|
Güzel ama yalnız

Üzerinden biraz zaman geçmesini göze alarak konuyu geciktirdim. Gürültünün dinmesini, sözün duyulabilir olacağı zamanın gelmesini bekledim. Nuri Bilge Ceylan''ın Cannes Film Festivali''nde Faye Dunaway''in elinden "En İyi Yönetmen" ödülünü alması Türk sineması için son derece önemlidir. Ödülü aldıktan sonra sahnede söylediklerini de çok şık buldum ve duygulanarak izledim. Ülkesinde güzel filmler yapmış, ama hep yalnız bırakılmış bir sanatçının bundan etkilenmesini, içinde öfke biriktirmesini zaten beklemezdim. Ancak yine de sahnede söylenebilecek milyonlarca kelime içinde belki de geceye en yakışacak iki kelimeyi bulup çıkarmasına fazladan övgüler sunmam gerekiyor. O iki kelime; "yalnız" ve "güzel"... Türkiye''yi tarif etmesi için bulup çıkardı onları Nuri Bilge dağarcığından... "Tutkuyla sevdiği" ülkesi için...

Çok içten, çok sahiciydi. Hemen karşılığını buldu bu ülkeyi tutkuyla seven diğer insanlarda. Herkesi duygulandırdı. Bu iki kelimenin ülkemize ne kadar yakıştığını, ne kadar uygun düştüğünü bir parça burkularak fark ettik. Güzeldi velhasıl...

Bir sanatçının söylediği ve ait olduğu toplumun insanlarının sessizce sahiplendiği bu duygular medya araya gyrmese muhtemel ki daha uzun süre etkisini sürdürecekti. Ama media araya girdi ve daima sessizce işini yapan bir sanatçının filmlerine göstermediği ilgiyi o tek cümlesine, özellikle de o cümlenin o iki kelimesine gösterdi.

Medyanın önde gidenleri (bu yazının icadı da bu tabir olsun), coşkuyla karşıladılar yönetmenin cümlelerini. Çoğu filmlerini bu kadar coşkuyla karşılamamıştı. Çoğunun bir kısmı muhtemelen hayatında hiç Nuri Bilge Ceylan filmi de izlememişti. Ama maydanoz olmadan edemedi hiçbiri.

Uzatmayıp işin mihenk noktasını yazayım: Türkiye''nin yalnız ve güzel bir ülke olduğunun ifade edilmesini coşkuyla karşılayan insanların tamamı bu iki kelimenin içini kafalarına göre doldurdular. Dolayısıyla bu iki kelime yalama oldu. Yönetmenin Türkiye''yi neden güzel ve yalnız bulduğunu anlayamadık. Çünkü bunu yönetmene soran olmadı. Kalemi, köşesi, ekranı olan herkes, Nuri Bilge''nin kendi kafasındaki bir şeyi ifade ettiğini vehmetti sadece. O da her zamanki gibi (muhtemel ki biraz da pişmanlıkla) sessizce işine baktı.

Ben bu süreçte Türkiye''nin yalnızlığı ve güzelliği hakkında kelam eden insanları şöyle bir gözden geçirme imkanı buldum. Tek bir konuda bile anlaşamayan bu insanların bu ''duygu''ya böyle balıklama atlamalarını anlayamadım. Öyle ya birinin ak dediğine diğerinin kara dediği bu kanaat erbabı, nasıl oluyordu da böyle bir konuda aynı şeyi aynı coşkuyla söyleyebiliyordu.

Bir kalem/köşe sahibi olarak kanaatimi söyleyeyim; bu konuda laf etmekten geri durmayan zevatın çok büyük bir kısmı Nuri Bilge Ceylan''ın bu iki kelimeye yüklediği anlamı hiç anlamadılar. Filmlerini olduğu gibi kelimelerini de ıskaladılar. Sadece Türkiye hakkında kötü olmadığını düşündükleri sözler söylediği için Nuri Bilge Ceylan''ı övgülere boğdular. Oysa bu iki kelimeden özellikle biri, yani "yalnız" kelimesi, üstünde çokça düşünmeyi gerektiriyordu. Zaten cümleye duyguyu ekleyen kelime de buydu.

Sezgilerim, yönetmenin "yalnız" derken yalnız bırakılan bir ülkeden sözetmediğini söylüyor. Peki neden sözediyor? Korkarım bu cevabı gazete okuyarak bulunabilecek şeylerden değil!

16 yıl önce
Güzel ama yalnız
Kurbanlık İsmail mi idi İshak mı (sa)?
Bir Başka Mesele: Truva atını içimize yerleştirdiler
Ahlâk kitapları ve “İslâm Ahlâkının Esasları”
Şimdi gözler Avrupa Birliği’nde…
Çocuğun adı Hanzala