
Sen eşinle birlikte salonda o dizinin en heyecanlı bölümünü izleyip çayını yudumlarken oğlun odasında beyaz üstünlüğüne inanan, Avrupa’nın göçmenlerden arındırılması gerektiğini düşünen “genç Hristiyanlar kulübü” isimli bir grupta dünyayı temizlemenin tek yolunun ölümden ve katliamdan geçtiğini savunan hararetli bir mesajına gelen tebrikleri kabul ediyor olabilir. Ben “oğlun” dedim ama oğlun o esnada bir kız olarak biri kız diğeri erkek bir çiftin poligamik eşlikçisi de olabilir.
“Saçmalama be, benim oğlum öyle şeyler yapmaz” mı dedin?
Unutma. Kahramanmaraş’taki cani katilin zavallı ve ahmak babası da öyle demişti. “Benim oğlum öyle şeyler yapmaz!” Ama o esnada oğlu, kız elbiseleri giyip bir çiftin poligamik sevgilisi olarak katliam planları yapıyordu. İnsanları nasıl öldüreceğini planlıyordu.
Emin misin senin oğlunun yahut kızının da böyle bir şey yapmayacağından?
İyi o halde. İnstagramda, X’de, veli gruplarında falan üzerine boca edilen “doğru çocuk yetiştirmek için çocuğu serbest bir ortamda büyütmek gerekir” konulu içeriklere hararetle katılıp “biz çok kötü eğitildik ya, ben çocuğumu böyle büyütmeyeceğim” demeye devam et.
Öğretmeni çocuğuna “ödevlerini yapsan arkadaşlarından geri kalmazsın aslında” dedi diye okul idaresine… Yahu ne okul idaresine? CİMER’e şikayet dilekçesi yaz da çocuğuna psikolojik şiddet uygulayan zalim öğretmen hakkında soruşturma açılabilsin.
Çocuunun dijital cehennemin kaçıncı katında meskun olduğunu sakın denetleme. Telefonunun şifresini bilme, sosyal medyasını takip etme, oyun saatlerini kısıtlama, asosyal olmasını önemseme, hiçbir şekilde takip etme onu. Çünkü serbestçe gelişmesi gerekiyor çocuğunun, özgürlüklerle donanmış olarak son derece özgür şekilde büyümesi gerekiyor.
Unutmadan. Şey de de ona: “Sana kimse bir şey yapamaz. Öğretmenin, müdürün, arkadaşın sana bir şey derse hemen bana söyle. Ben onun ağzının payını veririm, gerekirse döverim” falan diyerek oğlunun şehzade efendimiz, kızının prensesler prensesi gibi hissetmesini sağla ki çocuğun kendisini dokunulmaz biri gibi, tiran gibi, tanrı gibi hissetsin. Bir dediğini asla iki etme, hiçbir talebini reddetme ki çocuğun ilk reddedildiğinde bıçağı kaptığı gibi reddedene soksun. Bunu yapamazsa evde kendini kessin.
Öğretmeni, rehberlikçisi, idarecisi seni çağırıp “çocuğunuzun ciddi psikolojik sorunları var, tedavi görmesi gerektiğini düşünüyoruz” derse cevap belli: “Benim çocuğum tabii çok özel bir çocuk olduğu için…” diye başla ve reddet çocuğunun tüm psikolojik sorunlarını.
Çözüm belli: Onu sakın bir uzmana götürme. İlerde sicilinde çıkarmış falan diye inan. Böyle böyle çocuğun kimseyle iletişim kuramayan, hiçbir aidiyet geliştirmeyen, senden ve dünyadaki her şeyden nefret eden bir “hasta”ya dönüşsün ve imkân bulursa 12-13 kişiyi öldürerek erken final yapsın.
“Yok ya, ben bunların hiçbirini yapmıyorum ama bizim çocuk da çok özel biri işte, ne yapacağımı bilemiyorum” mu dedin? Hadi lan oradan.
50 yaşındayım. Gerçekten çok özel çocuklar gördüm. Biri mesela İTÜ’de bir fizik profesörünün dünya literatürüne girmiş tezindeki hesap hatasını tespit etmek için kendisine özel bir hesap makinesi tasarladığında 14 yaşındaydı. Bir diğeri benimle yazdıklarım üzerinden birkaç farklı sosyolojik temellendirme kullanarak çatır çatır tartıştığında 15 yaşındaydı. Senin çocuğun özel değil. Genel, genel.
Hiç zor görmemiş, (mecazen) hiç dayak yememiş, hiçbir talebi geri çevrilmemiş, sosyal oryantasyonu sıfır, şiddete meyyal, dijital bağımlı, aidiyetsiz çocukları bize “özel” diye yutturarak sadece kendinizi kandırıyorsunuz.
Türkiye’de bir eğitim sorunu var evet ama o sizin tarif ettiğiniz gibi bir sorun değil. Öğretmeni, veli ve öğrenci karşısında maymuna çeviren bir eğitim düzeni sorunumuz var. Bunu düzeltmeyen her bakan bu işin doğrudan sorumlusudur. Orası ayrı. Onu da çatır çatır yazıp konuşacağız elbette. Ama bugünkü derdimi “whataboutizm” yapmadan bir dinleyin ne olursunuz.
Türkiye’deki sorunun an itibariyle tam adı “eğitim” ya da “çocuk” sorunu değil, “anne-baba sorunu”dur. Çocuğunu denetlemeyen, onu özgür yetiştireceğim diyerek hayvanlaştıran, asgari nezaketi, insani terbiyeyi vermeyen, çocuğunu hiçbir durumda “haksız” saymayan anne babalar. Burası köprüden önce son çıkış. Efendimiz(s.a.v)’in “anneler efendilerini doğurduğunda…” dediği yere geldik. Hiç kimsenin sizi manipüle etmesine izin vermeyin. Hele çocuğunuzun bunu yapmasına asla izin vermeyin. Dijital cehenneme kaptırdığımız, kendini herkesten üstün sayan çocuklarımızın her biri olağan şüpheli. Her biri bir diğerinin canını nedensizce yakabilecek bir potansiyele erişebilir.
Allah rızası için kendinize dönüp bir bakın ve bir eksiğiniz varsa kolları sıvayıp yeniden başlayın. Unutmayın ki Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır.
Şimdi ötesini de konuşabiliriz işte. Ve konuşacağız da… Orasını da merak etmeyin.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.