Bilinçsiz Tanrıtanımazlık

00:002/04/2007, Pazartesi
G: 28/08/2019, Çarşamba
Hüseyin Hatemi

“Asalet-i Vücûd”; Varlık ilkesi; bir postulat veya bir varsayım değildir, bir apaçıklıktır: -Ben; varolduğumu nereden bileyim? Belki de rüya görüyorum, rüyada kendimi var sanıyorum?- Rüya görmek için de var olmak gerekmez mi? Hiç''den ancak hiç doğar. Rüya gören olmazsa nasıl olur da rüya görülür?- Anladık anladık, bunun ardından sakın vaaz vermeye başlama lütfen! Diyelim ki kuşkuculuk bakış açısını bıraktım, şu halde “özdekçi” (materyalist, maddeci) oldum demektir!.. Vatandaşlık, işte en iyi cadde:

“Asalet-i Vücûd”; Varlık ilkesi; bir postulat veya bir varsayım değildir, bir apaçıklıktır: -Ben; varolduğumu nereden bileyim? Belki de rüya görüyorum, rüyada kendimi var sanıyorum?

- Rüya görmek için de var olmak gerekmez mi? Hiç''den ancak hiç doğar. Rüya gören olmazsa nasıl olur da rüya görülür?

- Anladık anladık, bunun ardından sakın vaaz vermeye başlama lütfen! Diyelim ki kuşkuculuk bakış açısını bıraktım, şu halde “özdekçi” (materyalist, maddeci) oldum demektir!.. Vatandaşlık, işte en iyi cadde: -önü-önsüzlüğü, sonu-sonsuzluğu madde

- Ben de “huvel-Evvelu v''el-Ahır!” diyorum. Şu halde Hilkat bakımından, “Yaradılış” konusunda, aramızda sadece söz farkı kalmadı mı? Benim “Allah” dediğime sen “madde” diyorsun.

- Elbette! Ne var ki Ben “doğa”ya bazı çağdışı direktifler bağlamıyorum, Sevgi ilkedir diyorum, çevre sevgisi, canlı sevgisi, insan sevgisi diyorum, gerisi fasafiso!

- “Çağdaşı direktif” bağlamıyorsan ve Sevgi''den söz ediyorsan, demek ki “madde” veya “doğa”nın Sevgi''ye yabancı olmadığını, “Sevginin kategorik emri”nin, yine Doğa''dan geldiğini kabul ediyorsun demektir. Ben de Allah''ın “Vedûd” ve “Rahman” olduğunu, “Rahîm” olduğunu söylüyorum. Şu halde aramızda yine “söz” farkından başka bir şey kalmadı. Cümlenin maksûdu bir, ammâ rivâyet muhtelif!

- Yok, aramızda doldurulmaz bir uçurum var! Sen Sevgiye sarık sardırıyor, Sevgi''nin kesin emri''nden söz ediyorsun, ben kuralsız-muralsız Sevgi diyorum, o kadar! Bu çağda, bu türbanlar ne oluyor? Kamusal alanın her türlüsünde türbanı yasaklamalı!

- İşte sen de “türban yasağı”ndan söz etmedin mi? Kurala gerek yoksa, bu yasak nereden çıktı?

- Ben “kurallara hiç ihtiyaç yoktur” demedim, “Sevgi, yasa koymaz!” dedim, yasayı (derin) Devlet koyar, Devlet de lâik olmalı, Sevgi ile Devlet''in sınırları çizilmelidir!

- Sözünün başında “Sevgi ilkedir” dememiş miydin? Şu halde Sevgi senin görüşüne göre kural koymakla ilgilenmediği için mi Sevgi''nin aczini Leviathan''ın (Hobbes) kapatması gerekiyor, yoksa Sevgi mi kendi dışındaki bir ilkeye yetki devri yapıyor? Bu takdirde de Sevgi''nin ilkeliği nereden kalıyor?

- Hiç düşünmemiştim amma herhalde şöyle olsa gerek: Sevgi, sevgi maskesi altında kin ve düşmanlığın kamu gücünü ele geçirmesini önlemek için koruyucu önlem alıyor.

- Nihayet sözde de birleştik! Şu halde “Lâiklik ilkesi” dediğin ilke, Sevgi görünümü altında eşitsizliğin, adaletsizliğin, zulmün, sömürünün kamu gücünü ele geçirmesini önlemek için kabul edilmesi gereken: “insanlık onurunda eşitlik ilkesi” ve bu temel ilkeye bağlı ilkeleri koruyucu bir ilkedir.

- Yok yok! Seninle birleşmeme imkân var mı? Bunun için senin İslâm''ı ya -en iyisi- tümüyle, ya da sadece cephesi korunmuş tarihî yapılar gibi adıyla alıkoyup içeriğini tamamen terketmen gerek! Dünyanın tüm saygın Pentagon, Beyaz Saray, New York, Tel Aviv bilim çevreleri bu öğütü verirken, hatta Ayan Hirsi Ali gibi saygın -Müslüman- bilinçli bir bilim kadının da katıldığı, Amerikan istihbaratı''nın örgütlediği bilimsel toplantıda Kur''an''ın -olabileceğini sanmadığım- çağdaş yorumu tasarlanırken, sen daha da bilimsel rölativizmi kabul etmiyor, çağdışı bir fundamentalizmde direniyorsun!

- Dinle ey gözüm! Sevgi maskesi ardından kamu gücünü ele geçirmeye çalışan “fundamentalistler”, Sevgi''nin tek noktadan ışıyan ve kaynayan temel ahlâk ilkelerini bir kenara atıp, insan yapısı olan yorum ve kurgularda direnenlerdir. Bu akım “ferisîlik” akımıdır. Bir de “Alemlerin Rabbi”ni, var olmaktan -hâşâ” çıkarıp kendi ırkının “markası” kıldığını hayal eden Sadukî Siyonist akım vardır. Bu iki akım günümüzde ittifak etmiştir. Bu güçlü ittifak, müslüman olmayan Dünya''ya Avrupa''ya, Türkiye''ye ve diğer İslâm ülkelerine “islam fundamentalizmi”ni hedef göstererek bu ad altında Evrensel Ahlâk ve Tabiî Hukuk''u Yeryüzü''nden silmek istemektedir. İslâm Alemi için çâre “ferisîlik” veya “sudukîlik” (ulusalcılık) değildir, rölativizm de değildir. Ufukta beliren büyük tehlike önlenebilir. Bunun tek çaresi de Mammon (Neocan) ittifakına karşı, bütün iğfal edilenlerin bilinçlenerek seslerini yükseltmeleri ve karşı koymalıdır.

- Önce şu türbanı önleyelim de!