Atatürk, bu sözü söyledi mi?

00:0011/11/2006, Cumartesi
G: 28/08/2019, Çarşamba
Fikri Akyüz

Nasıl ki birileri Peygamberimize ait olmayan, daha doğrusu ait olması mümkün olmayan bazı sözleri “hadis” diye belletmeye çalışır; bazı kesimler de Atatürk''e ait olmayan sözleri “atasözü” daha doğrusu “Ata''nın sözü” diye sunmaya bayılır.Aslında bir yazı yazarken Peygamberimiz ile Atatürk''e aynı yazıda yer vermekten rahatsız olurum; çünkü “din ile devlet işlerini” birbirine karıştırmaktan hep sakınırım!.Ama Türkiye''de yaşayan insanların büyük çoğunluğu öylesine “lokal” bir bakış açısına sahiptir

Nasıl ki birileri Peygamberimize ait olmayan, daha doğrusu ait olması mümkün olmayan bazı sözleri “hadis” diye belletmeye çalışır; bazı kesimler de Atatürk''e ait olmayan sözleri “atasözü” daha doğrusu “Ata''nın sözü” diye sunmaya bayılır.

Aslında bir yazı yazarken Peygamberimiz ile Atatürk''e aynı yazıda yer vermekten rahatsız olurum; çünkü “din ile devlet işlerini” birbirine karıştırmaktan hep sakınırım!.

Ama Türkiye''de yaşayan insanların büyük çoğunluğu öylesine “lokal” bir bakış açısına sahiptir ki, bu kesim Peygamberimizin sünnetini tatbik etmeyi “yobazlık”; Atatürk''ün uygulamaya soktuğu laiklik ilkesini ise “zındıklık” olarak algılayabiliyor.

Teorik olarak son derece makul bir sistem olan laiklik ilkesinin 83 yıldır Türkiye''de hep sıkıntı doğurmasının nedeni de bu algılayış farkının bir türlü yerli yerine oturmayışından kaynaklanıyor.

“Yerli” olmayı, “yerli-yersiz” konuşanların sığındığı son liman olarak görenlerin anlayamadığı da zaten budur.

Bir ülkenin cumhurbaşkanı, “Laiklik ''adam olmak'' demektir..” diyebiliyorsa, o ülkede Cumhuriyet''in 166. yılı kutlandığında da aynı problemlerin var olacağını görmemek için adam olmak sanıyorum yeterlidir..

Yani Cumhurbaşkanı Sezer''e göre, örneğin Fatih Sultan Mehmet laiklik ilkesini “ferman” eylemediği için “adam” değil!

Şimdi yazının başına dönelim: Evet, Atatürk''e ait olduğu iddia edilen bazı sözler var ki, bunlar hakikaten “atamın” canını sıkıyor.

Örneğin; “Komünistlerin her görüldüğü yerde başı ezilmelidir..” sözünün Atatürk''e ait olduğu iddia edilir.

Yani, alenen suça teşvik eden bir sözü Atatürk''ün söylediğine ihtimal verebilmek imkan dâhilinde olabilir mi?

Aslında beni bu yazıyı yazmaya sevk eden husus dün gazetelerde “10 Kasım Anma günü” dolayısıyla çıkan bir banka reklamında, Atatürk''e olumlu anlamda izafe edilen bir cümle oldu.

Atatürk güya şöyle demiş: “Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin; hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için hakikî mefkûre (gerçek ülkü) ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. İşte sen bunda mukavemetli (dirençli) olacaksın. Önünde namütenahi (sonsuz) manialar (engeller) yığılacaktır….Ancak bu maniaları aştıktan sonra sana ''büyüksün'' derlerse, bunu diyenlere güleceksin”.

Benim dikkatimi çeken, ilk cümledeki “..iltifat etmeyeceksin” sözü oldu.

Şimdi şöyle geriye yaslanıp bir düşünelim: Atatürk bu sözü “yağcılık yapmayacaksın..” anlamında mı kullanmıştır yoksa “övgüde bulunmayacaksın..” anlamında mı?

(Hatta yukarıdaki sözün içinde geçen “mukavemetli” (dirençli) sözcüğü yerine bazı kaynaklar “mütehammil”(tahammüllü-dayanıklı) sözcüğünü de kullanıyor. Oysa bir şeye direnmek ile bir şey karşısında tahammül göstermek farklı şeylerdir.)

“Köylü milletin efendisidir” diyen Atatürk, bu sözü söylerken köylüye iltifat etmiş olmuyor muydu? İltifat etmek küçüklük nişanesi midir?

Bu cümleden yola çıkarsak akla şu ihtimaller geliyor: Ya Atatürk köylüye yağcılık etti, ya köylü hakareti hak etti, ya Atatürk iltifat sözcüğünün yağcılık anlamına geldiğini zannediyordu ya da kendisine iltifat eden yağcıların köylü olduğunu düşünüyordu(!)

Bir kelimeyi “yamultarak” Atatürk''ü yücelttiklerini sananların merhum Bülent Ecevit''ten mülhem “inançlara saygılı laiklik” sözüne “kallavi söz” muamelesi yapması da kaçınılmazdır.

Laiklik, zaten özü itibariyle daha doğrusu olması gerektiği şekliyle, “inançlara saygı”yı önceleyen hatta sadece bu demek olan bir sistem örgüsü değil midir?

O zaman “imana dayalı Müslümanlık”; “Allah''ı dıştalayan ateizm”; “serbest ekonomiye saygılı liberalizm”; “milletini seven milliyetçi” gibi kavramları kullanmayanlara “haddini hududunu” bildirmekten çekinmeyelim!

Muhakkak ki, “kafası çalışmayan deliler” bundan muaftır!