İsveç"in köpekleri

00:003/03/2008, Pazartesi
G: 2/09/2019, Pazartesi
Gökhan Özcan

Size istatistik verebilecek durumda değilim ama İsveç''in depresyonun en yaygın olduğu ülkelerden biri olduğunu biliyorum. Milos Forman''ın Jack Nicholson''lı başyapıtı Guguk Kuşu''nun İsveç''teki bir sinemada yıllar boyunca (on yıllardan sözediyorum) gösterilen tek film olduğunu da biliyorum. Ne özelliği var bu filmin? Depresyondan şizofreniye kadar bir çok ruh arızasının tamir edildiği bir akıl hastanesinde yaşananlar anlatılıyor. Bu iki bilgi arasında bir bağlantı kurulabilir mi? Bence kurulabilir.

Size istatistik verebilecek durumda değilim ama İsveç''in depresyonun en yaygın olduğu ülkelerden biri olduğunu biliyorum. Milos Forman''ın Jack Nicholson''lı başyapıtı Guguk Kuşu''nun İsveç''teki bir sinemada yıllar boyunca (on yıllardan sözediyorum) gösterilen tek film olduğunu da biliyorum. Ne özelliği var bu filmin? Depresyondan şizofreniye kadar bir çok ruh arızasının tamir edildiği bir akıl hastanesinde yaşananlar anlatılıyor. Bu iki bilgi arasında bir bağlantı kurulabilir mi? Bence kurulabilir. Kurulamaz diyenler için bir bilgi daha vereceğim. Yine bir AA haberinden aldım şu spotu: "Depresyon vakalarının en çok görüldüğü kuzey ülkelerinden İsveç''te köpekler de depresyona giriyor. Tedavi için ilaç verilen köpek sayısında da büyük artış var." Bu haberden sonra İsveç ile depresyon arasında hâlâ bir bağ kuramıyor musunuz? O zaman hemen bir başka yazıya geçin, ben de bağlantıyı görebilenlerle yola devam edeyim...

Guguk Kuşu ile ilgili anekdotu öğrendiğim günlerde üzerinde epeyce düşündüğüm bir konu haline gelmişti bu konu... Öyle ya, İsveç dünyanın milli gelir açısından en zengin ülkelerinden biri... Herkesin bir işi, yüklüce de bir maaşı var. Olmayanların da sosyal güvencesi var, işsizlik sigortası var. Eğitim, sağlık gibi temel hizmetler konusunda kimse çaresiz değil... Ülkenin imkânları zaten çok fazla olmayan nüfusa yetip artıyor. Her şey bu kadar tozpembe olabilir mi? Mutlaka problemler var, ama bizim gibi ülkelerle kıyaslandığında İsveç gerçekten temel sıkıntılarını aşmış bir ülke... "Problem ne o zaman?" diye düşünmeden edemiyor insan. Neden durmadan depresyona giriyor bu insanlar? Neden İsveç''in köpekleri bile neden bu kadar arızalı?

Tam bilimsel bir cevap arasak karşımıza mutlaka karmaşık hesaplar çıkacak. Ama bence işin aslı bu kadar karmaşık değil. İsveç kadar gelişkin olmayan ülkelerin insanları her günlerini geçim mücadelesiyle, hayat gailesiyle, zorlukları aşma çabasıyla geçiriyor. Zor da olsa bu bir hedef... Hedefi olan insanlar, gidecekleri istikameti doğal olarak biliyorlar. Ruhun arızalandığı yer ise, istikametin belirsizleştiği noktada ortaya çıkıyor. Sadece İsveç''in sorunu değil bu, gelişmiş ülkelerin büyük bir kısmı bu insani arızaları yaşıyor. Amerika''nın sıradan şiddetle imtihanından daha önce sözetmiştim. Avrupa''nın büyük bir kısmında, Uzakdoğu''nun gelişmiş ülkelerinde geri döndürülmesi zor bir uyuşturucu salgını yaşanıyor.

Buna karşılık az gelişmiş dünya daha ziyade karnını doyurma, hayatını idame ettirme, hastasına ilaç bulma ve zorba yönetimlerin baskılarına karşı ayakta kalma mücadelesi veriyor. Onlar için bu ruh arızaları oldukça lüks...

Basit bir "Yoz Batı-Yoksul Doğu" kestirmeciliği peşinde değilim. Batı''da ve Doğu''da yaşanan her şeyi böyle kaba hatlarla çizilmiş bir tabloya uydurmaya çalışmak elbette doğru değil. Ama böyle bir analizin tümüyle anlamsız olduğunu söylemek de doğru değil...

Konuyu Batı-Doğu çatışmasından uzakta, modernlik başlığı altında tartışmaya açmak çok daha yararlı olacak diye düşünüyorum.

İsveç''in depresyondan muzdarip köpekleri bize mutlaka bir şeyler anlatıyor. Benim kanaatim o ki, modern dünyanın gelişmiş-azgelişmiş bütün toplumları onları anlamaya çalışmalı!