosyal medya için tweet cümleleri hazırlıyordu. Samimi bir ortamı “sayın seyirciler” formatına çevirmenin anlamı var mı? Konuşmacının söylediklerini kıymetli buluyorsanız can kulağı ile dinleyin. Kıymetli bulmuyorsanız üç günlük dünyada vaktinizi boşa harcamayın ve o ortamı terk edin. Ama lütfen “başkaları” için göz kulak, naklen yayın aracı olmayın.
Nitekim o toplantıda gençleri uyardım ve kamera çekimi ve söylenenlerin sosyal medyaya taşınıp taşınmaması hakkında izin istemeniz gerekiyor dedim. İkazda bulunduğum gençler tahmin edilebileceği gibi ortamı terk etti. Çünkü onlar, içinde bulunulan faaliyet dolayımından, okullarının tanıtımını yapmayı görev edinmişlerdi. Bu durum ortadan kalkınca konuşmacının söyleyeceği hiçbir şeyin kıymeti kalmamıştı.
Program bitti gençler arkadaşları adına özür diledi. İçlerinden bir tanesi benim için çok kıymetli olan şu tespiti yaptı: “Cep telefonu ile ne yapacağımız konusunda, annemizden- babamızdan gördüğümüz bir görgü yok. Büyüklerimizin izahı bizim için çok değerli. Siz söyleyinceye kadar teknoloji ve mahremiyet meselesini hiç düşünmemiştim.”
Sosyal medya üzerinden, itina ile hep beraber bir görgü inşa edeceğiz.
Nitekim bu yazıyı yazmama sebep olan iki olay yaşandı geçtiğimiz hafta.
Habertürk; yazarlarından S.K.'yu, Hilal Kaplan' a hakaret eden tweetinden dolayı işten çıkardı.
İkinci olay Eyüp AK Parti teşkilatından geldi. Eyüp teşkilatına kayıtlı bir kadın üye İstiklal Caddesi'nde meydana gelen patlamada ölen kişilerin Yahudi olduğunu öğrenince adeta sevindiğini dile getiren bir tweet atmıştı. AK Parti Eyüp Teşkilatı söz konusu kişinin ihraç edileceğini bildiren bir açıklama yaptı.
Bu iki olayı olabildiğince takdir eden paylaşımlarda bulunalım ki, sosyal medya görgüsü konusunda itinalı bir dilin oluşmasına katkımız olsun.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.